Etiket: çocuklar

  • Cinsiyetçi Oyuncaklar Kızları Mühendislikten Soğutuyor

    Cinsiyetçi Oyuncaklar Kızları Mühendislikten Soğutuyor

    İngiltere merkezli, dünyanın en önemli profesyonel mühendislik ve teknoloji enstitülerinden The Institution of Engineering and Technology (IET) tarafından yayınlanan bir raporda, cinsiyetçi oyuncakların kız çocukları mühendislik alanında kariyer yapmaktan uzaklaştırdığı açıklandı.

    The Guardian’da yayınlanan habere göre IET tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre teknoloji, bilim, mühendislik ve matematik odaklı oyuncaklar, kız çocuklara üç kat daha fazla oranda erkek çocukları hedefliyor. Avrupa kamuoyunda ses getirmiş birçok başarılı kampanyaya rağmen, halen kız çocukları hedefleyen oyuncaklarda halen “pembe” rengin ezici üstünlüğü var. İngiltere merkezli IET’nin amacı, daha fazla kadını mühendislik, bilim ve teknoloji alanlarında kariyer yapmaya motive etmek. Ingiltere’de kadın mühendis oranının yüzde 9 seviyesinde olduğu hatırlatılan rapora göre, bu sonucun temelinde kız çocukların söz konusu dallardan uzaklaşmasına neden olan toplumsal klişeler yatıyor.

     

    Erkek çocuklar, küçük yaşlarda mühendislik alanlarına uygun oyuncaklarla daha yoğun oynuyor.

    Ebeveynlere, oyuncak alışverişi sırasında mavi ve pembe renk kutulu oyuncaklardan uzak durmayı öneren IET, oyuncak üreticileri ve internet arama motorlarına da cinsiyetçi klişeleri güçlendirecek yaklaşımlardan uzak durmaya davet ediyor.

    IET analistlerinin yaptığı bazı basit araştırmaların sonuçları oldukça çarpıcı. Önde gelen internet arama motorlarından yapılan “STEM Oyuncakları” (BTMM – Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik oyuncakları) aramasında yüzde 31 erkek çocuklar, yüzde 11 ise kız çocuklara yönelik sonuçlar çıkıyor. “Kız çocuk oyuncakları” internet aramasının sonucunda gelen oyuncakların yüzde 89’u pembe renkli iken, bu oran “Erkek çocuk oyuncakları” sonucunda sadece yüzde 1.

    Oyuncaklardaki cinsiyetçiliğe tepki yeni değil

    IET’nin raporuyla bir kez daha gündeme gelen “oyuncaklardaki cinsiyetçi klişeler” konusu aslında bir süredir gündemde. “Kusursuz güzelliği” ile kız çocukların rol modeli olan Barbie bebekler bir süredir farklı vücut tipleri, farklı meslek sahibi versiyonlarıyla da üretiliyor. Örneğin 2014 yılında “Girişimci Barbie” oyuncağı üretilmiş, 2015’te Barbie, topuklu ayakkabılarını çıkartıp, güzelliğinden “feragat etmişti.” Ancak bu hamleler işin sonunda kız çocuklara yine “bebek” sunulduğu gerçeğini değiştirmedi.

    2012 yılında kurulan “Let Toys Be Toys” inisiyatifi gibi bu konuya dikkat çeken organizasyonlar ve bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi alanlarda kız çocuklarına yönelik “yapı ve inşaat oyuncakları” tasarlayan GoldieBlox gibi firmalar da mevcut. Türlü kampanyalar ve bazı firmaların –muhtemelen yine ticari kaynaklı- özel üretimleri, oyuncak sektöründe IET’nin dikkat çektiği cinsiyetçi yaklaşımı ortadan kaldırmıyor.

    Bu konuda başta ebeveynler olmak üzere tüm topluma büyük görev düşüyor. Lütfen kızlara pembe bebekler, erkeklere otomobil almaktan vazgeçelim. Unutmayın, kızınız bir mühendis adayı, oğlunuz da bir aşçı ya da terzi adayı olabilir. Bırakalım, oyuncaklar sadece oyuncak olarak kalsın. “Erkek oyuncağı” ya da “kız oyuncağı” diye ayırmak çok saçma değil mi?

    KAYNAKLAR:

    https://uzuncorap.com/cinsiyetci-oyuncaklar-kiz-cocuklari-muhendislik-kariyerinden-sogutuyor/

    https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2016/dec/08/gendered-toys-deter-girls-from-career-engineering-technology

  • Türk Anası İle Alman Anası Arasındaki Davranışsal Farklılıklar

    Türk Anası İle Alman Anası Arasındaki Davranışsal Farklılıklar

    1- Türk anası tezcanlıdır. Merdiven çıkan bir yaşındaki çocuğuna, iki dakikadan fazla zaman tanımaz. Çocuğu kapıp kucakladığı gibi fırt fırt kendi çıkarıverir merdivenleri. Alman anası sabırlıdır. İki saat de sürse çocuğun yanında ayakta dikilip, tek başına çıkmasını bekler.
    2- Türk anasına göre, çocuğu kendisine tabiidir. Alman anasına göre, ayrı bi bireydir.
    3- Türk anası tutarsızdır. Prensipte karşı olduğu şeyleri bile, o an işine geldiği gibi esnetir. (Örneğin, TV seyrettirmek, geç yatırmak, abur cubur yedirmek). Alman anası tutarlıdır. Şartlar ne olursa olsun kararının arkasındadır.
    4- Türk anası işgüzardır. Kendine gün içinde bir sürü iş çıkarır. Misafir ağırlar, insanlara yardım teklif eder, herkese koşar, başına iş alıp durur. Alman anası benim zaten şuan işim var o da çocuğumla ilgilenmek der, yaralı parmağa işemez.
    5- Türk anası çok iyi bi anne olduğunu düşünür… Alman anasının böyle bir iddiası yoktur.
    6- Türk anası, diğer anneleri mutlaka eleştirir, akıl verir, gıybet eder. Alman anası kimsenin annelik ve çocuk yetiştirme tarzıyla ilgili yorum yapmaz. İlgilenmez.
    7- Türk anası yufka yüreklidir, ağlayan yavrusuna kıyamaz. Alman anası taş kalplidir, soğukkanlıdır. Ağlamadan, ajitasyondan, manipülasyondan etkilenmez.
    8- Türk anası titizdir. Titizlikte aşırı Uç Örnekler olduğu gibi; anaların en rahatı, en ‘amaaan nolcak’cısı bile, çocuk sokakta pis yere yattı mı bi huzursuz olur, yemek yerken ortalığı batırdı mı bi içi gider. Çantasında ıslak mendil taşımayanı yoktur. Alman anası nasıl desem, doğru sıfatı bulmak için çok düşündüm ama olduramadım, bildiğin pasaklıdır. Hijyen çıtası bize göre birkaç tık aşağıdadır.
    9- Türk anası kendi sosyal hayatına çocuğu direkt entegre eder. Alışveriş, misafirlik, bar-pavyon, düğün-dernek her yere çocuğu yanında götürür. Gece yarılarına kadar takılır. Gerekirse çocuğu, sandalyeleri birleştirip bulunduğu mekanda uyutur. Alman anası akşam 8’den sonra çocuğu hiçbi yere zinhar götürmez. Babysitter ya da büyükanneyle falan evde bırakır. Kendi sosyal aktivitelerine de (örneğin, arkadaşlarla kahve içme, alışveriş) mutlaka çocuksuz gider.
    10- Türk anası çocuksuz tatil yapmaz. Yapsa bile bu ömr-ü hayatında 1-2’yi geçmez. Alman anası 8 aylık bebesini 10 gün bırakıp kocasıyla Vietnam’a Zangoçya’ya gider. (Zangoçya diye bir ülke olmadığının farkında mıyım?)
    11- Türk anası çocuğunu lafta çok güzel besler! Evde her öğün tencere yemeği pişer, keki kurabiyesi her şeyi ev yapımıdır. Yemekleri bol sebzeli etlidir. Çorba olmazsa olmazıdır. Alman anası çocuğunu sözde çok tırt besler. Sağlıklı besin ve sebzeden kastı: 2 parmak çiğ havuç-hıyar kemirtmek ve haşlanmış tuzsuz brokolidir. genellikle şinitzel sosis makarna vs tarzı yemekler yapar. Börek çörek hazır alır, evde yapmaz
    12- Türk anası çocuğu yemek yemedi mi kahrolur. Bütün derdi o olur. Dosta düşmana “çocuğum yemiyo” diye anlatır ve de ağlanır. Alman anası önemsemez, yiyo-yemiyo muhabbeti yapmaz hiç.
    13- Türk anası çocuğu yesin de nasıl yerse yesin mantığıyla hareket eder. Eşşek kadar çocuğa püreler, bulamaçlar, sebzeyi eti çaktırmadan yoğurdun içinde kaktırmalar, TV izlerken yedirmeler, tabakla peşinden koşmalar, yesin diye 40 takla atmalar, her lokmadan sonra aferim bravo alkış kıyamet tezahuratlar hep bizdedir. Alman anası 9-10 aylıktan itibaren yedirme işine karışmaz. Çocuğun önüne koyar tabağı, çocuk ne kadar becerebilirse o kadarını yer. 1,5-2 yaşında Çatal bıçak kullanarak yer hale gelir çocuklar.
    14- Türk anası çocuğunu çok süslü giydirir. Hele bir de kızsa! Baştan ayağa pembeli, güllü dallı simli kıyafetler kombinler. 3 aylık bebeye dev güllü saç bantları takar. Yaş büyüdükçe akla hayale gelmeyecek saç modelleri konusunda uzmanlaşır. Oğlan çocuklara gömlek giydirir, saçına azıcık köpük sürer. Alman anasının kıyafet seçiminde kalite ve rahatlık ön plandadır. Renk desen ve uyum hiç önemli değildir. Zebralı tayt, kareli tişört, puantiyeli çorap, kalpli bere ve sekiz farklı renk içerebilir bir kombin. Organik pamuklu bodyler, aşırı pahalı outdoor spor markaların montları, superfit bot (çifti 250 lira falan) mutlaka her çocuğun dolabında bulunur. Az ama öz kıyafet alırlar. İkinci el kıyafet almak çok yaygındır.
    15- Türk anası hava soğuksa (10 derecenin altı soğuktur) çocuğu dışarı çıkamaz. Parklarda çamurla oynamasına asla müsade etmez. AVM’lerde olan indoor lunaparkları tercih eder. Jetonla çalışan atlıkarıncalara bindirir. Alman anası yağmur-çamur, kar-kış, kıyamet dinlemez çocuğu her gün mutlaka dışarı çıkartır. Her mevsime uygun “park kıyafeti” vardır. Muşambadan tulum, lastik çizme vs gibi. Onu giydirip çamurla oynamasına yerlerde yuvarlanmasına izin verir.
    16- Türk anası iki çocuğun oyununa müdahale eder. “Öyle yapmayın, koşmayın, bağırmayın”cümleleriyle araya girer. Hatta yetmezse “bakın şunu yapın, şöyle oynayın” diye fikir verir. Çocukların kavga edeceğinden, birbirine zarar vereceğinden korkar. Sürekli tedirgindir. Parklarda yabancı çocuklarla da diyaloğa girer:
    – Abisi biz de oynayalım mı?
    – Ablası hadi sen kalk biraz da küçük sallansın. Biz gidicez zaten, sen sonra yine binersin.
    – Canım biraz yavaş kayın, bak burda küçük kardeş var, çarparsınız…
    Alman anası oynayan çocuklara asla müdahale etmez, birbirini ağlatan çocuklara maksimum özür diletir. Çocukların, kendi sorunlarını kendileri çözmeyi öğrenmesi; annesinden yardım beklemeksizin hakkını araması altın değerindedir! Hiçbir Alman anası, çocuğunun davranışları yüzünden kendini “mahçup” hissetmez. Eğer çocuğu diğer çocukları rahatsız ediyor ve laf dinlemiyorsa alır çocuğunu gider. Parklarda diğer çocuklarla konuşmaz, hiçbir çocuktan sırasını istemez, diğer çocukları uyarmaz. Genellikle büyük ve küçük yaş gruplarının parkları ayrıdır.
    17- Türk anası pek oyuncu değildir. Hele hele çocuklarla bağıra çağıra, koşturarak oynamak “koskoca kadının” sokak ortasında yapacağı iş değildir. Alman anası, çocuklarla koşturur, çocukla çocuk olur.
    18- Türk anası narindir. Ağır kaldırmaz, sırtı beli ağrır, hemen yorulur. Yorulunca şikayet eder. Ağır kilodaki çocukları taşımak, puset açıp kapamak, otokoltuğu söküp takmak gibi işler bir ortamda baba varsa, anında babaya itelenir. Alman analarının hepsi, Alman gülle Takımı sporcusu kas gücündedir. Çocuğu baba gibi, omzunda taşır, havalara atıp tutar, beş yaşında çocuğu bile slinge koyup sırtına bağlar. Babanın yardımını istemeksizin bir elinde çocuk varken diğer elinde 24’lük bira kasası taşıyabilir.
    19-Türk anasının çocuğu giydirirken yapı taşı olarak kullandığı üç ana element vardır : (önem sırasına göre)
    1- atlet+çorap
    2-patik
    3-yelek
    Atlet ve çorap hava 40 derece olana kadar tişörtün ve sandaletin içine giyilir.
    Patik bugünlerde yerini; ev babeti, pisipisi, pantuf, yumuşak ev ayakkabısı tarzı güncellenmiş versiyonlarına bırakmışsa da, mantık aynı mantık.
    Yelek, hepimiz biliyoruz ki en çok uykudan kalkınca! Gerisi isteğe göre günde birkaç doz giyilir.
    Alman anası, kolay kolay atlet giydirmez. (Evet, kışın bile) Bebeler şöyle bir kolunu kaldırınca cıbıl cıbıl göbüşler görünür. Çorap giymeyi, çocuğun kararına bırakır. Çıkarmak isterse ses etmez. Patik ve yeleğin hayati öneminden ise bihaberdir!
    20- Türk anası “aşkım, canım cicim” tarzı sevgi sözcüklerini muazzam kullanır. Hatta nerdeyse çocuğa adıyla hiç hitap etmez. “Balım, böceğim, pompişim, tontişim” gibi sevgi sözcüğü veya lakap uydururken yaratıcılıkta sınır tanımaz. Alman anası, lakap ve sevgi sözcüğü çok nadir kullanır. Çocukla, büyüklerle konuştuğu gibi konuşur.
    Basak Usanovic
    Mart 2015, Viyana