Etiket: sağlık

  • Ter Kokusuna %100 Doğal Çözüm

    Ter Kokusuna %100 Doğal Çözüm

    Meme ve koltukaltlarımda senelerdir fibrokistlerim var, 6 ayda bir ultrasona giriyorum ve buna rağmen yıllar önce hangi akla hizmetse bir arkadaşımın ısrarı sonunda kısa bir süre koltukaltı deo-stick’lerinden kullandım. Ardından kistlerimde şişme ve ağrı oluştu, bıraktım ve tekrar asla kullanmadım, kullanmam. Zaten antiperspirant ürünlerden daima kaçan biri olmuşumdur. Deodorantım da asla pudralı olmamıştır. Terlemeyi önlemeye çalışmam, ter kokusunu önlemeye çalışırım.

    Benim fiziken duyarlılığım var ki bende hemen etki etti bu deo-stick. Şanslıyım yani bu yönden bakılırsa. Fakat siz benim kadar şanslı olmayabilirsiniz. Çünkü sizde herhangi bir kist yoksa vücudunuz sizi uyarmıyordur, siz de nasılsa sorun yok, bana bişey olmadı ya da olmaz mantığı ile bu sağlıksız şeyleri kullanmaya devam ediyorsunuzdur haliyle. Bu tip şeyler insanın başına aniden geliveriyor, ‘’bana uğramaz’’ demeyin, koltuk altlarınıza sürdüğünüz yapışkan şeyler konusunda inatlaşmayın.

    Terlemeyi önlemek uğruna gözeneklerinizi tıkayan, içerdiği paraben, alüminyum vb zararlı içeriklerle meme kanseri olmanıza sebep olan pudralı ya da sabunlu, yapışkan ve sürekli tekrarlama gerektiren deodorant, deo-stick ve roll-on’lardan uzak durun.

    Size onlardan çok daha sağlıklı bir önerim var; Crystal.

    Deo—stick’ten sonra oluşan şişme ve ağrıların ardından araştırmalarımın sonucu sağlıkçı bir arkadaşımızın da yönlendirmesiyle %100 doğal tuzlardan oluşan Crystal’i keşfettim. Eczanelerden de bulabilirsiniz fakat ben Gratis kozmetik mağazasından bulup almıştım, arkasında da kanser merkezleri tarafından onaylanmıştır yazıyordu.

    Koltukaltı, ayak ya da kokmasını önlemek istediğiniz başka herhangi bir yerinize de kullanabiliyorsunuz, tamamen doğal, zararsız ve sağlıklı.

    Terlemeyi önlemeye çalışmayın, terlemek sağlık demektir, onu önlemek ise her türlü hastalığa davetiye çıkarmak demek. Kokudur insanı rahatsız eden, kokuyu engellemek için ise Crystal ve benzeri tuz bazlı ürünler %100 doğal çözüm. Araştırın, amonyum alum içeren pek çok marka mevcut eczanelerde ve kozmetik mağazalarında.

    Crystal’in web sitesini incelemek isterseniz adres: www.thecrystal.com
    Ayrıca da bu ürünün tamamen vegan olduğunu belirtmeme gerek var mı bilmem. Bu ürün için hayvanlar üzerinde test yapılmıyor. Bu üründe hayvan kanı ve ahı yok 😊 Bunu yine kendi web sitelerindeki bir bölümden de teyit edebilirsiniz, buradan buyrun: www.thecrystal.com/pages/faq

    Tuzlanın da kokmayın. 😊

    Nilay Gündüz

  • Yas Danışmanlığı: Worden Modeli

    Yas Danışmanlığı: Worden Modeli

    Yas Danışmanlığı: Worden Modeli

    Yüzyılımızın kabuslarından biri olan korona dolayısı ile insanlar tanıdıklarını yitirmeye ve bu acıyla çoğu zaman aniden yüz yüze kalmaya başladılar. Bu konuda geçen gün karşıma çıkan bir yazının pek çok kişiye yardımının dokunacağını düşünerek sitemizde paylaşmak istedim. Umuyorum ki yasınızla başa çıkmanız konusunda ya da yas yaşayan sevdiklerinizi rahatlatabilmeniz konusunda bir nebze faydası olur. Umuyorum ki yasınız olmasın…

     

    Şengül Hablemitoğlu’nun 15 Mayıs 2017 tarihli yazısı:

     

    Yas danışmanlığının temel amacı; “geride kalan bireylerin ölen kişi ile bitiremedikleri ilişkilerini tamamlamalarına ve ölen kişiye veda edebilmelerine yardımcı olmaktır.” Kişiye özel yaklaşım ve uygulamalarla gerçekleştirilebilmekle beraber, ilke ve yöntemleri olan bir danışmanlıktır/mentorluktur. Yas danışmanlığı, Worden (2008)’nın belirlediği ilkeler doğrultusunda gerçekleştirildiğinde; bireyin yaşamını yeniden organize etmesi kolaylaşmaktadır. Birey yas sürecini tamamlamaya ilişkin görevlerini tamamlamadan yaşamın akışına dahil olmaya çalışsa da başarılı olamazlar. Ayrıca, bu ilkeler, yas sürecindeki danışanlara akut yas tepkilerinin üstesinden gelmelerinde ve yas süreçlerini çözümlemelerinde bireylere yardımcı olan danışmanlık süreci için de rehber olmaktadır. İlkeler;

    Kaybın gerçekliğini kabullenmeye yardım etmek

    Danışanlar, her ne kadar yaşamlarındaki birini kaybetmenin yarattığı olumsuzluklar nedeniyle yas danışmanlığı alsalar da yaşananların gerçek olmadığını ve kaybın gerçekleşmediğini düşünebilmektedirler. Bu durumda, kaybın gerçekleştiği ve ölen kişinin bir daha geri dönmeyeceğine yönelik farkındalığın bireye kazandırılması gerekmektedir. Kaybın yarattığı olumsuz duyguların etkilerine yönelik çalışmaya başlamadan önce danışanların bu gerçekliği tam olarak kabullenmeleri önemlidir.

    Kayba ilişkin duyguların fark edilmesine yardım etmek

    Yas sürecinde bireyler, değişken duygu durum, dysphoric-düzensiz duygu durum olarak da tanımlanabilen birçok duyguyu birlikte yaşayabilmektedirler. Bu süreçte ortaya çıkan en temel olumsuz duygular ise, derin üzüntü, öfke, suçluluk, korku, kaygı, çaresizlik ve yalnızlıktır. Dolayısıyla yas sürecinde danışanlar, yaşadıkları acı ve huzursuzluk nedeniyle ortaya çıkan bu duyguları tanımlamakta ya da ifade etmekte güçlük çekebilirler. Esasında, destek almak isteyen danışanların birçoğunun temel amacı yaşadıkları bu acıdan en kısa sürede kurtulmaktır. Ne var ki, yas danışmanlığının en önemli aşaması da danışanların yaşadıkları derin acıyı süreç içinde kabul etmelerine yardımcı olmak ve kayıp sonrası ortaya çıkan duyguları üzerinde çalışmalarını desteklemektir.

    Kaybedilen kişi olmadan yaşama devam etmeyi desteklemek

    Kaybın ardından, bireylerin mevcut rollerinin değişmesi, anne iken babalık rollerini üstlenmek, ev dışından çalışmıyorken bir işe başlamak gibi değişiklikler ve sorumluluk artışı doğaldır. Bu durumun normal olduğunu bireyin kabullenmesi, alışması hedeflenmektedir.

    Kayba yönelik bir anlam bulmaya yardım etmek

    Yas danışmanlığının en önemli amaçlarından biri de bireyin sevdiği insanın ölümüne yönelik bir anlam bulmasına yardımcı olmaktır. İnsanlar, sevdikleri kişinin neden öldüğüne ilişkin bir yanıt bulamadıklarında, ölümün gerçekleşme biçimine göre birtakım politik ya da sosyal etkinliklere yönelebilmektedirler. Bu tür etkinlikler, bireylerin, kaybettikleri bireylerin anlamsız ya da boş yere ölmediklerine inanmalarına yardım eder.

    Kaybedilen kişiye yönelik duygusal enerjiyi başka ilişkilere yönlendirmek

    Yas danışmanlığı sürecinde, bireyin yaşamını devam ettirmesi ve gelecekte yeni ilişkilere fırsat sunması için kaybettiği kişiye kendi yaşamında yeni bir yer açması önemlidir. Bu anı formasyonu olarak tanımlanmaktadır.

    Kayıp yaşayan bireye yas tutması için gerekli zamanı sağlamak

    Bireyin kaybına yönelik uyumunu sağlaması, ölen kişi ile olan temel bağlarını anı formasyonu ile dönüştürmesi ve normal yaşamına dönmesi için zamana ihtiyacı vardır. Diğer bir deyişle, yas zaman alır. Yas danışmanlığı sürecinde danışman, zaman gerekliliği konusunda danışanı ve gerekirse danışanın yakınlarını bilgilendirmelidir.

    Ölümle gerçekleşen bir kayıp yaşayan bireylerin yas sürecinde kırılgan oldukları ve fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal olarak yüksek dezavantajlılık riski taşıdıkları unutulmamalıdır. Yas danışmanlığına ilişkin, akademik alan yazın sınırlıdır, daha çok genel bilgiye dayalıdır. Nicel çalışmalar bulunmakla birlikte, meta analizlerine ihtiyaç vardır. İlk bakışta yas süreci, medikal bir yaklaşımla açıklanmaya çalışılmalı şeklinde düşünülse de özellikle çocuklar söz konusu olduğunda duygusal, bilişsel ve sosyal boyutları olan karmaşık bir yaşam olayıdır. Tabii ki, yasın başlangıcı ve ölüme bağlı koşullara göre; bireyin tepkileri medikal modellerle tanımlanıyorsa da yas sürecindeki yoksunluğun sosyal yönleri açıklanmaya muhtaçtır. Özellikle yas sürecinde gelişen psiko-somatik sonuçlar sosyal yaklaşımdan ayırt edilmemelidir. Elbette, ölümün sosyal yönü ile bireylerin ruhsal ve bedensel sağlığı üzerindeki olası etkisi bilinmelidir. Ölüm bireylerin yaşamında, geri dönüşü olmayan bir ayrılıktır. Ayrılık başka nedenlere de bağlı olabilir. Ancak, ölümden farklı ayrılıklar sonrasında tüm belirtileri ile bir yas tepkisinin gelişmesi beklenmez.

    Örneğin aile bireylerinden birinin askere gitmesi ile ortaya çıkan ayrılıkta ölüm gerçekleşmese bile, tehdidi sürer. ‘’Yas beklentisi’’ olarak adlandırılan bu sendrom bugüne dek, yas sürecinin gördüğü ilgiyi görmemiştir. Uzun bir hastalık sürecinden sonra gerçekleşen ölümlerde neredeyse yasın tüm aşamalarından (depresyon, ayrılan kimse ile aşırı uğraş, ayrılanın başına gelebilecek tüm ölüm biçimlerinin zihinden geçirilmesi ve buna uyum sağlayabilmek için yapılması gerekenleri düşünme) hasta kaybedilmeden önce geçilir. Bu tepkiler bireyi ani ölümün etkisine karşı korusa da yeniden bir araya gelindiğinde olumsuz etkileri olabilir. Tüm bunlar dikkate alınarak değerlendirildiğinde, yas sürecinin tüm boyutları ile bireyler üzerindeki etkilerinin açıklanması önemlidir. Konuya ilişkin alan yazına katkı sağlaması beklenen araştırmaların artmasını ve sosyal destek kapsamında ‘’yas danışmanlığı’’nın ayrı bir çalışma olduğunun kabul edilmesini dilemekten başka, önümüzde şimdilik başka bir seçenek bulunmuyor.

    Yararlanılan Kaynak: Worden, W., (2008) Grief Counseling and Grief Therapy, Fourth Edition, Springer, Pub. Com., New York.

    Kaynak: https://www.linkedin.com/pulse/yas-danışmanlığı-worden-modeli-şengül-hablemitoğlu

    Nilay Gündüz

  • Maske Kaynaklı Akne Olan ”Maskne”

    Maske Kaynaklı Akne Olan ”Maskne”

    Korona virüsün hayatımızı yakında terk etmeyeceği gerçeğini göz önüne aldığımızda virüsün yayılımını engellemek için maske kullanımının gerekli bir önlem olduğu aşikar. Sorumluluk sahibi insanlar olarak her ne kadar bize yabancı olsa ve bizi rahatsız hissettirse de hem kendimizin hem de başkalarının sağlığını korumak görevimiz. Ancak bu maskelerin sebep olduğu, özellikle de uzun süreler takılmaları durumunda sosyal medyanın “Maskne” adını taktığı sizin ve benim maske kaynaklı akne dediğimiz yan etkileri de mevcut.

    Maskne Nedir?

    Maskne birkaç farklı sebepten dolayı meydana gelebilir:

    • Maskenin sürtünmesinden kaynaklı tahriş,
    • Nefes alma kaynaklı nemli ortam,
    • Kaçınmanın mümkün olmadığı terli, yağlı ve bakterili bir ortam,
    • Tıkalı gözenekler.

    Maske kaynaklı akne aslında işlerinin gereği uzun süreler maske takan sağlık profesyonellerinin karşı karşıya olduğu bir problemdir ve yeni değildir ancak şu an hepimiz maske taktığımız için sorun şiddetlenmiştir. Maskne sonucunda etkilenen yüz alanı esas olarak burun çevresindeki deri, çene ve ağızdır. (Maskeyle örtülü olan tüm alan.) Ve esas problem şu ki bu alanlar yüzün en narin kısımları olduğu için sadece daha fazla akne vakası görülmekle kalmıyor aynı zamanda duyarlılık, ağrı, dermatit ve gül hastalığı gibi deri alevlenmelerinde de artan bir risk söz konusu oluyor.

    Maskne’ye yakalanmaktan nasıl korunurum?

    En belirgin cevap maske takmayı tamamen bırakmak olacaktır ancak olayların seyrini göz önüne aldığımızda bunun mümkün olmadığı ortadadır. Bu da tahrip edilmiş cildimizi korona virüsten önceki haline getirmek için birtakım koruyucu önlemler almamız gerektiği anlamına gelmektedir.

    Neyse ki bu durumla alakalı olarak yapabileceğimiz bir şeyler hala mevcut:

    Maskenin yüzünüze iyi oturduğundan emin olun

    İlk ve en önemli konu taktığınız maskenin yüzünüze uygun olması bir zorunluluktur. Bu sadece sinir bozucu mikropların içeri ve dışarı doğru hareketini engellemek için değil aynı zamanda maskenin yüzünüze tam olarak oturması, daha az hareket olacağından sürtünmeyi engellemek için de gereklidir. İdeal olanı, maskenin ağzınız ve burnunuzu saracak büyüklükte olması ve kenarlarda hiçbir boşluk kalmamasıdır. Eğer nispeten küçük bir kafanız varsa maske kenarlarındaki boşluklar ümit ettiğinizden fazla olabilir.  Bu genellikle maske iplerine ya düğüm atarak ya da bazı maskelerde bulunan ayarlanabilme özelliğiyle değiştirerek giderilebilir. Diğer yandan bir maske asla çok sıkı olmamalıdır çünkü rahatsızlık verir ve tahriş edebilir.  Ayarlanabilir bağcıkları ve burun köprüsünün üzerine oturacak şekilde bükülebilir kısmı olan nefes alabileceğiniz yumuşak ve katlı bir kumaş seçin. (Pamuk ve yıkanabilir ipek iyi seçenekler olabilir.)  Eğer gözlük takıyorsanız buğulanma problemine sebep olmaması da gerekir.

    Maskenizi düzenli olarak yıkayın ve değiştirin

    Maskeniz yüzünüzle her temas ettiğinde yağ, ter ve tükürük bulaşır. Bu kiri ılık ve nemli bir çevreyle ele aldığınızda bakterilerin üremesi için oldukça elverişli bir ortam olacaktır. Aynı şekilde bir iç çamaşırını iki gün üst üste giymemeniz gerektiği gibi (umarım yapmıyorsunuzdur!) maskenizi de üst üste iki gün giymemelisiniz. Eğer tek kullanımlık maskelerden kullanıyorsanız onları düzenli olarak değiştirmeniz çok önemlidir. Eğer daha çevre dostu seçeneklere yöneliyorsanız da kullanıyor olduğunuz maskenin gün sonunda yıkandığından emin olmalısınız.

    Diğerleri yıkandığında değiştirerek kullanabileceğiniz birkaç adet maske alın ve bunları çantanızda ya da cüzdanınızda taşırken çapraz bulaşma riskinden korumak için ayrı ayrı poşetlerin içinde taşıyın. Eğer hassas bir cildiniz varsa çamaşır deterjanı olarak kokusuz ve yumuşak olanları tercih edin ve tabii ki yumuşatıcı kullanmayın.

    Temizleyici, tonik ve nemlendirici kullanın

    Maskenizi olabildiğince temiz tutmanız gerektiği için yüzünüzü de temiz tutmanız önemlidir, o sebeple daha önceden temizleyici, tonik ve nemlendirici rutininizde daha gevşek davranıyor olsanız da artık cilt bakımınızı daha fazla önemsemenizin vakti geldi. Eğer korkutucu bir masknemizin olmasını istemiyor ve bundan kaçınmaya çalışıyorsak hem sabah hem de gün sonunda iyi bir cilt temizliği rutinine sahip olmamız önemlidir.

    Sabahları – Maskenizi takmadan önce güne temiz bir ciltle başlamanız önemlidir zira diğer türlü kir altta saklanmış olarak kalacak ve bu da gözeneklerin tıkanmasına sebebiyet verecek ve cildinizde sıkıntılara yol açacaktır. Geceden kalma kiri temizlemek için hafif bir temizleyici kullanın ve ılık bir suyla yüzünüzü nazikçe yıkayın. Daha sonra kapalı gözenekleri açmak ve cildinizin pH dengesini sağlamak için bir tonik kullanarak yüzünüzü silin. Bir nemlendirici olarak da cildinizle maske arasında koruyucu bir bariyer kurması ve cildinizi gün boyu nemli tutması için içeriğinde seramidler, hyaluronik asid ve dimetikon içeren bir ürün seçmeye dikkat edin.

    Gece – Maskenizi gece çıkardığınızda öncelikle ilk izleri temizlemek daha sonra da cildinize derinlemesine nüfuz etmiş kirin izlerini yok etmek için iki aşamalı bir temizlik yapmanız gerekmektedir. Yüzünüz daha duyarlı bir hale geleceği için yüzünüzü temizleyip suyla duruladıktan sonra daha fazla tahrişi engellemek için nazikçe kurulayın. Her zaman olduğu gibi toniğinizi yaptıktan sonra cildinizin kaybettiği nemi ona geri vermek için iyi kalite bir nemlendirici kullanın.

    Haftada iki kere –  Cildinizin alt katmanlarına nüfuz etmiş kir ve bakterilerden kurtulmak için cilt bakım rutininizin bir parçası olarak hali hazırda haftada bir kez yüz maskesi yapmanız faydalıdır. Ancak şu anda fazladan bir maske daha takmaktasınız ve bu uygulamayı haftada iki kereye çıkarmak cildinizi rahatlatmanız ve maskneye karşı bir önlem olması açısından daha akıllıca bir hareket olabilir.

    Makyaj Yapmayın

    Eğer cildinizdeki lekelerden şikayetçi iseniz bunları kapatmak istemeniz gayet anlaşılabilir bir durumdur ancak makyaj sadece problemi büyütür ve kısır döngünün bir parçası olur.

    Bir maskenin altına makyaj yapmak daha da kötü sonuçlara yol açar zira cildinizin havasız kalması ekstra ter ve yağ ile birleşince gözeneklerin tıkanması ve dolayısıyla da cildinizle ilgili daha fazla sıkıntı kaçınılmaz olur.  Aynı zamanda makyajın kendisi özellikle de ağır bir şekilde yapıldığında maskenizi kirletir ve bu da tam olarak kaçınmanız gereken, bakteriler için cennet gibi bir ortam olur.

    Eğer uzun süreler maske takmanız gerekecekse ideal olanı makyaj yapmamanızdır fakat bu durum kendinizi çok garip hissettirecekse daha hafif ürünler kullanın ve makyaj temizleme rutininizi son noktaya kadar yaptığınıza emin olun

    Bu basit ipuçlarını uyguladığımızda ve gerektiğinde maske kullandığımızda korkutucu bir maskneden çekinmemiz için bir sebep kalmayacaktır.

    Nilay Gündüz

  • Lazer Epilasyon Nedir? Neler Lazer Epilasyon Değildir?

    Lazer Epilasyon Nedir? Neler Lazer Epilasyon Değildir?

    Lazer epilasyon Dünya Sağlık Örgütü’nün onayladığı kalıcı epilasyon yöntemidir.
    Tıbbi bir uygulama olduğu için lazer yalnızca doktor olan merkezlerde uygulanabilir.
    Kuaför ve güzellik salonlarında lazer epilasyon yapılması sakıncalıdır!
    Kuaför ve güzellik salonlarında uygulanan IPL yani fotoepilasyon cihazları lazer değildir!
    Bazı markaların evlerde laser epilasyon adı altında sattıkları cihazlar da yine aynı şekilde laser değil fotoepilasyon cihazıdır ve tüyleriniz bir süre sonra yeniden çıkacaktır, yani ağda ve benzeri yöntemlerden farkı yoktur.
    IPL’nin dalga boyu sabit olmadığı için lazer cihazları gibi etkili ve güvenli değildir.
    Kimi zaman haberlere yansıyan ”Lazer epilasyondan yüzü yandı” ”Lazer epilasyondan bacağı yandı” şeklindeki haberler de genelde tıbbi bilgisi olmayanların çalıştığı güzellik salonlarında meydana gelmektedir.
    Gittiğiniz yer bir kuaför ya da güzellik merkezi ise orada lazer adı altında size uyguladıkları şey kandırmacadan ve para tuzağından başka bir şey değil anlayacağınız.
    Paranızı ve sağlığınızı riske atıyorsunuz.
    Kendinizi doktorların açtığı tıbbi merkezlere emanet edin ve gerçek lazer cihazlarıyla epilasyonunuzu yaptırın ki kalıcı olsun.
    Kuaförlerin ve güzellik salonlarının ucuza yaptığı fotoepilasyona ne sağlığınızı ne de paranızı kaptırmayın.
    Üç kuruşluk tüm vücut epilasyon kampanyaları yapan yerlere ise kesinlikle güvenmeyin.
    Dünyada 3 tip epilasyon lazeri vardır:
    *Alexandrite Lazer
    *Nd-Yag Lazer
    *Diod Lazer
    Alexandrite lazer ile gövde kıllarında 4-5 seans gerekmektedir ve seans araları 2 aydır.
    Lazer epilasyon gibi bir rahatlık varken inanın elinizde cımbızla, ağdayla, epilatörle vs vs saçma sapan şeylerle dolaşmanıza hiç gerek yok artık günümüzde.
    Hangi şehirden olursanız olun kendinize doktorlara ait bir lazer merkezi bulun ve kıl-tüy problemlerinizden kurtulun.
    Kadın ya da erkek farketmiyor bu arada bunu da belirteyim.
    Bunun dışında tüylerin elbette ki sarı gibi açık renkte olmaması gerekiyor çünkü kıl ve tüyler ne kadar kalın ve koyu renkse, lazer epilasyon o kadar iyi ve kısa zamanda sonuç veriyor. Yani sarışınlar için kötü haber; ağda, epilatör ve cımbıza devam.
    Nilay Gündüz