Etiket: gezi

  • Dublin: Avrupa’nın En Yeşil, En Sarhoş ve En Komik Başkenti!

    Dublin: Avrupa’nın En Yeşil, En Sarhoş ve En Komik Başkenti!

    Dublin’e hoş geldiniz! Burası Vikinglerin “birazcık içelim” diye kurduğu, sonra da bir daha kalkamadığı şehir. BBC bir ankette “Avrupa’nın en iyi başkenti” seçmiş, İrlandalılar da “tabii ki ya, başka kim olacak?” diye Guinness’lerini tokuşturmuş. Her yıl 4 milyon turist geliyor, çoğu “bir pint içeceğim” diye gelip 47. pintte pasaportunu pub’da unutup kalıyor. Şehir o kadar yeşil ki, Google Maps bile bazen “burası orman mı?” diye karıştırıyor.

    Pint dediğimiz şu meşhur İrlanda bira bardağı! 🍺

    Resmi tanımı: 1 pint = tam 568 ml (yarım litre değil, biraz daha fazla). Yani klasik Türk bira şişesi 500 ml ise, pint bardağına döktüğün zaman “biraz eksik geldi la” diye düşünüyorsun, ama tam tersi; pint daha büyük!

    Dublin’de pub’a giriyorsun, barmen soruyor: “A pint of Guinness?” Sen “evet” diyorsun → önüne geliyor o kocaman, siyah, krema gibi köpüklü dev bardak.

    Neden pint bu kadar önemli?

    • İrlandalılar birayı “half pint” (yarım pint = 284 ml) içmeyi ayıp sayıyor.
    • “Bir bira” demek otomatik “bir pint” demek.
    • Eğer “half pint” söylersen barmen sana acıyarak bakıyor, “turist bu” diye içinden geçiriyor.

    Kısacası: Dublin’e gittiğinde “bir bira” deme, doğrudan “a pint of the black stuff” de (Guinness’e öyle diyorlar), hemen local olursun.

    Özet tablo:

    • Türk bira (şişe): 330 ml veya 500 ml
    • Pint (İrlanda/İngiltere standardı): 568 ml → tam bir “adam gibi bira”
    • Senin mide: 3 pintten sonra “abi yeter” diyor
    • İrlandalıların midesi: 8-9 pintten sonra “one more for the road?” diyor

    Dublinliler? Dünyanın en tatlı manyakları. Yolda 5 kere “Are ye alright there?” diye soruyorlar, sen de 5. seferde “Hayır ya, kayboldum” diyorsun, adam seni evine götürüp annesiyle tanıştırıyor. Euro 2016’da İrlanda taraftarları metroda bir bebeğe ninni söylemişti ya? İşte o ruh burada 7/24 aktif. Oscar Wilde, James Joyce, Samuel Beckett burada doğmuş; şehir o kadar edebiyatçı ki, barda oturan adamın biri sana hayat hikâyesini anlatırken fark etmeden roman yazmış olabiliyor.

    Akşam 5’ten sonra şehir kapanıyor… diye bir yalan yok! Pub’lar açılıyor! Temple Bar’a gidiyorsun, kapıda “Hoş geldin, cüzdanını teslim et” yazıyor (çünkü bir pint Guinness 2025’te €8-9). Ama değer mi? DEĞER! Çünkü canlı müzik var, herkes şarkı söylüyor, sen de 3. biradan sonra “Danny Boy”u İbrahim Tatlıses gibi yorumluyorsun, kimse garipsemiyor.

    Kısacası Dublin: Tarih var, teknoloji devi var (Google, Facebook burada, muhtemelen senin verilerini bir pint’e satıyorlar), doğa var, ama en önemlisi “craic” var. Craic ne mi? Google’layın demeyeceğim, gelin yaşayın, çünkü Türkçe karşılığı yok – en yakın deyim “kafası güzel eğlence” ama o bile yetmiyor.

    2025 Dublin Hayatta Kalma Rehberi

    • Ne zaman gidilir? Yazın asla! Çünkü herkes orada, fiyatlar uçmuş, Temple Bar’da bir bira almak için sıraya giriyorsun, sırada 3 Türk buluyorsun, muhabbet başlıyor, gece bitiyor. En kral zaman: Nisan-Mayıs ya da Eylül-Ekim. Hava “eh işte”, turist yok, oteller “lütfen gelin” diye yalvarıyor. 17 Mart St. Patrick? Gitmeyin. Gitmeyin çünkü oteller 2024’te doldu, 2025 için 2023’te rezervasyon yaptırmanız lazımdı. Yeşil bira içip yeşil kusmak istiyorsanız gidin tabii, biz karışmayız.
    • Vize olayı Türküz diye Schengen yetmiyor, İngiltere vizesi yetmiyor, ayrı İrlanda vizesi lazım. Konsoloslukta “Guinness seviyor musunuz?” diye sormuyorlar ama sorsalar geçerdik.
    • Uçak bileti THY direkt uçuyor, 4,5 saat. Pegasus genelde direkt uçmuyor Dublin’e (ya da uçuyorsa çok nadir). O yüzden Sabiha Gökçen’den biniyorsun → 2-3 saat aktarma yapıyorsun (genelde Stansted, Charleroi ya da başka bir tuhaf Avrupa havaalanı). Uçak iniyor, sen uykusuzsun, aktarma stresiyle zaten zombi gibisin… Kapıdan çıkarken etrafa bakıyorsun:
      • Her yer yeşil,
      • Herkes İngilizce konuşuyor ama aksan garip,
      • Biralar dev gibi,
      • Sen de “Ulan burası Dublin miydi yoksa Londra’da mı indim?” diye şüpheye düşüyorsun. Çünkü aktarmalı uçmaktan beynin yanmış, yön duygun sıfırlanmış. Klasik Pegasus yolcusu hali yani. ☠️
    • Havaalanından merkeze Taksi €40 istiyor, sen de “yürürüm” diyorsun, 2 saat sonra Phoenix Park’ta geyiklerle selfie çekiyorsun. Akıllı olan Aircoach’a biniyor (€10), 25 dakikada otelin önünde. Leap Card alın, yoksa otobüs şoförü sana İrlandaca küfür ediyor, sen de “teşekkürler” diyorsun çünkü çok kibarlar.
    • Konaklama Temple Bar civarında kalırsan gece 4’te biri kapına dayanıp İrlanda marşı söylüyor. St. Stephen’s Green civarı daha medeni. Hostel mi? 19 yaşında Avustralyalıların “mate have you ever tried vegemite?” muhabbetine hazır olun.
    • Günlük bütçe (2025 gerçekleri)
      • Sırt çantalı mod: €150 (hostel + market sandviç + bedava yürüyüş)
      • Normal insan modu: €250 (otel + pub yemeği + “bir pint daha alsana” tuzağı)
      • Zengin mod: €500+ (sen hâlâ bir pint ödüyorsun ama bu sefer VIP bölümde)
    • Yeme içme tüyoları Temple Bar = turist kasabı. 200 metre ileriye git, aynı bira €3 ucuz. Fish & chips ye, Irish stew ye, ama en güzeli: pub’da crisp (cips) söyle, bira ile ye, 5 kilo al ama mutlu öl. Kahvaltıda Bewley’s’e git, yoksa otel kahvaltısında “bu ne lan, fasulye mi yenir sabah sabah?” diye ağlarsın (evet yenir, alışıyorsun).
    • Ücretsiz eğlence Phoenix Park’ta geyikler var, ücretsiz selfie. Trinity College kampüsüne gir, “ben de öğrenciymişim” diye poz ver. National Museum ücretsiz, Kilmainham Gaol turu değil ama anlatılan hikâyeler o kadar dramatik ki, Oscar alabilir.

    Kilmainham Gaol (telaffuz: “kil-MEY-nım Ceyl” – yani “Kilmainham Hapishanesi”), Dublin’in en ikonik, en dramatik ve en “ağlayarak çıkılan” yeri!

    Kısaca ne mi? 1796’da açılmış, 1924’te kapanmış dev bir eski hapishane. Ama sıradan hapishane değil; İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesinin kalbi burada atmış.

    Neden bu kadar ünlü?

    • 1916 Paskalya Ayaklanması’nın (Easter Rising) liderleri burada idam edildi. 14 lider (şairler, öğretmenler, doktorlar) duvarın önünde kurşuna dizildi. Bu idamlar o kadar tepki çekti ki, İrlanda halkı “Yeter ulan!” deyip İngilizlere karşı ayaklandı ve bağımsızlık yolunu hızlandırdı.
    • İrlanda İç Savaşı’nda da hem Cumhuriyetçiler hem karşı taraf burada hapsedildi (hatta bir ara kendi vatandaşlarını kendi vatandaşları infaz etti, tam dram filmi).
    • Açlık grevleri, hücre cezaları, çocuklar bile hapsedilmiş (7 yaşında ekmek çaldı diye!).

    İçeride ne görüyorsun?

    • Soğuk, dar, ürkütücü hücreler (gerçekten tüylerin diken diken oluyor).
    • İdam avlusu (o duvarın önünde fotoğraf çektiren herkes 3 saniye sonra sessizleşiyor).
    • Hapishane müzesi: mektuplar, son yemek tabakları, idam belgeleri…
    • Rehberli tur zorunlu (ve rehberler o kadar iyi anlatıyor ki, Oscar’lık performans).

    Pratik bilgiler (2025)

      • Giriş: €8-12 (yetişkin), ama mutlaka online önceden bilet al! Yoksa kapıda “sold out” yiyorsun.
      • Tur süresi: 1 saat, İngilizce (bazen İrlandaca ama turistler için İngilizce).
      • Yer: Dublin merkezden Luas (tramvay) ile 10 dk veya yürüyerek 30-40 dk.
      • Yanında mendil bulundur: Erkekler “gözüme toz kaçtı” diyor, kadınlar direkt ağlıyor.
    • Son Dublin uyarıları
      • Yanınıza yağmurluk alın, yoksa 10 dakikada ıslanıp “ben niye geldim buraya?” diye ağlıyorsunuz.
      • Her “How’s it going?” sorusuna “Grand!” diye cevap verin, İrlandaca öğrenmiş gibi hissedersiniz.
      • Bir pub’da “the next round is on me!” derseniz, ertesi gün böbreğinizi satmak zorunda kalabilirsiniz.

    Dublin’e gel, bir haftalığına İrlandalı ol, çıkarken bavuluna 3 kilo fazladan mutluluk ve 27 yeni “arkadaş” yükle. Sláinte (şerefe demek, şimdi sen de İrlandalısın)! ☘️🍺😂

    Nilay Gündüz

  • Türkiye’nin En İyi 12 Kamp Alanı

    Türkiye’nin En İyi 12 Kamp Alanı

    Türkiye, tüm güzelliklerinden faydalanabileceğimiz bir coğrafyaya sahip. Havası, denizi, güneşi, doğası, ne kadar özel bir noktada yaşadığımızın kanıtı. Sizin için tatil deniz-kum-güneş üçlüsünden ibaret değilse, herkes gibi sıradan değil de farklı tabir edilen kesimdenseniz, doğa ile iç içe olmak yani kamp yapmak eminim en sevdiğiniz şeylerden biridir.

    Bu yazımda belki daha önce gittiğiniz belki de sadece duyup hiç görmediğiniz kamp alanlarından bahsedeceğim. Siz de çadırınızı yanınıza alıp veya karavanınıza atlayıp doğanın sesini dinlemek için kamp hayalleri kuruyorsanız eğer, yazıyı okuduktan sonra (bir maniniz yoksa tabi) hemen harekete geçebilirsiniz. 🥰

    1- Çubucak Orman Kampı / Marmaris

    Hayatımın yarısının geçtiği Marmaris bu ülkede en iyi bildiğim yer olduğu için Marmaris’ten başlamak istedim. Bu bölgede kamp yapabileceğiniz pek çok alternatif var. Bunlardan en çok tercih edileni Çubucak Tabiat Parkı’ndaki çadır ve karavan kamp yeri. Marmaris’ten Datça’ya giderken 23. km’de Hisarönü Körfezi kıyısında Çubucak Orman içi kamp ve karavan alanını göreceksiniz. Orman örtüsünün çeşitlilik gösterdiği alanda 1000 metrelik kıyı şeridi var. Aynı zamanda günübürlük girişlere de müsait. Su, elektrik, telefon, internet ve kanalizasyon alt yapısı var. Günlük ihtiyaçlarınızın pek çoğunu karşılayabilir, spor, eğlence aktivitelerine yönelik etkinliklere katılabilir, ormanda yürüyüşler yapabilirsiniz. Marmaris’te ne yazık ki yanıp küle dönen büyük bir alanın dışında kalabilen cennet köşelerden biri Çubucak. Masmavi koylarıyla gözlerinizi güzelliğiyle kamaştıran Hisarönü Körfezi’ne nazır kamp yapabilmek harika hissettirecek. Çadır ve karavanlarınız için 24 saat iç rahatlığı ile konaklayabileceğiniz güvenliği olan bir alandır. Zaten dibinde jandarma karakolu var, rahat olun yani. 😊 Doğasıyla ve mis gibi çam ormanıyla insana yaşama sevinci veren Çubucak 12 ay açık ve sizleri bekliyor. Gitmeden önce rezervasyon yaptırmayı unutmayın ve gittiğinizde çevreyi lütfen kirletmeyin.

    2- Kelebekler Vadisi / Ölüdeniz

    Muğla benim için gözbebeği olduğundan yine Muğla’dan devam ediyorum. Sırada Fethiye var. Ölüdeniz’deki meşhur Kelebekler Vadisi’nde kamp yapmaya ne dersiniz? 😊Öncelikle uyarayım; ulaşımı zor bir nokta. 350 metreyi bulan sarp kayalıklarla çevrili bir bölge. E peki nasıl gideceksiniz? Helikopterden atlayarak tabi ki. Heyecanın dibi! Şaka şaka 😁 Ölüdeniz’den vadi servis teknesiyle deniz yolundan ulaşabilirsiniz. Servis saatleri dışında ulaşım için vadiyi arayarak zodyak bot ile özel servis isteyebilirler. Hayır maalesef karadan ulaşım yok, tabi dağcı değilseniz. 🤭 Elektrik, su, duş ve wc hitmeti bulunmakta ve belli saatlerde ücretsiz. Çadırda rahat edemeyecek olanlar için bungalov ve taş ev seçenekleri de mevcut. 80 civarı kelebek türüne sahip vadiye dökülen şelaleye ve denize dökülen dereye de bayılacaksınız. Vadi, Dünya Mirasını Koruma Vakfı tarafından, dünya üzerinde korunması gerekli 100 dağdan biri olarak ilan edilen Babadağ eteklerindeki koylardan biri bu arada. Kamp alanında restoran ve bar da bulunuyor. Aşağıdaki koyda kamp yaparken yukarıdaki zirvede paraşüt heyecanını da yaşayabilirsiniz. Kaya tırmanışı, water zipline, şelale tırmanışı, kano subpadlle, scuba diving, snorkeling, yoga, canyoning abseling, team works, sea ferrata, dağcılık eğitimi, survival atölye ve çocuk atölyesi gibi oldukça fazla etkinliğe sahip vadide asla sıkılacağınızı sanmıyorum. 4 mevsim kamp yapabiliyorsunuz. Rezervasyonsuz gitmeyin ve gittiğinizde dünya mirasımızı koruyun lütfen.

    3- Akyaka Orman Kampı / Gökova

    Cağğğnım Muğla cennetten bir köşesidir Türkiye’nin. Kamp yapacak yerler sıralamasında da asla es geçilemeyecek noktalara sahip. Bunlardan biri de güzeller güzeli Akyaka Orman Kampı. Serin mi serin bir ormanda çadır, karavan, taş ev ve bungalov seçeneklerinden birini değerlendirebilirsiniz. Diğer kamp alanlarına göre daha fazla hizmet mevcut bu kamp alanında. Elektrik, sıcak-soğuk su, bulaşıkhane, çamaşırhane, wc, duş, market, kafe, restoran, bar, alışveriş ne ararsanız var. Su sporlarına ulaşım için 10 dk yürümeniz yeterli, az ötedeki Gökova Körfezi kite-board vesarie pek çok su sporunun yapıldığı bir bölge, rüzgarı da oldukça fazladır körfezin. Kamp bölgesinin hemen önünde küçük küçük koylar ve muhteşem ötesi bir deniz var. Kayaların altından gelen azmak nehrinin buz gibi suyu denize karıştığından deniz suyu da serin oluyor. Suyun bazı yerlerdeki bulanıklığı sizi tedirgin etmesin çünkü bunun sebebi azmağın tatlı suyunun denizin tuzlu suyuna karışması. Peki ben nasıl gidicem bu kampa? Muğla’dan Marmaris’e giderken Sakar Geçidi’ni iniyorsunuz ve sağda Akyaka tabelasını görüyorsunuz. Kıvrılın ordan dümdüz Akyaka’ya getirecek yol sizi. Yine tabelaları takip ederek ya da oradan herhangi birine sorarak kampa ulaşabilirsiniz çünkü zaten Akyaka dediğiniz yer küçük şirin bir belde, bir yerden bir yere yürüme mesafesi 15-20 dakikayı aşmaz. Bu arada Akyaka cittaslow yani sakin şehir ilan edilen nadir yerlerden biri, buna da dikkatinizi çekeyim. Merkezdeki balıkçılarda ekmek arası okyanus mezgiti yemeyi ihmal etmeyin (tavsiyem Gülbeyaz’dır), azmak turu yapın, envayi çeşit restoran, kafe ve barın tadını çıkarın, sokak hayvanlarına iyi davranın, azmaktaki ördek ve kazlara ekmek atın, azmak suyuna ayaklarınızı bi sokup buz kesmeden de ”Akyaka’ya gittim” demeyin. 😁

    4- Bafa Gölü / Milas

    Tabi ki Muğla ile devam. İki bin yıl öncesine dayanan geçmişiyle Ege Bölgesi’nin en büyük gölü olan Bafa antik çağ şehirlerinden Herakleia’ya kıyısı olan, yemyeşil zeytin ağaçlarıyla çevrili muhteşem bir doğaya sahip, aynı zamanda bir kuş cenneti. Gölde Bizans manastırları ve savunma yapılarının da bulunduğu birkaç ada da mevcut. Kamp için ideal bir bölge ve trekking için de çok uygun rotaları var. Bu arada Bafa Gölünün bir tarafı Milas diğer tarafı da Didim’de bulunuyor. Burada yapacağınız kamp ile kendinizi bir kültür turizminin ortasında da bulursunuz çünkü Milas tarafı manastırlar, freskler, kaya resimleri, nekropoller, agoralar, tapınaklarla dolu. Yeme içme için güzel salaş balık lokantaları ve restoranlar mevcut. İstediğiniz yere çadırı kurup ya da karavanı park edip kampınızı yapabilirsiniz. Çevreyi temiz bırakmayı unutmayın. 🙂

    5- Kabak Koyu / Fethiye

    Muğla tabi ki bitmedi. 😎 Fethiye’nin meşhur Kabak Koyu’nu listeye almasam haksızlık olurdu. Bu koy sanki kampçılar için doğal olarak dizayn edilmiş gibi. Yakın çevrede büyük tesisler yok, çadır ve bungalov işletmeleri ve doğayla uyumlu butik otelcikler var. Koy yeni keşfedilmiş sayılır, 1987 yılından beri tanınmaya başlanmış. Doğa ile ilgili aktivitelerden hoşlananların tercih etmesi gereken bir bölge. 800 metreyi bulan yamaçlar, çeşitli şelale ve göletler, çam ormanları ve 200 metre kadar plajıyla rüya gibi bir koy Kabak Koyu. Plaj sit alanı olduğu için tesis ve giriş ücreti vesaire yok. Duş var, tesis olmadığı için o da ücretsiz. Şezlong ve şemsiye de yok haliyle. Kamp için Kabak Koyu’na gidecekseniz aklınızda bulunsun. Yaz sezonunda gitmeyi tercih ederseniz kalabalıktan deniz bulanıklaşıyor bu canınızı sıkabilir. Su da bir anda derinleşiyor, yüzme bilmeyenler veya çocuklar için tehlikeli olabilir. Koya Fethiye’den Ölüdeniz istikametinde devam ederek gidiliyor. Ölüdeniz’den güneye dik ve virajlı yolu takip ederek Faralya’ya varana kadar gitmeniz gerekiyor. Faralya Köyü’nden ulaşım için ise 2 seçeneğiniz var; yürüyerek kırmızı beyaz tabelaları takip edebilirsiniz ya da traktöre benzeyen araçlarla köylü sizi koya getirecek. Keyifli kamplar 🙂 Eve dönerken kamp yerini temiz bırakın lütfen.

    6- Adrasan / Antalya

    E yeter bu kadar Muğla dediniz di mi? 🙂 Piki! O zaman ver elini Antalya! Olimpos’un arka bahçesi Adrasan da kampçılar için en iyi seçeneklerden biri. Çok sayıda tesis var bölgede. Sabah dalga sesleriyle çadırınızda uyandığınızı, gece de dalga sesleriyle uykuya daldığınızı bir düşünün şimdi. Müthiş! Merak etmeyin sahilde hepinize yetecek kadar yer var. 🙂 2 km sahilin hepsi sizin! Ayrıca Likya Yürüyüş Yolu üzerinde bulunan Adrasan, yolun diğer önemli duraklarından Olimpos ve Çıralı’ya da çok yakın. Burada kamp yaparken tekne turlarına da katılabilir ve diğer koyları gezebilirsiniz. Elinizin altında her türlü imkanı bulabileceğiniz kamp yerlerinden biridir Adrasan. Köy halkının sizi oldukça sıcak karşılayacağından emin olun. 🙂

    7- Köprülü Kanyon / Antalya

    Geldik madem Antalya’ya bir başka kamp alanından daha bahsedelim. Köprülü Kanyon milli park olarak koruma altında. Çadır ve karavan turizmi için de en ideal noktalardan biri. Kanyonda kamp için uygun pek çok bölge seçeneğiniz var. Köprülü Kanyon, Isparta’nın Sütçüler ilçesinde başlayan ve Antalya’da denize dökülen, rafting yapmaya uygun Köprüçay’ın vadisi. Rafting yapılabilen bölgenin başlangıcında iki adet de tarihi köprü bulunmakta, küçüğü asıl usta tarafından, kemerli büyük köprü ise ustanın kalfası tarafından inşa edilmiştir. Boynuz kulağı geçmiş midir gidince kendiniz karar verin. 🙂 Nehrin iki yanında da kamp için alanlar, bungalovlar ve yeme içme tesisleri bolca var. Bölgede rafting, kano ve kanyoning (kanyon geçişi) sporları olmak üzere; yüzme, doğa yürüyüşü, kaya tırmanışı, oryantiring, bisiklet, olta balıkçılığı vb. sportif etkinlikler ile botanik-yaban hayatı gözlemciliği, jeolojik yapı gözlemciliği, kampçılık, fotoğrafçılık, piknik, cip safari, yayla gezileri vesaire gibi pek çok etkinliğe katılma olanağı mevcut. Sıkılmak yok yola devam diyorsanız Aziz Paul Yolu’nun 45 km’lk kısmı bu bölgede kalıyor, bilginiz olsun. 😁

    8- Kaş / Antalya

    Ve Antalya’nın gözbebeği Kaş! Kaş’ta tavsiye edebileceğim kamp yapabileceğiniz 3 yer; Kaş Camping, Olympos Camping ve Can Mocamp. En çok tercih edileni Can Mocamp’ta bungalov hizmeti de var. Konaklama imkanlarınız eksiksiz, 5 yıldızlı otel konforunda. Yerleşim yerlerine uzak olduğu için doğayla daha bir başbaşa ve sessiz. Kaş Camping Kaş’a yakın olma avantajına sahip. Yürüyerek 10 dakikada aradaki mesafeyi katedebilirsiniz. Fakat bu kadar yakın olsa da trafik vesaire gürültüsü olmadığı için izole bir kamp alanıdır. Olympos Camping kampseverlere çadır, karavan, bungalov ve apart seçeneklerini sunuyor. Tüm temel gereksinimler ortak kullanımlı. Bungalov ve apart odalarda özel wc, duş, tv, buzdolabı, fırın, klima gibi imkanlar da var. Bu 3 kamp alanının üçünde de denizden de faydalanma şansınız var. Çimmeden duramayanlara duyurulur. 🙂 Kaş’ta çok fazla kamp alanı var, ben 3 tanesini seçtim, tamamını belki başka bir yazıda irdeleriz. 😉

    9- Yedigöller Milli Parkı / Abant

    Yedigöller Milli Parkı en bilindik kamp alanlarından biri. Kimi gidip görmüştür kimi de meşhur fotoğraflarından tanır. 4 mevsim kampa elverişli olan bölge çok özel bir coğrafyaya sahip. Kamp alanında elektrik yok, dikkatli olmak şartıyla ateş yakabilirsiniz. Kampçılığa yeni başlayanlar için uygun bir bölge. Burada olta balıkçılığı ve yürüyüş yapabilir, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Ayrıca park içindeki Köyyeri mevkiinde Bizans döneminden kalıntılar bulunmakta. Bölgede Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olmak üzere 7 adet göl var. Ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, sincap, geyik, karaca ve tavşan ile kuşlardan yabani ördek, yabani güvercin ve keklik yanısıra 100’ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan milli park bu özellikleriyle tam bir doğa cenneti durumunda. Kamp yaparken lütfen yaban hayatına zarar vermeyin. Kapankaya Seyir Terası’na çıkarsanız yemyeşil doğa içerisindeki gölleri görebilirsiniz. Parkta bir anıt ağaç bir de geyik üretme istasyonu var, ziyaret etmeniz tavsiye edilir. Çadır ve karavan kampı için eşsiz bir doğaya sahip olan bölgede bungalov, büfe ve restoran hizmeti de bulabilirsiniz. Bölgeye toplu taşıma yok. Özel aracınızla ya da acentalar vasıtasıyla gidebiliyorsunuz fakat kışın çok karlı bir bölge olduğu için yolların kapanmasıyla da karşılaşabilirsiniz.

    10- Torkul Gölü / Düzce

    Şehre yaklaşık 30 km uzaklıktaki Torkul Yaylası’nda bulunan gölde özellikle bahar aylarında kamp yapmanızı tavsiye ederim. Çünkü doğanın muhteşem renklerine en çok bahar aylarında tanık olabiliyorsunuz. Tesis filan yok, aramayın. Bu yazıdan sonra açılır mı bilemem ama şu an yok yani. 🙂 Doğayla tamamen başbaşasınız, gece çadırınıza ayı dayanmadan önce bir kere daha düşünün derim. :))) Şaka bi yana tabi ki yaban ortamında her şeyle karşılaşmaya hazırlıklı olmanız gerektiğini siz kampseverler benden iyi biliyorsunuzdur zaten eminim ki. Çevrede kayın, köknar, gürgen, kestane, akçaağaç, karaçam gibi çok çeşitli bitki örtüsü bulunmakta. Piknik, olta balıkçılığı, foto-safari, çadır kampı gibi etkinliklere ev sahipliği yapan bölge 1251 metre yükseklikte ve göl de volkanik bir çöküntüden oluşmakta. Bol oksijenden başınız azıcık dönebilir, uyarmış olayım.

    11- Yazılı Kanyon / Isparta

    Kamp sözkonusu olunca Yazılı Kanyon’a değinmeden geçmemeli. Diğer pek çok kamp alanına göre daha rahat bir kamp olanağı var burada. Yiyecek işini kanyondaki balık çiftlikleri ve küçük işletmelerden halledebilirsiniz. Küçük işletmeler genelde ‘kendin pişir kendin ye’ hizmeti sağlıyor. Küçük gezintiler yapıp köprülere ve tarihi yazıtlara şahit olabilirsiniz. Aynı zamanda yüzmek için muhteşem yerler de keşfedebilirsiniz. Peki adı neden Yazılı Kanyon? Öncelikle aşağı şunu ekleyeyim:

    Kaya Yazıtı (Hür insan üzerine şiir)
    “Hayırlı Uğurlu Olsun”

    Ey yolcu, yol hazırlığı yap ve koyul yola; şunu bilerek:
    Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir.
    Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur
    Ve kararında içtenlikliyse hür kişi;
    Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi
    Ve bununla yücelir kişi, hatalarla değil.
    Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tat almaz o;
    Zira ana-baba değildir hür insanı doğuran,
    Zeus’tur herkese ara olan ve de tek kök insanoğluna.
    Herkesin tek şansı vardır, o alır kader icabı beden
    güzelliğini,
    Budur say güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda.
    Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle
    de olsa
    Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır.
    Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu ama
    Yüceydi herkesten bir kartal gibi; bilgelikte ise takdire
    şayandı ruhu.
    Söylemem gerekirse, tanrısal bir varlık doğurdu onu.
    Keşke şimdi de (bu mümkün olsa)
    Böylesine yararlı ve sevinç kaynağı bir insan,
    Tüm ünlü kişiler arasında köle bir anadan dünyaya
    geldi.

    Bu şiir kanyona girdikten 300 metre kadar sonra bir duvarda karşınıza çıkar ve şairi de Epiktetos’tur. En az iki bin yıllık olan bu şiirin orijinalinin hemen karşısında bu Türkçe çevirisini görebilirsiniz. Muhteşem ötesi bir doğa çeşitliliğine ve yaban hayatına sahip bölgede kamp yapmak oldukça keyifli olacaktır inanın bana. 🙂 Burasıyla ilgili anlatılacak şeyler bu yazıda bitmez, kendiniz gidip keşfedin, pişman olmayacaksınız.

    12- Ada Camping / Kuşadası

    Ve gelelim yaşadığımız cennetteki kamp önerime! Tatlıyı sona sakladım. 🙂 Kuşadası Sevgi Plajı’ndaki 25 dönümlük koruluktaki Ada Camping 2021 yılında kamp alanına döndürüldü. Daha öncesinde kıymeti bilinmeyen ve hor kullanılan bir alandı burası. Aydın Büyükşehir ve Kuşadası Belesiyesi işbirliği ile muhteşem bir kamp alanına dönüştürüldü. 24 adet karavan alıyor. Standart çadırları kiralayabileceğiniz gibi 15 adet VIP çadırdan da kiralayabiliyorsunuz. VIP çadırları bir otel odası gibi düşünebilirsiniz, yatağı, gardrobu vesaire her ihtiyacınız için tasarlanıp dekore edilmişler. Ayrıca kendi çadırınızla da gelebiliyorsunuz. Etrafı çitle çevrili, güvenlik kameraları ve güvenlik ekipleri ile son derece güvenli bir kamp alanı. İçerisinde Kayıtlı Giriş Sistemi, Snack Bar, Beach Club, Araç Formunda Yiyecek & İçecek Standları, “Ege Et Mangal” Satış Alanı, “AdaMarket Bahçem” Satış Alanı, Bakkal, Otopark, Ortak Mutfak Alanları (Pişirme ve Bulaşık Ünitesi), Ortak WC/Duş/Soyunma Kabinleri, Özel WC/Duş/Soyunma Kabinleri, Kiralık Kasa, Kiralık Mini Buzdolabı, Kiralık Çamaşır Makinaları, Standart Çadır için Elektrik Ünitesi, Karavanlar için Elektrik, Tatlı Su ve Kanalizasyon Bağlantı Noktaları (uluslararası standartlarda), Karavan Bölgesi için WC/Duş İstasyonları, Bulaşık Yıkama İstasyonları, Kamp Alanı Aydınlatması, Ayrıştırılmış Çöp Konteyneri, Tüp, Mangal, Sünger Yatak ve Yastık Kiralama, Bulaşık ve Çamaşır Yıkama İstasyonları, Yoga ve Spor Alanı, Çocuk Oyun Alanı, Okuma-Dinlenme-Eğlence Alanı ve Kamp Ateşi Etkinliği, Resepsiyon Binası, Çay/Kahve Servis Alanı, Ücretli; Tabldot Yemek ve Fast Food Servisi, Gözleme Yeri,  Pide Fırını gibi hizmetleri mevcut. Yok yok yani. 🙂 Tuvalet ve duşların temizliği sürekli yapılıyor. Okaliptüs ağaçlarının gölgesinde, denize sıfır bir kamp alanı. Fiyatlar oldukça uygun hatta Türkiye’deki kamp alanlarının en çeşitli hizmet vereni ve en uygun fiyatlısı diyebilirim. Kuşadası’nı listenizin ilk sırasına gönül rahatlığıyla alabilirsiniz. Rezervasyon yaptırmadan yola çıkmayın.

    Bildiğim kamp alanlarını dilim döndüğünce derleyip sizlere anlatmaya çalıştım, umuyorum ki kamp konusunda ihtiyacı olanlara gerekli bilgileri sağlayabilmişimdir. Önereceğiniz kamp alanları varsa yoruma bırakabilirsiniz.

    Okuduğunuz için teşekkürler. 😘

    Nilay Gündüz