Kategori: Kahve

  • Kahve Severler İçin Evde Kahve Demleme Yöntemleri

    Kahve Severler İçin Evde Kahve Demleme Yöntemleri

    Kahve severler için kahve kültürünün en keyifli yanlarından biri o kahveyi evde hazırlama kısmıdır. Sabah herhangi bir çeşit kahve içmeden güne başlayamayanlar için biraz kahve demleme yöntemlerinden bahsedelim.

    Kahve deyince tabi ki gerçek kahve severler kaynar suya atılıp eriyen granül kahvemsilerden bahsetmediğimi anlamıştır. Bu yüzden bu yazımda gerçek kahve demleme yöntemlerinden bahsedeceğimi özellikle belirtmek istiyorum.

    Dünya kahvelerine sizlere şu yazımda değinmeye çalışmıştım. Damak zevkinize göre bir kahve çekirdeği çeşidini seçmekle işe başlayabilirsiniz. Sonraki aşamada demleme yönteminize uygun olarak iri, orta veya ince taneli öğütme kararınız önemli. Çünkü örneğin ince öğütülmüş bir kahveyi French Press’te demlemeniz o kahveden yeterli verimi almanızı engeller. Suyun sıcaklığı, eklenme şekli ve demleme süresi de kahvenin tüm lezzetini etkileyen etmenler. Ayrıca kahvenizi ya evde kendiniz öğütün ya da dışarıdan öğütülmüş olarak alın ama evinizde öğütecekseniz kullanacağınız kadarını öğütün, dışarıdan öğütülmüş alacaksanız da az miktarda alın çünkü kahve taze öğütülmüş içilirse lezzetine varılır, bayatladıktan sonra lezzet kaybına uğrar.

    Şimdi gelelim kahveyi demleme yöntemlerine.

    French Press

    Bu yöntemle kahve demlerken ihtiyacınız olan kahve iri öğütülmüş olmalı. Daha önce şuradaki yazımda French Press ile nasıl doğru kahve demleyebileceğinizi anlatmıştım. Fakat yeniden bahsedecek olursam şöyle özet geçeyim;

    Öğütülmüş kahvenizden damak zevkinize göre miktarda french press’inize koyun ve kalan kahvenizi ağzı hava geçirmeyecek şekilde kapanabilen bir kapta saklayın. French press’e suyu eklemeden önce kahvenize bir tutam tuz atın. Peki neden tuz? Çünkü kahvenin acılığını dengeler ve lezzet artırıcı etkisi vardır. Şimdi gelelim suyu kaynatmaya. Suyun sıcaklığı mükemmel bir kahve için çok önemli. Eğer olması gerekenden çok kaynar hale getirirseniz kahve çekirdeklerinizi bozar. Çok soğuk kalırsa kahveniz zaten bir şeye benzemez. Kahve yapmadaki amaç bazı uçucu yağları ortaya çıkarmak ve kahveden bu yolla keyif ve tat alabilmek. Bunun için de en uygun su sıcaklığı 80-90 derece arası. Çekirdeklerin kavrulmasını önlemek için suyun kaynamasını bekleyin ve kaynamaya başlama anında ocaktan alın, 15 saniye kadar bekletin, bu sürede dinlenmiş suyu yavaş yavaş french press’inizde bekleyen kahvenizin üzerine dökün. Karıştırma için kesinlikle metal kaşık ya da karıştırıcı kullanmıyorsunuz, çünkü kahvenizin tadını gerçekten de metalik hale getiriyor. Tahta kaşık ya da karıştırıcı kullanın mutlaka. Kahvenizin demlenmesi için 3-4 dakika bekletin ki ne kadar bekletirseniz o kadar uçucu yağ ortaya çıkacaktır. Fakat 4 dakikadan fazlası da bu işlem için gereksiz oluyor. Zira çıkması gereken tüm yağlar zaten 4 dakikada çıkmıştır. Demleme süresinin bitiminde french press’inizin pistonunu yavaş yavaş aşağı indirin. Hızlı yaparsanız yağ üste çıkar ve lezzet bozulur.

    Moka Pot

    Kullanmanız gereken kahve ince çekilmiş olmalı. Çevirerek ikiye ayrılan Moka Pot’un içinde bir de kahve filtresi bulunuyor. Alt hazneye soğuk suyunuzu koyuyor, filtreye ihtiyaç kadar kahveyi ekliyor ve alt haznenin üstündeki yerine yerleştiriyor, üst hazneyi de çevirerek üzerine kapatıyorsunuz. Ocağın en küçük olan kısmında en kısık ateşte suyun yavaş yavaş demlenip üstteki hazneye geçmesi bitene kadar bekleyin ve alt kısım susuz kalıp yanmadan Moka Pot’u ocaktan alın.

    Chemex

    Bu yöntemde iri öğütülmüş kahveye ihtiyacınız var. Chemex için 30 gram kadar kahve ve 510 gram kadar su gerekiyor. Suyu yine 80-90 derece arasında kaynatın, filtre kağıdını Chemex’in ağzına yerleştirin, kağıt tadını biraz olsun yok edebilmek için filtreyi ıslatarak kullanmanızı öneririm. Kahveyi filtreye koyun ve kaynamış suyu sakın bir anda boca etmeyin, 30 saniye kadar dinlendirip yavaşça ekleyip önce kahveyi ıslatıp dinlendirin, sonra 30 saniye kadar daha bekleyin ve kahveyi karıştırıp biraz daha su ekleyin. Bu şekilde dinlendire dinlendire kalan suyu ekleyerek kahvenizi hazırlayın.

    Aeropress

    Bu yöntemle kahve demlemek için iri öğütülmüş kahve gerekiyor. 1 kişilik için 15 gram kahve ve 225 gram kadar suya ihtiyacınız var. Filtre kağıdını filtre başlığına yerleştirin ve sıkıca kapayın. Aeropress’in altında bir kupa koyup filtre kağıdını sıcak suyla ıslatın ve bu suyu dökün ki kağıt tadı azalsın bir yandan da kupa ısınsın. Kahveyi filtreye koyup hafifçe sallayarak kahveyi düzleyin. Üzerine 80-90 derece kadar kaynamış suyun yaklaşık 5’te 1’i kadarını dairesel hareketlerle yavaşça döküp 30 saniye kadar bekleyin. Göz göz balonlar oluşmaya başlayacaktır. Kalan suyu Aeropress’teki 3 seviyesini geçmeyecek şekilde üzerine ekleyin. Karıştırma çubuğu yardımıyla sağa sola ve yukarı aşağı hareket ettirerek 10 saniye kadar karıştırın. İtici pistonu üzerine yerleştirip iki elinizle dengeli şekilde aşağı bastırın. Demleme işleminiz 2 dakikayı pek geçmesin. Önceden ısıttığınız kupada kahvenizi içebilirsiniz. 1’den çok kişi için Aeropress’in altına kupa yerine cezve koyarak ve kahve ile suyun miktarını kişi sayısına göre artırarak kahvenizi demleyebilirsiniz.

    Hario V60

    İnce veya orta öğütülmüş kahve kullanılan bir yöntem Hario V60. Yine 80-90 derece arasındaki suyla kağıt filtrenizi ıslatıp kağıt tadından kurtulun ve kupanızı da yine bu suyla ısıtıp suyu dökün. 1 kişi için 15 gram kahve ve 250 ml su yeterli. Kağıt filtreyi V60’a yerleştirin ve V60’ı da bir kupanın üzerine sabitleyin. Kahveyi kağıt filtreye koyun ve hafif sallayarak üzerini düzleyin. Yine suyun 5’te 1’i kadarını kahveye yavaşça dökün ve 30 saniye kadar bekletin. Baloncuklar oluşmaya başlayacak ve kalan suyu dairesel hareketlerle üzerine yavaş yavaş dökmeye devam edeceksiniz. Bu şekilde 30 saniye dinlendire dinlendire kahvenizi 3 dakika içinde demlemeyi bitirin. 1’den çok kişi için V60’ın altına kupa yerine cezve koyarak ve kahve ile suyun miktarını kişi sayısına göre artırarak kahvenizi demleyebilirsiniz.

    Cezve

    Türk kahvesi olmadan olur mu? 1 kişilik için 1 tatlı kaşığı kahveyi ve 1 fincan soğuk suyu cezveye koyuyoruz. Sade içmek ayrı zevk fakat şekerli sevenler orta kahve için 1 küp ya da 1 tepeleme çay kaşığı şeker ekleyebilir. Kahveyi karıştırın ve en küçük ocakta en kısık ateşe koyun. Kaynayıp taşmadan altını kapatıp fincana koyarak içebilirsiniz.

    Evde kahve demleme yöntemlerinden benim değineceklerim bu kadar. Farklı yöntemlerden bahsetmek isteyenler yoruma fikirlerini bırakabilirler. =)

    Nilay Gündüz

  • Dünya Kahveleri

    Dünya Kahveleri

    Kahve çekirdeklerinin çoğu doğal kahve bitkilerinden elde edilir. Bunlara ek olarak melez bitkilerden elde edilen çekirdekler de vardır. En çok tercih edilen 2 ana tür; Arabica ve Robusta’dır. Bunların yanına çok tercih edilmeyen bir ana tür olarak Liberica da eklenebilir.

    Kahve paketleri üzerinde ülke isimlerinin ön plana çıkmasının sebebi kahvenin lezzetini coğrafi özelliklerin bir hayli etkiliyor olmasıdır.

    Arabica’nın kafein oranı düşük, aroması yüksektir ve piyasadaki birçok kahve bundan elde edilir. Yüksek yerleri seven bir bitkidir ve özel bakım gerektirir. Çeşitliliği en fazla kahve türüdür.

    Robusta’nın kafein oranı yüksektir ve acı bir kahvedir. Bu yüzden espresso ve kahveli ürünlerin yapımında tercih edilir. Sert bir kahve olduğu için midede yanma yapabilir.

    En az kafein oranına sahip Liberica’nın üretim ve satış hacmi düşüktür. Çok tercih edilen bir tür değildir. Yetiştiricilerin ve girişimcilerin bu çeşidin ticaretini zaman kaybı olarak görmesinden dolayı genelde suda eriyen vasat granül kahvelerin yapımında kullanılır ve piyasada bulabileceğiniz en ucuz kahveler genellikle Liberica’dan yapılır.

    Kahve çeşitli aroma ve lezzetlere sahiptir. Tattığınızda lezzetin, kokladığınızda da aromanın farkına varırsınız. Bu açıdan kahve büyülü bir dünyadır. Kahvenin büyülü bir dünya olduğunun kanıtlarından bir diğeri ise ana türler, yetiştiği ülkeler, ülkelere göre bölgeler açısından çok çeşitli varyetelere ayrışıyor oluşudur. Kafaları çok karıştırmamak adına burada çok fazla varyetelere girmeyeceğim.

    Ülke isimlerine göre ayrışmış kahve çeşitlerinden bahsedecek olursak ismi en çok duyulanlar şunlardır;

    Etiyopya Kahvesi: Arabica çeşidinin keşfedildiği yerdir ve kahvenin doğum yeri olarak adlandırılır. Bu yüzden kahve denince en çok akla gelen ülkelerden biri Etiyopya’dır. Ülke içerisinde sezondan sezona ve bölgeden bölgeye kahve tadı değişebilir. Genellikle keskin tadı ve kokusu olur. Meyvemsi ve çiçeksi lezzetlere sahiptir.

    Yemen Kahvesi: Çikolata ve baharat lezzetleri barındırır. Diğer kahve çekirdeklerine göre daha küçük çekirdeklerden oluşur. Yoğun aroması vardır. Ülkede ilk kahveler 1450’li yıllarda Sufi rahipleri tarafından toplanmıştır. Yemen kahvesi çekirdekleri genellikle organik olarak yetiştirilen kahve çekirdekleri anlamına gelen “Yemen Mocha” ismiyle adlandırılır. Mikro klima bölgelerinde teraslı dağlık bölgelerde yetişir. 

    Guetamala Kahvesi: Asiditesi düşük, içimi yumuşaktır. Çiçek, baharat ve narenciye aromalarına sahiptir. Guatemala’nın farklı iklimli yapısı Guatemala kahvesinin farklı tatlar almasına neden olmuştur. Her bölge kendi yetişme koşullarını ve mikro iklimini içinde barındırır. Bu kahveler doğal gübre ile korunur. Bu bölgenin kahveleri lezzeti açısından ceviz ve çikolatayı andırır. Guatemala’nın iklimi çok yağışlıdır ve nem oranı yüksektir. Bu yüzden çiftçiler kahveleri ıslak işlem yöntemi ile işlemektedirler. Bu da kahvenin doğal asitliğini ortaya çıkarmaktadır. Guatemala kahvesi acı kakao, sütlü çikolata, fındık tatlarını içinde barındırır.

    Brezilya Kahvesi: Dünya kahve üretiminin %60’ını karşılamaktadır. Ülkede hem Arabica hem Robusta çekirdekleri yetiştirilirken, dünya çapındaki espresso çekirdeklerinin büyük çoğunluğu Brezilya’dan temin edilir. Brezilya kahvesi genellikle düşük asitlidir. Kremamsı bir gövdeye sahiptir, ağızda tatlı bir lezzet bırakır. İyi kalitedeki Brezilya kahveleri çikolata, ceviz ve bademe uzanan tatlar içerir. Daha yüksek yerlerde, nitelikli kahve olarak yetiştirilen çekirdekler ise hafif limon tadı ve  başka meyvelerden esintiler içerebilir. Brezilya kahvesi nadiren asitlidir.

    Dominik Kahvesi: Yüksek aromalı ve sert bir kahvedir. Ülke içinde çok sık tüketilmesi nedeniyle dışarıya satışları kısıtlı tutuluyor. Bunda yöre kahvesinin en iyi sert kahveler arasında yer alması da etkili olmakta. Dominik Cumhuriyeti de bulunduğu coğrafi konum ve iklimi dolayısıyla en iyi organik kahve çekirdeklerinin yetiştiği ve en zengin aromalı kahvenin üretildiği ülkelerden biridir.

    Peru Kahvesi: Asidi düşük, aromatik özelliktedir. Otantik küçük çiftliklerde ve yüksek dağların eteklerinde yetiştirilen kahveler kalitelerine göre daha güçlü aromatik özellikler göstermektedir. Oldukça yumuşak bir içime sahip olan Peru kahvesi, karamel ve tarçın lezzetleri ve yeşil elma, kiraz, narenciye aromaları barındırır.

    Kolombiya Kahvesi: Devlet tarafından kalite kontrolü yapılarak üretilmektedir. Üretilen bölgenin yüksekliği değiştikçe aroması da değişir. İçimi yumuşak, asit oranı dengeli bir kahve türüdür. Meyve, fındık, çikolata ve narenciye lezzetlerine sahiptir. Kahve üreticileri hasat mevsimi geldiğinde kahve bitkilerini her on günde bir kontrol etmektedirler. Bu süreçte en iyi kahve çekirdekleri toplanmakta kalanlar ise olgunlaşmaya devam etmektedir. Bir diğer toplama yöntemi ise şerit toplamadır. Bu yöntemde olgunlaşıp olgunlaşmadığına bakılmaksızın tüm kahve çekirdekleri toplanır.

    El Salvador Kahvesi: Güçlü ve yoğun bir aroması vardır. Asit oranının oldukça az olması ile de çok tercih edilir. Genel olarak turunçgiller ile öne çıkan bir tadıma sahiptir. Yetiştirildiği yüksekliğe göre kahve çekirdeklerinin kalitesi artmaktadır. 

    Kosta Rika Kahvesi: Yüksek rakımlı yerlerde yetişir. İçimi yumuşaktır. Lezzetli bir aromaya sahiptir. Sahip olduğu tatsal özellikler üretildiği bölgeden ziyade deniz seviyesinden ne kadar yüksek bir konumda yetiştirildiğine göre değişkenlik göstermektedir.

    Ruanda Kahvesi: Organik olarak yetiştirilen Ruanda kahvesi, daha yumuşak bir içime sahiptir. Aynı zamanda meyve ve çiçek gibi kokuları da içinde barındırır. Ülkenin güneyinde yer alan Maraba bölgesinde yetiştirilen ve adını bu bölgeden alan kahvesi ile öne çıkar. Maraba kahvesi ayrıca bira mayalanmasında kullanılır. Bu kahve; meyve, çiçek aromaları ve narenciye tatlarına sahiptir.

    Meksika Kahvesi: Kahve piyasasında önemli bir yere sahip olan Meksika, yoğun tada sahip kahveler üretir. Koyu kavrulduğu zaman oldukça belirgin bir aroma ve derin bir tat sunabilen Meksika kahvesi ağırlıklı olarak harmanlarda kullanılır. Yüksek rakımlarda yetiştirilen Meksika kahveleri “Altura” olarak sınıflandırılmakta ve işaretlenmektedir. Altura, İspanyolcada “yükseklik” anlamına gelir ve Meksika kahvesini tarif eder. Ayrıca kahlua likörü de Meksika’da yetişen bu kahvelerden yapılır. Harika aroması, sert asidite oranı ve derin tadı ile bilinen Meksika kahvesi, Guetamala kahvesine eş değer özellikler göstermektedir.

    Endonezya Kahvesi: Kahve ihracatının %25’i Arabica ve %75’i de Robusta çekirdeklerinden oluşmaktadır. Endonezya’da yetişen Arabica çekirdekleri düşük asidite ve dolgun gövdeye sahiptir. Bu nedenle yüksek asiditeli Orta Amerika ve Doğu Afrika çekirdekleri ile harmanlanarak ideal bir tat aralığı yakalamak mümkün olabilmektedir. En kaliteli Endonezya kahvesi hoş, zengin tada sahip ve düşük seviyede de olsa hissedilebilir asitliği, en kötü kahvesi ise tam tersi hoş olmayan bir sertlikte ve küfsü kokusu ile bilinir. Genel yapısı itibari ile toprağımsı bir tada sahiptir. Aynı zamanda dünyanın en pahalı kahvesi de burada üretiliyor: Kopi Luwak yani Misk Kedisi Kahvesi. Bu kahvenin özelliği, Sumatra adasında yaşayan Palmiye Misk Kedisinin, yediği kahve çekirdeklerini dışkılaması ile elde edilmesidir. Burada şunu da belirtmekte fayda var; bu kahveyi üretebilmesi için bu hayvanlar kafeslere hapsedilmiş olarak yaşatılıyorlar ve hemen hepsi de zamanla bu tecrit edilmişlik, yalnızlık ve sevgisizlik sonucu ciddi psikolojik bozukluklara ve sağlık sorunlarına sahip oluyorlar. Yani dünyanın en pahalı kahvesini üretmenin yolu hayvan istismarından geçiyor. İlgili videoya buradan ulaşabilirsiniz.

    Nikaragua Kahvesi: Yetiştirildiği bölgeye göre aroması farklı olabilir. Zararlı tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilen bu kahveler, içerdiği karışık tatlarla kahve severlere sıra dışı bir deneyim sunar. Basit bir asit oranına sahip Nikaragua kahveleri en lezzetli kahveler arasındadır. Yumuşak ve asiditesi düşük olduğu için koyu kavurma ve harmanlamaya uygun kahvelerdir. Lezzetli ve hoş bir tada sahiptir, kırmızı meyve ve çikolata tatlarının birleşiminden oluşan dengeli bir içim lezzeti sunar. Kahve yudumlarında vanilyanın ve fındık lezzetinin de tonları bulunmaktadır. Hem espresso hem de filtre kahvelerde mükemmel sonuç verir.

    Honduras Kahvesi: Üretimi yüksek bölgelerde yapılan bir kahvedir. Bin ile bin altı yüz metre arasında yetişmektedir. Bu da onun mineral ve besin kaynağı bakımından zengin, aroma bakımından sert bir kahve olmasını sağlamıştır. Oldukça yumuşak ve parlak bir görünüme sahip olan Honduras kahvesi yetiştiği bölgeye göre çikolata, narenciye, meyve, karamel, fındık, bal gibi farklı tatlar alır. Asiditesi dengelidir. 

    Kenya Kahvesi: Kenya’nın yüksek yaylalarında yetişen kahve asitlik açısından parlak ve kokulu bir aromaya sahiptir. Kenya kahvelerini içerek meyve tadı da alabilirsiniz. Ülkenin konumu yılda iki hasata izin verir. Hasat sırasında hastalıklı ve zarar görmüş kahve taneleri ayrılır. Sağlıklı mahsül otuz altı saate varan bir fermantasyon sürecinden geçirilir. Bu aşamanın amacı kahve tanelerinin üstünde biriken sümüksü ve şekerli tabakadan kurtulmaktır. Bu adımdan sonra mahsüller kurutularak öğütülmeye gönderilir.

    Vietnam Kahvesi: Ülkenin güney yarısındaki küçük ekili alanlarda genellikle Robusta kahvesi olarak üretilir. Ancak hükümet, özellikle Kuzey Yaylalar bölgesinde Arabica bölgelerinin genişlemesini teşvik etmektedir. Çoğu kez harmanlamada kullanılan Vietnam kahvesi genel olarak az miktarda asitliği ve dengeli tat dağılımıyla güzel bir uyum içerisindedir.

    Sizin kahve seçiminiz hangisi?

    Nilay Gündüz

  • French Press İle Doğru Filtre Kahve Yapımı

    French Press İle Doğru Filtre Kahve Yapımı

    Eğer bizim kadar gerçek kahveye düşkünlüğünüz varsa, evinizde en azından bir french press’iniz vardır eminim ki. Bu yazımda french press ile filtre kahve yapmanın inceliklerine değinmeye çalışacağım. Çünkü filtre kahve yaparken öğütülmüş kahve çekirdeklerinin üzerine kaynar su dökmekle yetiniyorsanız kahvenizin potansiyeline tam varamıyorsunuz demektir.

    Öncelikle kahve çekirdeklerini alıp evinizde kendi öğütücünüzle öğtüyorsanız kahvenizi yapmadan hemen önce öğütme işlemini yapın ki kahvenizin aroması daha güçlü ve taze olabilsin. Kahve çekirdeklerinizi ne çok ince un haline getirin ne de çok kaba halde bırakın, orta seviyede öğüttüğünüz kahveniz size tam performans sağlayacaktır.

    Çekirdeklerinizi öğütülmüş halde satın almayı tercih ediyorsanız da kahvecinizden taze taze ve orta seviyede öğütmesini isteyin, az miktarda alın ki evde de çok bekleyip bayatlamasın.

    Öğütülmüş kahvenizden damak zevkinize göre miktarda french press’inize koyun ve kalan kahvenizi ağzı hava geçirmeyecek şekilde kapanabilen bir kapta saklayın.

    French press’e suyu eklemeden önce kahvenize bir tutam tuz atın. Peki neden tuz? Çünkü kahvenin acılığını dengeler ve lezzet artırıcı etkisi vardır.

    Şimdi gelelim suyu kaynatmaya. Suyun sıcaklığı mükemmel bir kahve için çok önemli. Eğer olması gerekenden çok kaynar hale getirirseniz kahve çekirdeklerinizi bozar. Çok soğuk kalırsa kahveniz zaten bir şeye benzemez. Kahve yapmadaki amaç bazı uçucu yağları ortaya çıkarmak ve kahveden bu yolla keyif ve tat alabilmek. Bunun için de en uygun su sıcaklığı 80-90 derece arası. Çekirdeklerin kavrulmasını önlemek için suyun kaynamasını bekleyin ve kaynamaya başlama anında ocaktan alın, 15 saniye kadar bekletin, bu sürede dinlenmiş suyu yavaş yavaş french press’inizde bekleyen kahvenizin üzerine dökün.

    Karıştırma için kesinlikle metal kaşık ya da karıştırıcı kullanmıyorsunuz, çünkü kahvenizin tadını gerçekten de metalik hale getiriyor. Tahta kaşık ya da karıştırıcı kullanın mutlaka.

    Kahvenizin demlenmesi için 3-4 dakika bekletin ki ne kadar bekletirseniz o kadar uçucu yağ ortaya çıkacaktır. Fakat 4 dakikadan fazlası da bu işlem için gereksiz oluyor. Zira çıkması gereken tüm yağlar zaten 4 dakikada çıkmıştır.

    Demleme süresinin bitiminde french press’inizin pistonunu yavaş yavaş aşağı indirin. Hızlı yaparsanız yağ üste çıkar ve lezzet bozulur.

    Afiyet olsun 😉

    Bu arada not: suda tamamen çözünen, tortu bile bırakmayan kahve adı altında satılan ambalajlı ürünlerden uzak durun. Çünkü suda kaybolan bir şey kahve değildir. İçerik kısmını okursanız zaten tamamen kimyasallardan oluşan bir madde içtiğinizi görürsünüz. Gerçek kahve suda eriyip kaybolmaz, sağlığınızı tehlikeye atacak hiçbir kimyasal içermez. Gerçek kahve çekirdeklerin öğütülmesi ve sudan meydana gelir. Demlenir, posası kalır, demi içilir.

    Sağlıklı günler 😉

    Nilay Gündüz

  • İlahi Dinler ve Kahve

    İlahi Dinler ve Kahve

    Baba Oğul ve Kutsal Çekirdek..

    Şeytan kadar siyah, cehennem kadar sıcak, bir melek kadar saf, aşk kadar tatlı.
    -Charles Maurice de Talleyrand, Fransız Diplomat

    Siz hiç en sevdiğiniz kahveden bir yudum alıp başınızı göğe doğru kaldırıp gözlerinizi kapatıp “Tanrım, bu gerçekten çok iyi bir kahve!” diye mırıldandınız mı?

    Eğer dediyseniz tüm dinlerden ve her inanç sisteminden olup da Tanrı’ya sadece kahve için inanan milyonlarca kişiden birisi olabilirsiniz. Kahve çekirdeği mucizesini çekip aldığınızda bu insanların önemli bir kısmı ya Agnostik ya da Ateist olacaktır. Ve hemen hepsi de uykulu… 😊

    Her şeyden öte pek çok insan için kahve din ile eşdeğer. Pek çok farklı şekilde ibadet edilmiş, gelenek ve ritüellerin parçası haline gelmiştir; çekirdeğin öğütülmesi, kahvenin fincana dökülmesi, sessizlik yemini (en azından ilk üç yudumu alıncaya kadar)…

    Aslında kahve hakkında pek çok şey biliyor olsak da ilahi dinlerin kahveye bakış açısı hakkında yeterince bilgimiz yok. Papazlar, rahipler, hahamlar, İslam alimleri ve gurular bu güzel iksir hakkında ne düşünüyorlar? Peki onlar içiyorlar mı?

    Bu yazıda bu soruların bir kısmına cevap bulmaya çalışacağız.

    İslam

    Seyahat yasakları ve İŞİD ortaya çıkmadan yüzyıllar önce de kahveye Arap dünyasında büyük bir talep vardı. Her şey 13. yüzyılda Güney Arabistan’da gezgin Arap Sufilerin kahve çekirdeklerini işlemesiyle başladı.  Şeyh Abu’l Hasan Ali ibn Umar Etiyopya’da tanıştığı kahve kültürünü Yemen’e getirmeye karar verdi. Gece geç saatlerde yapılan ibadetlerde kahve uyanık kalmayı sağladığı için kahve bir anda çok popüler oldu. “Allahü Ekber!” Kahveyi seviyoruz!

    Sosyal medyanın olmadığı o dönemde dahi “Qahwa” kelimesi İslam aleminde büyük bir hızla yayıldı ve her yerde tüketilmeye başlandı, Mekke’nin en kutsal kabul edilen mekanlarında bile.

    Güney Arabistan’ın iklimi kahve yetiştirmek için çok uygundu ve Yemen’in limanları kahve ihracatçılarının dünyadaki merkezi oldu. Çoğu servet kahve ihracatı sayesinde kazanıldı ve hatta bu servet Starbucks’ın patronu olan Howard Schultz’un servetiyle yarışabilecek düzeydeydi… (Bir söylentiye göre de Starbucks’ın yıldızı İslam yıldızına bir göndermeydi.)

    Mistik teolojist ve kahve tiryakisi Şeyh ibn Isma’il Ba Alawi of Al-Shihr, veya arkadaşlarının onu tanıdığı ismiyle “Shorty”, ibadetten önce içilecek kahvenin ibadetten alınacak dünyevi hazzı artıran bir etkisi olduğu kabul etmiştir.

    Ticaretle uğraşanlar, seyyahlar, öğrenciler ve bölgede seyahat edenler kahve içmenin erdemlerinden bahsediyorlar ve kahve dükkanları tüm İslam dünyasını özellikle de metropolleri tamamen sarmış durumda. Ancak geleneksel olanlarda genellikle bedava WiFi yok!

    Ancak sonraki yüzyıllarda Arap Dünyasında bu çekirdeğin suyuna sıcak bakmayanlar da oldu. Kahve yasaklanmak istendi. Bu çabalar genellikle başarısız oldu zira dini kanaat önderleri de kahveyi seviyorlardı. Kahve galip geldi! Allaha şükürler olsun..

    Yahudilik

    Yahudilik’teki kahve ve din ilişkisi oldukça geçmişe dayanır ve neredeyse Arap Dünyasında yaşananlarla paralel seyreder. Dini bağlılık temel motivasyonu belirler; ne kadar uyanık kalırsan Allah’a o kadar daha fazla ibadet edebilirsin.

    “Koşer” olduğu varsayıldığı için (içinde domuz parçaları yüzmediği sürece öyle olmalı) kahve Şam, Kahire ve İstanbul gibi Yahudilerin yoğun yaşadığı yerlerde çok popüler oldu. Ve ilk kahveci, kahveyi kendi zevklerine göre demledikleri İstanbul da açıldı.

    1632’de Avrupa’da ilk kahve dükkanı bir Yahudi tarafından Livorno, İtalya’da açıldı. 18 yıl sonra bir Seferad Yahudisi olan “Yahudi Yakup” Oxford İngiltere’deki  ilk kahve evini açtı. Bu dönem boyunca pek çok Seferad Yahudisi kahve ticareti yaptılar ve Fransa ile Hollanda’ya kahve evi fikrini getirenler de onlar oldu.

    Tabii ki Yahudilerin gelişim gösterdiği her yerde olduğu gibi antisemitizm kendini hemen gösterdi. Almanya’da (sürpriz!!) Yahudilerin kahve ticaretini engellemeye yönelik girişimler oldu çünkü kahve geleneksel bira endüstrilerini tehdit ediyordu. Fakat kahve, her zaman olduğu gibi, kutsanmıştı.

    1800’lere gelindiğinde Berlin, Viyana, Budapeşte ve Prag’da kahve evleri sosyal değişimin öncü dinamiklerinden olmuştu. Yahudi akademisyenler, yazarlar ve sanatçıların kahvelerini söyleyip oturarak saatlerce politika, kültürel hayat ve yüzlerce farklı konu hakkında konuştukları bir atmosferde Viyana’nın kahve kültürünün yıldızı parladı. Kahve evleri, içerisinde görülmeniz ve orda olduğunuzun bilinmesi gerektiği yerler haline geldi.

    19. yüzyılın Amerika’sında Yahudi tacirler işlerini San Fransisco, New Orleans ve New York gibi liman şehirlerinden yürütmeye başladılar. New York pazarı özellikle rekabetçi bir piyasaydı ve büyük servetler Waldorf Astoria’da servis edilen yüksek kalite Savarin markasının yaratıcısı Samuel Schonbrunn ve fındık dükkanlarını Chock Full o’Nuts Kahve Dükkanları’na dönüştüren William Black gibi adamlar tarafından kazanıldı.

    Günümüzde daha önce bahsetmiş olduğumuz Howard Schultz büyük kahve evi geleneğini 63 ülkedeki 20737 dükkanıyla devam ettirmektedir.

    Hıristiyanlık

    Kahve ve Hıristiyanlık; cennetten gelen bir eşleşme! “İsa Aşkına, bu kahve süper olmuş!” diye söylendiğini dünyanın her yerinde her Allah’ın günü duyabilirsiniz.

    İncil’i inceleyen alimler Hazreti İsa’nın kendisinin asla bir fincan bile kahve içmediğini bilirler ancak bir söylentiye göre öngörüsüyle dağdaki vaazı sırasında kahvenin gücüne atıfta bulunarak “Kutsanmış olan onlardır ki onlar uykusuzdur çünkü Yusuf’un kadehinden içmişlerdir” diye buyurmuştur. Burada bahsettiği “Yusuf’un kadehi” ile kahveyi kastediyor olabilir mi?

    Kiliseye ya da kilise toplantılarına gidenler bilirler ki kahve tezgahları vazgeçilmez bir aksesuardır. Vaazlardan sonra gruplar ya da ibadete katılanlar kilisenin bu tarz toplantılar için toplanılan bir bölümünde bir araya gelerek bir şeyler içerler. Evanjelistler için bu içecek likör iken Baptistler, Metodistler ve lex Luteranlar kahvenin gerçek bir nimet olduğu konusunda hemfikirdirler.

    Ancak kafeinli kutsanmaya giden yol her zaman dümdüz değildi. 16.  yüzyıla geri döndüğümüzde Yahudi düşmanı papazlardan oluşan bir grup Papa VIII. Clement’e giderek “Şeytanın İçeceği’’ dedikleri kahveyi yasaklamasını istediler. Papa “Hemen değil” diyerek kendisine bir fincan kahve getirilmesini istedi. Yedinci fincanından sonra ve Danimarkalı yaşlı ve ılıman Papa sandalyesinden kalkarak “Şeytanın bu içeceği o kadar lezzetli ki sadece kafirlerin kullanmasına izin vermemiz çok yazık olur. Neden onu vaftiz ederek şeytanı aldatmıyoruz!” deyiverdi.. (Gerçek bir hikayedir)

    Ve sevgili kahve severler, daha da iyisi var. İşte sizin için bir gerçek anekdot daha:

    1683’te Osmanlı’nın Viyana Kuşatması’nı müteakip Marciano d’Aviano adındaki bir Fransiskan rahibin Osmanlının geride bıraktığı kahve çekirdeklerini çok acı bulduğu için yapımında içine süt ve şeker ekleyerek Cappuccino’yu bulduğu rivayet edilir. Ek olarak “Frappuccino” kelimesinin de Cappuccino Rahiplerinden geldiği söylenmektedir.

    Din ve Kahve

    Görebileceğimiz gibi din ve kahve ilişkisi pilavla az kuru fasulye ilişkisi gibidir. Tek istisnası burada kahveden bahsediyor olmamız. O sebeple favori içeceğinize eşlik eden bir dinsel deneyim yaşadığınızda ona eşlik eden tarihsel gelişimi de bir düşünün. Eğer bazı maceracı sufiler 13. yüzyılda yaptıklarını yapmamış olsalardı, siz şu anda oturup bir bardak sıcak ….. çayınızı içiyor olacaktınız. Allah korusun! 😊

    Deniz Gündüz