Yazar: nilaylaylom

  • Unutulmaz 19 Sitcom Dizi

    Unutulmaz 19 Sitcom Dizi

    Alf

    Alf (1986-1990) Durum Komedisi (Sitcom)

    Mihaly ‘Michu’ Meszaros, Paul Fusco, Max Wright

    Melmac gezegeninden gelen tüylü, cüce boylu, kedi -yemeyi- sever uzaylı yaratık Alf ve misafir olduğu Tanner ailesinin maceralarını anlatan diziyi kim hatırlamaz ki? Açılımı ‘’Alien Life Form’’ olan bu uzaylı dostumuza ismini evin babası Willie koymuştu. Alf uzay aracıyla yaşadığı problem sonucu Tanner ailesinin çatısına düşüyordu. Zamanla evin bireyi haline gelen uzaylı dostumuz maç izlerken geğirerek tezahürat yapmasıyla hafızalarımızda yer etmiştir eminim. =) Evin ergen ve güzel kızı Lynn, sevimli oğlu Brian ve anneleri Kate ile yaşarken çeşitli komik durumlara düşen Alf’i hayatımızın sonuna kadar yüzlerimizde bir gülümseme ile hatırlayacağız. =) Alf’e ülkemizde sesini veren Müşfik Kenter’in efsane seslendirmesini de unutmayalım.

    Bewitched

    Tatlı Cadı (1964-1972) Durum Komedisi (Sitcom)

    Elizabeth Montgomery, Agnes Moorehead, Larry Tate, Dick York

    Hikaye bir cadı olan Samantha ile aşık olduğu ölümlü adam Darrin’ın aşkını ve yaşanan gülünç olayları anlatıyor. Evlenince cadılık yapmaktan vazgeçeceğine dair kocasına söz vermişti. Samantha’nın annesi Endora ise bu verilen tavizden ve onaylamadığı evlilikten aşırı rahatsızdı ve bunu kızına fırsat buldukça hatırlatmayı kendine görev edinmişti. Ne var ki Samantha kocasına her ne kadar söz vermişse de birtakım sorunları cadılık gücünü kullanarak çözmekten kendini alamazdı. Özellikle burnunu kullanarak yaptığı sihirleri bizim jenerasyon mutlaka hatırlıyordur. Bu çiftimizin bir de komşuları vardı, evdeki sihirli olaylara bir şekilde tanık oluyor fakat gördüklerini bir türlü ispatlayamıyorlardı. Samantha ve Darrin’in dünyaya gelen bebekleri de annesinden sihirli güçler kazanmıştı fakat bir türlü bu güçleri kontrol edemeyip komik şeyler yaşanmasına sebep olur ayrıca bu cadılık olayının ölümlülerden gizlenmesini daha da zorlaştırırdı. Masallardaki kötü karakter cadı imajı bu dizide oldukça sevimli ve iyi bir karakter olarak karşımıza çıkarılmıştı ve Samantha’yı çok sevmiştik.

    Charles In Charge

    Charles İş Başında (1984-1990) Durum Komedisi (Sitcom)

    Scott Baio, Willie Aames

    Kahramanı erkek bir dadı olan dizilerden biriydi. Üniversite öğrencisi Charles bir evde yardımcı olarak çalışırken bir yandan da evin çocuklarına bakıcılık yapıyordu. Bir de Buddy adında bir kankası vardı. Şaşkın, iyi yürekli, saf ve çok zeki olmayan Buddy ile kahramanımız Charles arasında komik diyaloglar geçerdi. Buddy dizinin başlarında sörfçü, kızların gözdesi, partilerin aranan siması bir gençken nedense sonradan karizmayı Charles’a devretmişti. Ailenin biri inek diğeri popüler iki kızı ve bir de şaşkın oğulları vardı. Diziden çeşit çeşit ünlü oyuncular da gelmiş geçmiştir. Bir de evin giriş kapısının arkasında gömme bir dolap vardı, sürekli birileri oraya saklanırdı, aklımda bu da kalmış. =)

    Cheers

    Şerefe (1982-1993) Durum Komedisi (Sitcom)

    Ted Danson, Rhea Perlman, John Ratzenberger

    Eski ve iyi bir beyzbol oyuncusu olan Sam beyzbolu bırakmış ve alkolik olmuş sonra tövbe edip onu da bırakmış fakat alkolü tüketemese de bu kez satmayı tercih etmiş ve bir bar satın almıştır. Dizimize ismini veren bar; Şerefe! Bu barda geçen komedi unsuru yüksek olaylara diziyi izlerken hep birlikte şahit olup gülümsüyorduk. Ne güzel günlerdi. =)

    Doogie Howser

    Küçük Doktor (1989-1993) Durum Komedisi (Sitcom)

    Neil Patrick Harris, Max Casella, Belinda Montgomery

    Çocuk yaştaki Doogie Howser üstün zekası sayesinde doktor olmuştu. Bütün hastane bu profesör doktorun karşısında el pençe divan dururdu. Küçük doktor kahramanımızın bir de Vinnie Delphino adında fırlama bir kankası vardı. Çeşitli komik olaylar ve çıkarılan derslerin ardından dizinin sonunda doktorumuz bilgisayarın başına oturur günlük yazardı. How I Met Your Mother başta olmak üzere pek çok önemli yapımda rol alan aktör Neil Patrick Harris efsanesinin doğduğu dizidir.

    Family Ties

    Aile Bağları (1982-1989) Durum Komedisi (Sitcom)

    Michael J. Fox, Michael Gross, Meredith Baxter

    Hayata karşı birbirinden farklı tutumları olan bir aileyi konu eden dizi Michael J. Fox’u ünlü eden yapımdır. Tipik bir banliyöde yaşayan Amerikan ailesi dizisiydi. Fakat aynı zamanda politik unsurları barındıran ve içerisine komediyi serpiştiren ilginç de bir yapımdı. Eski bir hippi olan Elyse ve Steven çiftinin çocuklarıyla yaşamları konu edilmişti. Karşılıklı yardım, dostluk ilişkileri, komikleşen olaylar örgüsünde bir sitcomdu. Michael J. Fox ailenin çapkın ve zıpır oğluydu, yaşından büyük giyimi ve davranışları vardı ve politik görüşleriyle dizinin parlayan karakteri her daim Fox idi.

    Friends

    Sıkı Dostlar (1994-2004) Durum Komedisi (Sitcom)

    Jennifer Aniston, Courteney Cox, Lisa Kudrow, Matt LeBlanc, Matthew Perry, David Schwimmer

    New York’ta yaşayan bir grup arkadaşın hayatı üzerine dönen dizide yirmili yaşlarında üç kız üç de erkek, altı farklı karakterin birbirleriyle ve çevreleriyle yaşadıkları hayat dolu hikayeler bolca komedi unsurları serpiştirilerek anlatılıyor. Sürekli vakit geçirdikleri Central Perk adlı kafede gerçekleşen pek çok olaya kahkaha atmamak kaçınılmaz. Ben sanırım en çok Ross karakterine kahkaha atmışımdır. =) Rachel kendi düğününden kaçıp bir restoranda aşçılık yapan çocukluk arkadaşı Monica’nın evine yerleşir ve zengin ailesinin yardımını almadan yaşama tutunmaya çalışır, grubun sıkça gittiği Central Perk adlı cafede garsonluğa başlar. Dizinin tüm sezonlarını bitirdiğinizde, ünlü olma hayali kuran Joey, iş adamı olan ama dizi boyunca kimsenin ne iş yaptığını bir türlü anlamadığı Chandler, masöz ve müzisyen Phoebe, Monica’nın abisi paleontolog Ross ve tabi ki Rachel ve Monica asla unutmayacağınız arkadaşlarınız gibi olacak. =)

    Full House

    Bizim Ev (1987-1995) Durum Komedisi (Sitcom)

    Bob Saget, John Stamos, Dave Coulier, Candace Cameron Bure, Jodie Sweetin, Mary Kate Olsen, Ashley Olsen

    Karısının ölümünden sonra üç kızıyla bir başına dul kalan spor haberleri sunucusu baba, kendine yardımcı olmaları için rock müzisyeni olan kayınbiraderi Jesse’yi ve çocukluk arkadaşı stand-up komedyeni Joey’i çağırıyor. Dayı rolünün hakkını sonuna kadar veren Jesse dayı, hem babalık görevlerini hem de işini en iyi şekilde yapmaya çalışan baba Danny, çocukları nasıl eğlendireceğini çok iyi bilen Joey amca, ablaların en tatlısı D.J., ortanca çocukluğun gerektirdiği her şeye katlanan Stephanie ve Olsen ikizleriyle ilk kez tanıştığımız rol olan evin en küçüğü ve dünya tatlısı Michelle birbirlerine bağlanan kocaman bir aile olmuşlardı ve bizleri de kendilerine bağlamışlardı.

    Married With Children

    Evli Ve Çocuklu (1987-1997) Durum Komedisi (Sitcom)

    Ed O’Neill, Katey Sagal, Christina Applegate, David Faustino, Amanda Bearse

    Chicago’da yaşayan alt tabakadan bir ailenin maceralarının anlatıldığı dizide başarısız ve suratsız bir ayakkabı satıcısı olan baba figürüne tembel, alaycı ve savurgan bir anne, erkek delisi aptal sarışın kız evlat ve akıllı ama garip erkek evlat figürleri eklenip ve araya kendileri kadar garip komşuları da serpiştirilince sıkça kahkaha atmanıza sebep olan olayları da karşınızda bulmamanız kaçınılmaz olurdu sanırım. Ailenin sevimli mi sevimli bir de köpeği vardı. Birbirleriyle bu kadar alakasız tipler bir ailede bir daha toplanmamıştır eminim.

    Perfect Strangers

    Muhteşem İkili (1986-1993) Durum Komedisi (Sitcom)

    Bronson Pinchot, Mark Linn-Baker, Melanie Wilson

    Dokuz kardeşli ailesiyle yaşadığı kasabadan ayrılıp Chicago’ya taşınan Larry ile Yunanistan’dan kalkıp hiç tanışmadığı kuzeni Larry’nin yanına yerleşen Balki’nin komik maceralarını izlediğimiz diziden esinlenerek bir dönem kuzenler birbirine ismiyle değil ‘’kuzen’’ diye seslenmeye başlamıştı. Dürüst, temiz, saf kalpli çoban Balki’ye Amerikan hayatını öğretmeye çalışan bencil, alaycı, işgüzar ve paragöz Larry zamanla birbirlerini tamamlayan sıkı dostlar haline geliyorlar ve ortaya muhteşem ikili çıkıyor. Zamanla kız arkadaşları da oluyor ve onlar da bu ekibe katılıyorlar. Çoğunlukla Larry’nin panik halleri yüzünden başları derde giren ikili Balki’nin temiz kalpliliğiyle sorunlarını çözerler. Maceraları sırasında meydana gelen komik olaylara gülmek de bize kalır. =)

    Roseanne

    Roseanne (1988-1997) Durum Komedisi (Sitcom)

    Roseanne Barr, John Goodman, Laurie Metcalf, Sara Gilbert, Michael Fishman, Alicia Goranson

    Illinois’de bir banliyöde yaşayan işçi sınıfından Conner ailesinin hikayesi. Tombiş kahramanımız Roseanne ve kocası Dan evlilik, çocuklar, kayınvalideler ve para gibi konularda çeşitli problemlerle mücadele ederken bir yandan da kısıtlı aile bütçesiyle uğraşıyorlardı. Diziye eşcinsellik kavramını dahil eden yapımlardan biriydi. Erkek Fatma kızları Darlene, sevimli oğulları D.J. ve ailenin sarışın kızı Becky’yi sanırım hepimiz hatırlıyoruzdur. Bir de sekizinci sezonda Jerry doğmuştu. Efsane komedi dizisi 2018 yılında yeniden ekranlara dönmüştü fakat başrol Roseanne Barr’ın attığı ırkçı bir Twit yüzünden dizi iptal edildi.

    Seinfeld

    Seinfeld (1989-1998) Durum Komedisi (Sitcom)

    Jerry Seinfeld, Michael Richards, Julie Louis Dreyfus, Jason Alexander

    Stand-up komedyeni Jerry Seinfeld’in tamamen kendisini canlandırdığı, kesinlikle oynamadığı, hiçbir şey hakkında bir şov. Birçok sitcom genel bir konu etrafında dönerken Seinfeld günlük hayatın anlık komiklikleriyle ilgilenmiştir. Jerry Seinfeld’in stand-up şovundan bir kesitle başlar ve dizinin sonunda da bir başka kesitle sona ererdi. Dizideki karakterler de gerçek hayattan kişilerin karikatürize edilmiş halleriydi. Düzen hastası Jerry Seinfeld dizide de hayatını komedyen olarak kazanırdı. Evi arkadaşları tarafından sürekli ziyaret edilen bir merkez haline gelmişti. Genelde şans eseri kadınlarla ilişki kurar sonra da aptalca bir şeyler başına gelip ayrılırdı. Kapı komşusu Kramer ilginç, kabarık ve bulaşık teli gibi karmaşık saç şekli, çalışmadığı halde nereden geldiği bilinmeyen geliri, karşı cinsle ilişkide en başarılı karakter olması, beyaz çorapları, evladiyelik ceketi, 50’lerde dedelerin giydiği gömlek stili, Jerry’nin evine aniden ve zamansız girişleriyle dünya dizi tarihinin en absürt yaşam formudur belki de. Bu arada adının Cosmo olduğunu dizinin çoook ileriki bölümlerinde öğrenebilmiştik. George Costanza, Jerry’nin okuldan arkadaşı, ucuz, yalancı, kıskanç, başarısızlıklarla dolu etten kemikten bir güvensizlik abidesiydi. Ay gibi parlayan bir kel, kocaman bir göbek ve kısa boyu ile bu homofobik ve düz adam dizi ilerledikçe ilahlaşan bir karaktere döndü. Elaine Benes, Jerry’nin eski sevgilisi yeni kankasıydı. Akıllı, oldukça ve bazen fazla girişken, yırtık, aşırı dürüst bir karakter olsa da yüzeysel bir tipti. İç sesinin konuşmasını sıkça dinlerdik. Özellikle metroda kalabalığın arasında iç sesinin durmak bilmeden konuşması asla unutulur gibi değil. Dans edemeyişiyle ilgili sahneler de bizi bizden alarak hafızalarımıza ciddi zarar verip oraya yerleşmiş görüntülerdir maalesef. Bu diziyle ilgili forumlarda insanların en çok yazdıkları şeylerden biri ‘’Seinfeld’i oynayan adam hiç iyi rol yapamıyor’’ cümlesi. Diziyi bölük pörçük izleyenler ve dizi ile oyuncular hakkında en ufak fikri dahi olmayanlar tabi ki bu cümleyi kuranlar. Çünkü dizinin sıkı takipçisi olan ve oyuncuları tanıyan kesim Seinfeld’in zaten rol yapmadığını, dizide de rol yeteneğinin olmadığını sıklıkla repliklerinde belirttiğini, Seinfeld’in tamamen kendini canlandırdığını çok iyi bilirler. Diziyi izlemediyseniz bunu bilerek izleyin derim. Seinfeld bir oyuncu değil komedyen ve dizide de tamamen kendisi. Rol yok.

    Silver Spoons

    Gümüş Kaşıklar (1982-1987) Durum Komedisi (Sitcom)

    Ricky Schroder, Erin Gray, Joel Higgins

    Oyuncak fabrikası sahibi, malikanesi bile oyuncaklarla dolu çocuk ruhlu bir adam, 12 yaşında bir oğlu olduğunu öğreniyor ve onu evine getirerek oğluyla birlikte yaşamaya başlıyor. Evin içinde trenden tutun tilt makinasına, bilardodan kocaman oyun makinalara kadar akla ne gelirse vardı. Çocuğumuz Rick de tabi ki zengin bir baba ve oyuncaklarla dolu bir malikanede bir eli şokellada, diğer eli dondurmada yaşamaya başlayıp o dönem çocuk olduğumuz için bizleri baya bir ayar etmişti. Aynı zamanda babasının çocukça hareketlerini idare etmeye çalışır diğer yandan sekreter ile babasının arasını yapmaya çalışırdı. Ricky Schroder’ı ünlü yapan dizidir. Richie Rich çizgi filminin dizi versiyonu gibi bir şeydi.

    The Cosby Show

    Cosby Ailesi (1984-1992) Durum Komedisi (Sitcom)

    Bill Cosby, Phylicia Rashad, Keshia Knight Pulliam, Malcolm Jamal Warner, Tempestt Bledsoe, Lisa Bonet

    Doktor Cliff Huxtable ve ailesinin maceralarını anlatan dizi Brooklyn’de bir banliyöde geçiyordu. Sınıf atlayan bir ailenin yaşadığı komik olaylar, eğlenceli diyaloglar, renkli espriler ve yaşama dair verilen mesajlarla hayatımızın bir döneminde yer edinmiş bir yapımdı. Evin annesi Clair başarılı bir avukattı. Ailenin tek oğlu Theo’nun okuma güçlüğü problemi vardı. Evin belalı kızı Vanessa ile Theo sürekli atışırdı. Evin aklı başında kızı Denise idi. Ve evin en sevimli yumurcak kızı Rudy ise ailenin büyümeyen bebeğiydi. Dizi bizlerde çok güzel bir lezzet bırakmışken baş roldeki Bill Cosby’nin gerçek hayatında çok sayıda kadın tarafından taciz davasına konu edilmesi çocukluk dönemimize damgasını vuran bir güzelliğe ne yazık ki leke düşürdü.

    The Golden Girls

    Altın Kızlar (1985-1992) Durum Komedisi (Sitcom)

    Betty White, Beatrice Arthur, Rue McClanahan, Estelle Getty

    Emekli olup huzur bulmak için Miami’ye yerleşen ve aynı evi paylaşan 4 yaşlı kadının komik maceralarını anlatan dizi. Hayata sımsıkı bağlı bu hatunların tek istedikleri kalan zamanlarını eğlenceli geçirmekti. Yaşadıkları komik olaylara bakış açıları, birbirleriyle çekişmeleri ve aynı zamanda da birbirlerine olan içten bağlılık ve sevgileri bizi bu diziye çeken sımsıcak özelliklerdi. Sophia dizide Dorothy’nin annesiydi ve dörtlünün hem en yaşlısı hem de en zekisi ve nüktedanıydı, iğneleyici komik sözleri mutlaka olurdu. Rose aptal sarışın, naif, saf hatta biraz yarım akıllı, kırsalda büyümüş, sevimli ve en güleç yüzlü karakterdi. Dorothy, İtalyan asıllı, biraz erkeksi, sert mizaçlı, zekiydi ve Sophia’nın kızıydı. Blance ise evin sahibesi, erkek düşkünü, çapkın, süslü, aşırı makyajlı ve cafcaflı kıyafetler giymeyi seven bir karakterdi. Ne yazık ki dizi bittikten sonra 2008, 2009 ve 2010 yıllarında Sophia, Dorothy ve Blance karakterlerini oynayan aktristler ard arda vefat ettiler. Şu an Rose karakterini oynayan Betty White dizinin halen hayatta kalan tek üyesi ve hala çeşitli film ve dizilerde rol almaya, sosyal sorumluluk projelerine destek vermeye devam ediyor. En azından bunları yazdığımda yani 2021 Şubat ayında hala öyle ve umuyorum ki daha uzun yıllar sağlıkla yaşar. (Ek: Ne yazık ki güzel Betty 2021’in 31 Aralık gününde bizleri terk etti ve onunla Altın Kızlar da tarihin altın sayfalarına gömüldü.. Umuyorum cennette bir araya gelirler.. R.I.P.)

    The Jeffersons

    Jefferson Ailesi (1975-1985) Durum Komedisi (Sitcom)

    Sherman Hemsley, Isabel Sanford, Marla Gibbs

    Diğer pek çok Afro-Amerikan dizisinden farklı olarak daha az politika içeren, Amerika’nın en uzun soluklu Afro-Amerikan komedilerinden biriydi. Orta-üst sınıfta yer alan bir çiftin hayatını konu alıyordu. Manhattan’da daha çok beyazların oturduğu bir binadaki lüks bir dairede yaşayan ailemizin aksi ve beyaz düşmanı siyahi babası George’un 7 tane kuru temizleme dükkanı vardı. Dizideki anne Louise siyah-beyaz bir çiftle arkadaş olmuştu ve George bu çifte ‘’zebra’’ lakabını takmıştı. Bir de bu ailenin ukala yardımcısı Florence vardı ve o da George’la kısa boyu yüzünden dalga geçerdi. İngiliz beyefendisi, nazik, arkadaş canlısı ve Birleşmiş Milletler’de Rusça çevirmen olarak çalışan bir komşuları vardı. Kapı önü konuşmalarının çoğunun ortasında George kapıyı bu komşunun yüzüne çarparak kapatırdı. Bir ara büyükanne karakteri olarak George’un annesi vardı ve Louise’i iyi bir eş olmamakla suçlar dururdu fakat 2 sezon sonunda diziden ayrıldı. George korkunç zevksiz giyinirdi, bazen kazağını pantolonun içine sokar üstüne de pantolon askısı takardı. Diyaloglar tiplemeler kadar komikti anlayacağınız.

    Webster

    Webster (1983-1989) Durum Komedisi (Sitcom)

    Emmanuel Lewis, Alex Karras, Susan Clark

    Emekli futbolcu George, futbol oynadığı dönemde en yakın dostuna bir şey olursa ailesiyle ilgileneceğine dair söz verir. Seneler sonra bu dostunun eşiyle birlikte vefat haberini alır ve ailecek cenazeye giderler. Dönüşte bir devlet görevlisi ile bu dostunun küçük oğlu Webster kapıda belirir. Çünkü George’un sözüne istinaden dostu onu vasi tayin etmiştir. Emekli olup sakin bir hayata başlayan George’un hayatından sakinlik de böylelikle uçup gidiverir. 4 yaşında olmasına rağmen büyüklere ders verircesine konuşan Webster zamanla ailenin maskotu haline gelir. Hatta evin annesi Katherine gibi ırkçı ve sert karakteri bile yumuşatmayı başarır. Diziyi izledikçe bizlerin evlerinin de bir üyesi haline gelen Webster asla unutulmazlar arasında yerini aldı.

    Who’s The Boss?

    Patron Kim? (1984-1992) Durum Komedisi (Sitcom)

    Tony Danza, Judith Light, Alyssa Milano, Danny Pintauro, Katherine Helmond

    Sakatlık sonucu beyzbolu bırakmak zorunda kalan dul baba Tony, Brooklyn’den kahya olarak iş bulduğu Connecticut’a taşınmak zorunda kalır ve iş bulduğu eve kızı Samantha ile birlikte yerleşirler. Ev sahibi kocasından boşanmış bir kadındır ve işkolik olduğu için evde oğlu Jonathan ile de ilgilenebilecek bir yardımcıya ihtiyacı vardır. Ev sahibinin Mona adında bir de annesi vardır ve sık sık eve gelir. Angela annesi kadar sosyal biri değildir. Mona’nın ise aktif bir sosyal hayatı vardır. Günlük hayatları devam ederken birbirinden komik olaylar da haliyle kaçınılmaz olan dizi Charles İş Başında konseptine çok benziyordu.

    Yes Minister

    Emret Bakanım (1980-1984) Durum Komedisi (Sitcom)

    Paul Eddington, Nigel Hawthorne, Derek Fowlds

    Politik hiciv içeren İngiliz sitcom’u. Yenice sonuçlanan bir seçimin ardından başlar. Milletvekili adayı Jim Hacker seçimde kazanır. Başbakan’ın İdari İşler Bakanlığı teklifini kabul eder. Sekreterleri Sir Humphrey Appleby ve Bernard Woolley’dir. Bölümlerde genelde Hacker’ın önerilerinin Appleby tarafından, Appleby’ın önerilerinin ise Hacker tarafından engellemeleri işlenir. Sonunda çoklukla gerçekleşen bir diplomatik felaket karşısında iş birliği yapmak zorunda kalırlar. Woolley ise her zaman bu ikilinin arasında kalır. Karakterlerin idealizmleri ve kişisel çıkarları arasındaki çelişki çok iyi işlenmiştir. Hükümete ve devlet yapısına yönelttiği sert ve acımasız eleştiriler barındıran dizi çok sayıda ödül de almış ve dönemin Başbakan’ı Margaret Thatcher tarafından da ilgiyle izlenmiştir. Hatta dizi diziyi doğurmuş ve devam dizisi Emret Başbakanım olarak 1986-1988 yılları arasında yayınlanmıştır. Uygar ülkelerde diziler, filmler ve çeşitli programlarda geçen sert eleştiriler o programın yayından kaldırılması ile sonuçlanmıyor doğal olarak. Dizide her bölüm genelde Sir Humphrey’nin ‘’Emredersiniz Bakanım’’ ya da ‘’Emredersiniz Başbakanım’’ demesiyle son bulur. Bu tanıtımı da dizideki Jim Hacker’ın bir repliğiyle sonlandıralım:

    ‘’Bana basından bahsetme. Günlük gazeteleri kimlerin okuduğunu sana söyleyeyim; Daily Mirror okurları ülkeyi yönettiklerini sanırlar, The Guardian okurları ülkeyi yönetmeleri gerektiğin düşünürler, The Times okurları ülkeyi gerçekten yönetenlerdir, Daily Mail okurları ülkeyi yönetenlerin karılarıdır, Financial Times okurları ülkeyi satın almış olanlardır, The Morning Star ülkenin başka bir ülke tarafından yönetilmesini isteyenler tarafından okunurken The Daily Telegraph okurları bunun zaten böyle olduğunu düşünürler.’’

    Derleyen: Nilay Gündüz

  • Kahve Severler İçin Evde Kahve Demleme Yöntemleri

    Kahve Severler İçin Evde Kahve Demleme Yöntemleri

    Kahve severler için kahve kültürünün en keyifli yanlarından biri o kahveyi evde hazırlama kısmıdır. Sabah herhangi bir çeşit kahve içmeden güne başlayamayanlar için biraz kahve demleme yöntemlerinden bahsedelim.

    Kahve deyince tabi ki gerçek kahve severler kaynar suya atılıp eriyen granül kahvemsilerden bahsetmediğimi anlamıştır. Bu yüzden bu yazımda gerçek kahve demleme yöntemlerinden bahsedeceğimi özellikle belirtmek istiyorum.

    Dünya kahvelerine sizlere şu yazımda değinmeye çalışmıştım. Damak zevkinize göre bir kahve çekirdeği çeşidini seçmekle işe başlayabilirsiniz. Sonraki aşamada demleme yönteminize uygun olarak iri, orta veya ince taneli öğütme kararınız önemli. Çünkü örneğin ince öğütülmüş bir kahveyi French Press’te demlemeniz o kahveden yeterli verimi almanızı engeller. Suyun sıcaklığı, eklenme şekli ve demleme süresi de kahvenin tüm lezzetini etkileyen etmenler. Ayrıca kahvenizi ya evde kendiniz öğütün ya da dışarıdan öğütülmüş olarak alın ama evinizde öğütecekseniz kullanacağınız kadarını öğütün, dışarıdan öğütülmüş alacaksanız da az miktarda alın çünkü kahve taze öğütülmüş içilirse lezzetine varılır, bayatladıktan sonra lezzet kaybına uğrar.

    Şimdi gelelim kahveyi demleme yöntemlerine.

    French Press

    Bu yöntemle kahve demlerken ihtiyacınız olan kahve iri öğütülmüş olmalı. Daha önce şuradaki yazımda French Press ile nasıl doğru kahve demleyebileceğinizi anlatmıştım. Fakat yeniden bahsedecek olursam şöyle özet geçeyim;

    Öğütülmüş kahvenizden damak zevkinize göre miktarda french press’inize koyun ve kalan kahvenizi ağzı hava geçirmeyecek şekilde kapanabilen bir kapta saklayın. French press’e suyu eklemeden önce kahvenize bir tutam tuz atın. Peki neden tuz? Çünkü kahvenin acılığını dengeler ve lezzet artırıcı etkisi vardır. Şimdi gelelim suyu kaynatmaya. Suyun sıcaklığı mükemmel bir kahve için çok önemli. Eğer olması gerekenden çok kaynar hale getirirseniz kahve çekirdeklerinizi bozar. Çok soğuk kalırsa kahveniz zaten bir şeye benzemez. Kahve yapmadaki amaç bazı uçucu yağları ortaya çıkarmak ve kahveden bu yolla keyif ve tat alabilmek. Bunun için de en uygun su sıcaklığı 80-90 derece arası. Çekirdeklerin kavrulmasını önlemek için suyun kaynamasını bekleyin ve kaynamaya başlama anında ocaktan alın, 15 saniye kadar bekletin, bu sürede dinlenmiş suyu yavaş yavaş french press’inizde bekleyen kahvenizin üzerine dökün. Karıştırma için kesinlikle metal kaşık ya da karıştırıcı kullanmıyorsunuz, çünkü kahvenizin tadını gerçekten de metalik hale getiriyor. Tahta kaşık ya da karıştırıcı kullanın mutlaka. Kahvenizin demlenmesi için 3-4 dakika bekletin ki ne kadar bekletirseniz o kadar uçucu yağ ortaya çıkacaktır. Fakat 4 dakikadan fazlası da bu işlem için gereksiz oluyor. Zira çıkması gereken tüm yağlar zaten 4 dakikada çıkmıştır. Demleme süresinin bitiminde french press’inizin pistonunu yavaş yavaş aşağı indirin. Hızlı yaparsanız yağ üste çıkar ve lezzet bozulur.

    Moka Pot

    Kullanmanız gereken kahve ince çekilmiş olmalı. Çevirerek ikiye ayrılan Moka Pot’un içinde bir de kahve filtresi bulunuyor. Alt hazneye soğuk suyunuzu koyuyor, filtreye ihtiyaç kadar kahveyi ekliyor ve alt haznenin üstündeki yerine yerleştiriyor, üst hazneyi de çevirerek üzerine kapatıyorsunuz. Ocağın en küçük olan kısmında en kısık ateşte suyun yavaş yavaş demlenip üstteki hazneye geçmesi bitene kadar bekleyin ve alt kısım susuz kalıp yanmadan Moka Pot’u ocaktan alın.

    Chemex

    Bu yöntemde iri öğütülmüş kahveye ihtiyacınız var. Chemex için 30 gram kadar kahve ve 510 gram kadar su gerekiyor. Suyu yine 80-90 derece arasında kaynatın, filtre kağıdını Chemex’in ağzına yerleştirin, kağıt tadını biraz olsun yok edebilmek için filtreyi ıslatarak kullanmanızı öneririm. Kahveyi filtreye koyun ve kaynamış suyu sakın bir anda boca etmeyin, 30 saniye kadar dinlendirip yavaşça ekleyip önce kahveyi ıslatıp dinlendirin, sonra 30 saniye kadar daha bekleyin ve kahveyi karıştırıp biraz daha su ekleyin. Bu şekilde dinlendire dinlendire kalan suyu ekleyerek kahvenizi hazırlayın.

    Aeropress

    Bu yöntemle kahve demlemek için iri öğütülmüş kahve gerekiyor. 1 kişilik için 15 gram kahve ve 225 gram kadar suya ihtiyacınız var. Filtre kağıdını filtre başlığına yerleştirin ve sıkıca kapayın. Aeropress’in altında bir kupa koyup filtre kağıdını sıcak suyla ıslatın ve bu suyu dökün ki kağıt tadı azalsın bir yandan da kupa ısınsın. Kahveyi filtreye koyup hafifçe sallayarak kahveyi düzleyin. Üzerine 80-90 derece kadar kaynamış suyun yaklaşık 5’te 1’i kadarını dairesel hareketlerle yavaşça döküp 30 saniye kadar bekleyin. Göz göz balonlar oluşmaya başlayacaktır. Kalan suyu Aeropress’teki 3 seviyesini geçmeyecek şekilde üzerine ekleyin. Karıştırma çubuğu yardımıyla sağa sola ve yukarı aşağı hareket ettirerek 10 saniye kadar karıştırın. İtici pistonu üzerine yerleştirip iki elinizle dengeli şekilde aşağı bastırın. Demleme işleminiz 2 dakikayı pek geçmesin. Önceden ısıttığınız kupada kahvenizi içebilirsiniz. 1’den çok kişi için Aeropress’in altına kupa yerine cezve koyarak ve kahve ile suyun miktarını kişi sayısına göre artırarak kahvenizi demleyebilirsiniz.

    Hario V60

    İnce veya orta öğütülmüş kahve kullanılan bir yöntem Hario V60. Yine 80-90 derece arasındaki suyla kağıt filtrenizi ıslatıp kağıt tadından kurtulun ve kupanızı da yine bu suyla ısıtıp suyu dökün. 1 kişi için 15 gram kahve ve 250 ml su yeterli. Kağıt filtreyi V60’a yerleştirin ve V60’ı da bir kupanın üzerine sabitleyin. Kahveyi kağıt filtreye koyun ve hafif sallayarak üzerini düzleyin. Yine suyun 5’te 1’i kadarını kahveye yavaşça dökün ve 30 saniye kadar bekletin. Baloncuklar oluşmaya başlayacak ve kalan suyu dairesel hareketlerle üzerine yavaş yavaş dökmeye devam edeceksiniz. Bu şekilde 30 saniye dinlendire dinlendire kahvenizi 3 dakika içinde demlemeyi bitirin. 1’den çok kişi için V60’ın altına kupa yerine cezve koyarak ve kahve ile suyun miktarını kişi sayısına göre artırarak kahvenizi demleyebilirsiniz.

    Cezve

    Türk kahvesi olmadan olur mu? 1 kişilik için 1 tatlı kaşığı kahveyi ve 1 fincan soğuk suyu cezveye koyuyoruz. Sade içmek ayrı zevk fakat şekerli sevenler orta kahve için 1 küp ya da 1 tepeleme çay kaşığı şeker ekleyebilir. Kahveyi karıştırın ve en küçük ocakta en kısık ateşe koyun. Kaynayıp taşmadan altını kapatıp fincana koyarak içebilirsiniz.

    Evde kahve demleme yöntemlerinden benim değineceklerim bu kadar. Farklı yöntemlerden bahsetmek isteyenler yoruma fikirlerini bırakabilirler. =)

    Nilay Gündüz

  • 18 En İyi Eski Yabancı Polisiye Dizi

    18 En İyi Eski Yabancı Polisiye Dizi

    21 Jump Street

    21. Cadde (1987-1991) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera-Gizem

    Johhny Depp, Richard Grieco, Dustin Nguyen, Peter DeLuise

    O zamanlar çıtır Johhny Depp’in baş rolü oynadığı aksiyonu bol dizide gençlerin suç işlemesini önlemek için yine genç polislerden kurulmuş bir ekibin maceraları işleniyordu. Kılık değiştirip liselerde öğrenci gibi takılarak onların alkol, uyuşturucu, seks, aids vesaire problemleriyle uğraşırlardı. Dizideki Dennis Booker (Richard Grieco) karakteri sonradan diziyle bağını koparmış ve Booker adındaki kendi dizisiyle yoluna devam etmişti. O zamanlar Grieco’nun parlayacağı zannediliyor olsa da zaman Depp’in lehine işledi ve Grieco geride kalırken Depp’in yıldızı parıldadıkça parıldadı.

    Booker

    Booker (1989-1990) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera-Gizem

    Richard Grieco, Marcia Strassman, Katie Rich, Carmen Argenziano

    21. Cadde dizisinden ayrılan Dennis Booker (Richard Grieco) karakterinin baş rolü oynadığı yine bol aksiyonlu dizi. Bu genç ve yakışıklı arkadaş aynı zamanda üstlerinden aldığı emirleri küçümseyen küstah bir polisti ve ara sıra ailesi ve arkadaşlarına yardım etmek için kendi işiyle ilgisi olmayan görevleri de üstlenirdi.

    Charlie’s Angels

    Charlie’nin Melekleri. (1976-1981) Polisiye- Drama-Aksiyon-Macera-Gizem

    Farrah Fawcett, Jaclyn Smith, Kate Jackson, Cheryl Ladd

    3 fıstık gibi ajan ve onları görevlere yönlendiren, kendisi görünmeyen, sadece sesini duyduğumuz ekip liderleri Charlie denen adam baş roldeydi. Bu kızlar verilen görevleri yerine getirmek için maceradan maceraya atlıyorlardı. Hi Charlie!

    Columbo

    Komiser Columbo (1971-2003) Polisiye-Drama-Macera-Gizem

    Peter Falk, Mike Lally, John Finnegan

    Kirli pardesüsü, yamulmuş tipi, dalgınlığı, davranışlarındaki tevazu, katile yaklaşımında son ana kadarki nezaketiyle değişik bir karizma sahibi komiser Columbo’nun (Peter Falk) takındığı aptal ve saf polis edasıyla karşısındaki suçluyu havalara sokması, sonra da suçlunun açıklarının hepsini sakin sakin ve tek tek saymasını izlemek ayrı keyifliydi. Biz dizinin başında suçu ve suçluyu görür ve bilirdik, ardından komiserimiz olaya girer ve kanıtları toplayıp suçluyu köşeye sıkıştırırdı.

    Dempsey And Makepiece

    Zorlu İkili (1985-1986) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera-Gizem

    Glynis Barber, Michael Brandon

    Dempsey (Michael Brandon) Amerika’da bir iş üstündeyken azılı bir mafya üyesini öldürüyor ve üstleri de yer altı dünyasında idam fermanı çıkmış kahramanımızı korumak adına onu İngiltere’ye gönderiyor, orada dedektif Makepeace (Glynis Barber) ile bunu ortak yapıyorlar. Birbirine zıt karakter olan sarışın İngiliz güzeli ve ukala Amerikalı ikilisinin maceralarını izlemek çok keyifliydi. Zavallı Dempsey, Makepeace’in direksiyonu sağda olan otomobiliyle epey zorluk yaşamış, takip sahnelerinde yolları çok defa karıştırmıştı.

    Hart To Hart

    Tehlike Çemberi (1979-1984) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera

    Stefanie Powers, Robert Wagner

    Hart soyadlı çok zengin ve amatör dedektif karı koca olan Jennifer ve Jonathan’ın hikayesini anlatan dizi. Bu çiftimizin bir eli yağda öbürü havyarda olan hayatlarında tek dertleri bile yoktu. Rahat batmış olsa gerek ki cinayetlere ve hırsızlıklara bulaşıp olayları çözmeye kendilerini adamışlardı. Bunların bir de kaçık uşakları vardı.

    Knight Rider

    Kara Şimşek (1982-1986) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera-Gizem

    David Hasselhoff, Edward Mulhare

    Konuşan, kendi kendine hareket edebilen, hatta uçan ve espriler yapan, yapay zekaya sahip yakışıklı otomobil Kitt ile kafadan kurşun yemiş, kafatasında plakayla yaşayan yakışıklı  polis sahibi Michael Knight’ın maceralarını konu eden dizi. Bu arada Kitt’in marka ve modelini merak edenler için bilgi; Kitt bir Pontiac-Trans Am idi. Her bölümde birbirinden ilginç durumlara düşen ikilinin olayları çözme çabalarını izlerdik.

    MacGyver

    MacGyver (1985-1992) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera

    Richard Dean Anderson, Dana Elcar, Bruce McGill

    Angus MacGyver taksi şoförlüğü yaparken taksisine aldığı Phoenix’in bir çalışanı takip edildiğini anlar ve MacGyver’ın ilginç yöntemleriyle bu takipten kurtulurlar. Sonrasında kahramanımız Phoenix için gizli ajan olarak çalışmaya başlar. Silah kullanmayı sevmeyen ajanımız fizik ve kimya bilgilerini kullanarak çevresinde bulduğu bilimum araç gereçlerden kendi silahlarını yaratarak kullanmayı tercih eder. Ağaç dalları, ayna ve sakız kullanarak bomba filan yapardı.

    Magnum P.I.

    Magnum (1980-1988) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera

    Tom Selleck, John Hillerman, Roger E. Mosley, Larry Manetti

    İsmindeki P.I. ‘’ private investigator’’ anlamına geliyor. Hawaii doğumlu Thomas Magnum (Tom Selleck) adlı dedektif arkadaş boyuna posuna ve bıyığına bakmadan yazlık site çıtırı gibi kısacık şortlar giyerek ortalıkta arz-ı endam ederek suç vakalarını çözerdi. Ortaklık yaptığı iki arkadaşı Vietnam savaşı yıllarında donanmada görev almış eski askerlerdi. Bol aksiyon ve macera içeren bir diziydi.

    Matlock

    Matlock (1986-1995) Polisiye-Drama-Gizem

    Andy Griffith, Nancy Stafford

    Harvard eğitimli ateşli bir güneyli olan Benjamin Matlock yaşlı bir avukattı ve bürosunda kızıyla çalışırdı. Müvekkili her zaman suçsuzdu ve Matlock bütün olayları gerçek katili bulup tanık sandalyesine çıkartarak çözerdi. Bu savunmayı yapmak için aldığı ücret ise 100 bin dolarcıktı.

    Miami Vice

    Kanun Namına (1984-1989) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera

    Don Johnson, Philip Michael Thomas, Saundra Santiago, Olivia Brown

    Miami’de iki dedektife kimlik değiştirerek suç dünyasının derinliklerine sızma ve uyuşturucu çetesini çökertme emri verilmiştir. Baş dedektifimiz zaten sade bir tişört üstüne giydiği pahalı spor ceketi, çorapsız giydiği ayakkabısı ve maço karakteri ile moda ikonu haline gelmiş değişik bir tipti ve ekip sahte kimlikler, profiller ve isimlerle polis olduklarını akla bile getirmeyecek hayatlar yaşıyormuş görünümündeydi. Dizide siyah üstü açık Ferrari Daytona Spyder, beyaz Ferrari Testarosa marka spor arabalar, Scarab ve Stinger marka sürat tekneleri, Chalk marka deniz uçağı, St Vitus Dance adlı Endeavour marka yat ve pahalı giysiler kullanarak zengin suçlu hayatı yaşıyormuşçasına naylon bir imajla yer altı dünyasına sızan ekibin maceralarını bol aksiyon içerisinde izlerdik.

    Mission: Impossible

    Görevimiz Tehlike (1966-1973) Polisiye-Aksiyon-Macera

    Peter Graves, Barbara Bain, Greg Morris, Peter Lupus

    ‘’Bu kaset kendi 5 saniye içinde imha edecek’’ Bu repliği hatırlayanlar? Her bölümde çözülmesi gereken bir gizem vardı ve hepsi de ekip tarafından başarıya ulaşır. Yeni nesil Görevimiz Tehlike’lerdeki gibi gökdelenlerden sarkma, yüksek hızlı arabalarla kovalamaca görülmese de hangisinin orijinal hangisinin maske takmış olduğunu bir türlü kavrayamadığımız bir sürü karaktere sahip dizi 60’ların en sağlam ve ciddi dizilerinden biriydi ve casusluk dizilerine ilham kaynağı olduğu da aşikar. Dizideki Martin Landau’nun kılık değiştiren usta ajan Rollin Hand olarak sergilediği performans hafızalara kazınmıştır.

    Murder; She Wrote

    Cinayet Dosyası (1984-1996) Polisiye-Drama-Gizem

    Angela Lansbury, William Windom, Ron Masak

    Emekli öğretmen Jessica Fletcher kocası öldükten sonra acısıyla baş edebilmek için roman yazmaya başlar ve romanları çok satanlar listesine girer. Jessica teyzemiz kitaplarını tanıtmak için şehir şehir dolaşırken yazarlık dışında diğer yeteneği olan cinayetleri çözme işine de el atar. Her bölümde başka bir cinayet dosyasını gün ışığına kavuşturur ve yine her bölümde bir polis dedektifinin sinirlerini zıplatırdı. Bu yaşlı tonton teyze gösterişsiz kıyafetleriyle suçluları mağdur eder hatta seri katillere ‘’utanmıyo musun sen’’ gibi tepkiler verir azarlardı. Bazen de psikolojik yaklaşıp suçluyu kucaklayıverir ve ağlatırdı. MacGyver’ın halası gibiydi zira çeşitli cinsten icatları vardı. Jessica Fletcher karakteri bir nevi Agatha Cristie’nin Miss Marple’ını hatırlatır.

    Stingray

    Stingray (1985-1989) Polisiye-Drama-Gizem-Aksiyon

    Nick Mancuso, James Handy, Barbara Williams

    Ray (Nick Mancuso) nam-ı diğer kimliği belirlenemeyen şahıs, California’da yaşıyor ve eski bir gizli ajan, deneyimli bir dövüş sanatları ustası, yetenekli bir sürücü, fotoğrafik hafızaya sahip, hızlı okuma yeteneği ve kalbini zor algılanabilir seviyede yavaşlatma gibi becerileri var, veri sistemlerine erişebilen, bilgileri değiştirebilen, bilgi alışverişini koordine edebilen bir bilgisayar korsanı. Aynı zamanda bir vaiz, sakat bir Vietnam gazisi, yas tutan bir koca gibi rolleri de rahatlıkla benimseyen ve bu yolla işini yapan şahsına münhasır bir tip. Başını derde sokanlar Ray’e geliyor. Bu arada kahramanımız hizmet için para ödenmesini kabul etmiyor, yardım isteyenlerin karşılık olarak sadece bir iyilik sözü vermelerini talep ediyor. İleride bu yardımı da mutlaka kullanıyor. Mesela Ray doktor gibi davranması gerektiğinde ve ameliyat için çağırıldığında eski bir doktor müşterisini arıyor ve ameliyata o doktor girerek borcunu bu şekilde ödemiş oluyor. Kimi zaman müşterileri ya da devlet görevlileri onun gerçekte kim olduğunu keşfettiklerini zannetseler de çok zaman geçmeden yanıldıklarını anlıyorlar çünkü Ray kimliğini mükemmel bir şekilde gizlemek konusunda çok başarılı. Kimi zaman CIA’ye bağlı olduğu anlaşılsa da asla kesin olarak tespit edilemiyor. Hakkında plaka sorgulaması yapıldığında da Beyaz Saray’ın veya CaliforniaValisi’nin adresi gibi çeşitli adreslere ulaşılıyor. Dizinin ismi kullandığı Corvette Stingray marka otomobilden geliyor.

    The A-Team

    A Takımı (1983—1987) Polisiye-Aksiyon-Macera

    George Peppard, Mr T, Dwight Schultz, Dirk Benedict

    A Takımı 4 üyeden oluşuyordu. Vietnam’da savaşmış yeşil bereli ordu üyesi bu ekip üyeleri savaş sonrası Hanoi Bankası’nı soymakla haksız yere suçlanıp hapse giriyor, bu haksızlığı ispatlamak için de hapisten kaçıyorlar ve A Takımı’nı kurarak Los Angeles’ta yeraltına çekiliyorlar. Ardından Amerikan ordusu tarafından fellik fellik aranan bu adamlar ücret karşılığı zor durumda olanların yardımına koşmaya başlıyorlar. Grup liderleri Hannibal sürekli puro içen bir tip ve dizinin her bölümünde işler yolunda gittiğinde ‘’planın işe yaramasına bayılıyorum’’ sözünü mutlaka söylüyor. Zira takıma bulaşanın sonu her zaman hüsran oluyor. Her bölümde birbirinden zor duruma düşseler de keskin zekaları ve bireysel yetenekleri ile her durumdan yırtmayı başarıyorlar. Faceman ekibin en çekici üyesi, her bölümde farklı bir kız arkadaşı karşımıza çıkıyor, aynı zamanda grubun mali konularını ayarlıyor, gerektiği zaman gruba kamyon, otobüs, yat, helikopter hatta uçak bulabiliyor. Murdock grubun pilotu. Gaziler Hastanesi’nin akıl hastalıkları koğuşunda kalsa ve deli olarak bilinse de aslında değil, aksine birçok konuda önemli planlar ondan soruluyor. Takımın başı belaya girdiğinde genelde Murdock dışarıda kalır ve gruba yardım eder. ABD ordusu tarafından aranmayan tek üye budur ve gerçek adı hiçbir zaman açıklanmaz. Hastaneden genellikle Faceman tarafından çıkarılır. Ekibin en güçlü üyesi ise B.A. olarak bilinen siyahi kardeşimiz Baracus. Boynunda kilolarca altınla dolaşırdı, farklı farklı yüzükleri vardı ve aynı zamanda bir mekanik ustasıydı. Tamiri zor ne varsa hepsini tamir ederdi. Uçağa binmeye korkardı, onu bayıltır, sarhoş veya hipnotize eder uçak ya da helikoptere öyle bindirirlerdi. B.A. ve Murdock asla anlaşamazlar, sürekli birbirlerine sataşırlardı ama çok da sıkı dostlardı. A Takımı’nın kullandığı araç GMC marka siyah bir minibüstü, yanında kırmızı bir şerit vardı ayrıca jantları da kırmızıydı. Dizide kimse de ölmezdi, adamlar jiple 12 takla da atsalar içinden çıkarlardı.

    The Streets Of San Francisco

    San Francisco Sokakları (1972-1977) Polisiye-Drama-Aksiyon-Macera

    Karl Malden, Michael Douglas

    San Francisco’daki cinayetleri araştıran ve aralarında yaş farkı olan iki polisin usta-çırak ilişkisi topluma örnek teşkil edecek şekilde dizide işleniyor. Bu iki polisin maceralarını konu alan dizide dış sahneler San Francisco şehrinde çekilmişti. Sokakların güzelliğinin yanında en akılda kalan sahneler hep dik yokuşlu caddelerde yaşanan araba kovalamacalarıydı. Bu kovalamacalarda arabalar yokuş aşağı giderken hızını alamayıp havalanır uçardı. Bolca aksiyon, genç-yaşlı polis atışması, kuşak çatışmaları, biraz komedi, biraz dram derken dolma burunlu komiser ve yakışıklı Steve evimizin bireyleri gibi olmuşlardı.

    The X Files

    Gizli Dosyalar (1993-2002) Polisiye-Drama-Gizem-Aksiyon-Macera

    Gillian Anderson, David Duchovny, Mitch Pileggi

    Dizi Dana ve Fox isimli iki FBI ajanının maceralarını konu alıyordu. Bu iki ajan X-Files Departmanı’na atanmışlardı ve bu departman çözülemeyen, tuhaf, paranormal olaylarla alakalı dosyalardan sorumluydu. Fox vakalara paranormal olaylara ve uzaylılara inanan bir bakış açısıyla yaklaşırken Dana ajanlığın yanısıra hem bilim insanı hem doktor olduğu için bilimi rehber alan kuşkucu bir bakış açısıyla yaklaşıyordu. Dizinin başında platonik ilerleyen Dana ve Fox ilişkisi sonlara doğru romantik bir ilişki halini almıştı. Gel zaman git zaman devletin uzaylı yaşamını saklı tutmaya çalıştığını öğreniyorlardı. Her bölümde ayrı bir dosya ele alınırdı. Olaylar iki ajandan birinin inançlı diğerinin kuşkucu yaklaşımları ile ele alınır, iki türlü argümana yer verilir ve böylece ortaya zekice kotarılmış, izleyiciyi konu üzerinde düşünmeye iten, izlemesi oldukça keyifli bir dizi çıkmıştı. Dana ve Fox’un araştırdıkları olaylardan dolayı başları sürekli belaya girse de bir şekilde sağ çıkmayı başarırlardı. Aksiyon sahneleri izleyende gerginlik ve korku yaratırdı. Her bölüm çözüme doğru adım adım giderken herkesi merakta bırakacak bir sahneyle sonuçlanır ve diğer bölüm sabırsızlıkla beklenirdi.

    Twin Peaks

    İkiz Tepeler (1990-1991) Polisiye-Drama-Gizem-Aksiyon-Macera

    Kyle MacLachlan, Michael Ontkean, Madchen Amick

    Dizi bir genç kızın öldürülmesi sonrası gerçekleşen olayları konu alıyor. FBI ajanı Dale Cooper (Kyle MacLachlan) bu cinayeti soruşturmak için kasabaya gönderilir. Kasaba küçük ve sakin olsa da altında pek çok karışıklık da barındırmaktadır. Diziyi çok dikkatli izlemek gerekiyordu çünkü tek bir bölümü kaçırırsanız hikayeden kopuyordunuz. Normalde dizi bölümleri devamlılığı baz alırken bu dizide bu yoktu, sürekli kafa karıştırıyor, aralarda boşluklar bırakıyor, cevap vermekten çok yeni sorular soruyordu. Klasik polisiye gibi başlayıp korku ve fantastiğe, oradan aşk hikayesine oradan da sit-com’a pek çok türü bünyesinde barındıran dizi bunları maharetle harmanlıyordu.

    Derleyen: Nilay Gündüz

  • Yurtdışı Seyahatleri İçin Covid Testleri

    Yurtdışı Seyahatleri İçin Covid Testleri

    Yurtdışı seyahati yapma durumunda olup da test yaptırmak isteyenler il sağlık müdürlüklerinin belirlediği yerlerde, numune alınarak yetkilendirilmiş laboratuvarlarda ücretli olarak testlerini yaptırabiliyorlar. Yetkilendirilmiş Covid-19 Tanı Laboratuvarları listesine buradan ulaşabilirsiniz.

    Testin ücretini yaptıracağınız yerin veznesinden ödeyebilir ya da sağlık merkezinin bildireceği hesap numarasına yatırabilirsiniz. Test süreci ise şöyle işliyor;

    Adım:İl sağlık müdürlükleri tarafından belirlenen yerlerde ve belirlenen kişilerce alınacak olan PCR numuneleri, Bakanlıkça yetkilendirilmiş Covid-19 tanı laboratuvarları arasından il sağlık müdürlüğünce belirlenerek incelemeler yapılacak.

    Adım:Vatandaş olup olmadığı fark etmeksizin tüm kişiler, yurt dışına çıkışlarını gösteren belgeleri ile birlikte il sağlık müdürlüğünce belirlenen yerlere başvuracaklar. Bu esnada 250 Türk Lirası’nı da inceleme bedeli olarak verilen hesap numarasına yatıracaklar ve dekontu gösterecekler.

    Adım:Yapılan testin sonucuna E-Nabız üzerinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca bir onay istenmiyor. Eğer E-Nabız kullanmıyorsanız, il sağlık müdürlükleri tarafından belirlenen merkezlerden sonucunuzu alabilirsiniz.

    Eğer görevli olarak yurt dışına çıkacaksınız sizden ücret alınmıyor. Bunun için görev belgenizi göstermeniz gerekiyor.

    Antalya, İzmir, Dalaman ve Bodrum’daki havalimanlarında, Türkiye’den yurt dışına gidecek olanlar veya yurt dışından gelenler PCR testini ücret ödeyerek (250TL) yaptırabiliyorlar. Havalimanında test yaptırırken başvuru formunuzu, uçak biletinizi veya rezervasyonunuzu içeren belgeyi, kimlik veya pasaportunuzu ve test ücreti dekontunu göstermeniz gerekiyor.

    Bu arada ne halk sağlığı merkezlerinde ne de havalimanlarındaki test merkezlerinde PCR testi yaptırmak için randevu alınmıyor. Sıraya girip bekliyorsunuz.

    Laboratuvarın yoğunluğuna göre PCR testi sonucu için süreç değişebilir ama ortalama 2 ila 4 saat arasında sonucun verildiği söyleniyor. Eğer test pozitif çıkarsa, tanı konmadan önce emin olmak adına test 3 kere tekrarlanabilir. Test sonucu için en iyisi 1 günlük bir süreyi siz kendinize verin. Hızlı tanı testlerinde ise 15 dakika içinde sonuç elde edilebiliyor fakat aynı zamanda güvenirliklerinin daha düşük olduğu da belirtiliyor.

    PCR’ın dışında Covid-19 antikor testi de yapılabiliyor. Kısa süre içinde bu hastalığı geçirip geçirmediğiniz bu test ile öğrenilebiliyor.

    Antijen testi aktif hastalığı, akut enfeksiyonun varlığını tanımlayan bir testtir. Antikor testi ise daha önce enfeksiyon geçirip geçirmediğinizi tespit eder. Virüse karşı bağışıklık kazanıp kazanmadığınızın da bilgisini söyler.

    Testin geçerliliği ülkeden ülkeye değişebiliyor. Gideceğiniz ülkenin şartlarını detaylıca incelemelisiniz.

    Nilay Gündüz

     

  • Tartışmaya Girmek Ya Da Girmemek

    Tartışmaya Girmek Ya Da Girmemek

    İngiliz Faşistler Birliği başkanı Sir Oswald Mosley 1962 yılında faşizm hakkındaki fikrini değiştirmeyi umarak o tarihte 89 yaşında olan büyük usta Bertrand Russel’ı tartışmaya çağıran bir mektup yazmış. Russel ise bu mektuba şöyle bir cevap yollamış;

     

    Sevgili Sir Oswald,

    Bana gönderdiğiniz mektuplar ve ekindeki evraklar için teşekkür ederim. Son yazışmamız hakkında epey düşündüm. İnsanın, kendi değer yargılarına son derece yabancı, hatta tiksindirici değer yargılarına sahip birine nasıl cevap vereceğine karar vermesi her zaman zor oluyor. Konu sadece sizin öne sürdüğünüz fikirlere karşı olmamdan ibaret değil, ben tüm yaşam enerjimi faşizmin felsefe ve pratiğinde kendini gösteren zalim ayrımcılık, takıntılı şiddet ve sadistik kötücüllük ile mücadele etmek için adamış bir insanım.

    Şunu belirtmeliyim, benim ve sizin kendimize yer bulduğumuz duygusal evrenler birbirinden o kadar ayrı ve birbirine o denli zıt ki, aramızdaki olası bir iletişimden herhangi bir samimi ya da verimli sonuç ortaya çıkmasına imkan yok.

    Sizden, bu konudaki fikrimin kesinliğini anlamanızı rica ediyorum. Bunu bu şekilde ifade etmemin nedeni size kabalık etmek amacını taşımaktan ziyade insanlık deneyimine ve insanlığın başarılarına verdiğim değerden kaynaklanıyor.

    Saygılarımla,

    Bertrand Russell

     

    Kimi zaman fikir ayrılığı yaşadığınız kişilerle dozunda tartışmak ve fikir cimnastiği yapmak, kendi bakış açını daha derinden irdelerken farklı bakış açılarını da görmek konusunda faydalı olabilir. Fakat karşımızdaki kişinin bu tür bir tartışmaya girilmeyecek seviyede olması böyle bir tartışmayı anlamsız da kılabilir. Böyle durumlarda verilebilecek en net ve aynı zamanda da en nezaketli yanıtı Bertrand Russel’ın kaleminden okumuş olmak benim için çok aydınlatıcı oldu. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim.

     

    Nilay Gündüz

     

  • Mucizevi Bitki Aloe Vera

    Mucizevi Bitki Aloe Vera

    Çin’de binlerce yıldır uygulanan bitkisel tıp kültürünün en çok kullanılan bitkilerinden biridir Aloe Vera. Bununla birlikte Kızılderililerin “cennetin sihirli değneği”, Mısırlıların “ölümsüzlük bitkisi”, Sümerlerin “gençlik çeşmesi” olarak tanımladığı, Hintililerin Ayruveda’sında ise 16 kutsal bitkiden biri olarak kabul edilen Aloe Veranın 200’den fazla cinsi olsa da şifalı olan sadece birkaç çeşididir. Bunlar; Aloe Barbadensis, Aloe arborescens, Aloe dichotoma ve Aloe nyeriensis’tir. Ayrıca Aloe nyeriensis türü neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya olup, IUCN kırmızı listesindedir.

    Görüntü olarak kaktüsü andırsa da zambakgillerden bir bitkidir ve ülkemizde Tıbbi Sarısabır olarak bilinir. Ana vatanı tam bilinmese de Afrika, Yemen veya Mezopotamya kökenli olduğu tahmin edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmış bu bitki pek çok konuda bizlere şifa dağıtıyor.

    Aloe Verayı tohumdan ziyade fideden ekmeniz ondan daha kısa zamanda faydalanmanızı sağlar. Dip kısmından sürekli çıkan kökleri toprağa batırdığınızda orada büyümesini sürdürecektir. Çoğaltması çok kolay bitkilerdendir. Saksısını senede bir ve Nisan ayında değiştirmeniz yeterli olur. Saksıda suyun birikmesini engellemesi için saksının dibi delikli olmalıdır.

    Sert olmayan rüzgarı ve direkt üzerine gelmeyen güneşi sever. 10 derecenin altındaki sıcaklıklarda iç ortamda tutulması gerekir. Aksi halde yaprakları ve kökleri çürür. Fazla sulanırsa çabuk çürüme yapar. Toprak nemini kaybettikçe az miktarda sulanması gerekir, düzenli sulama gerektirmez. Toprak yüzeyine minik çakıl taşları yerleştirirseniz toprağın nem dengesini korumuş olursunuz.

    Jel yapısıyla mantar, egzama, sedef ve iltihaplı yaraların tedavisinde oldukça etkilidir. Jel kısmı yenilirse müshil etkisi yaparak kolon ve mide temizliğine yardımcı olur, kabızlık gidericidir, mide ekşimesi ve yanmasını alır.  Hücre yenileyici etkisi vardır, Omega 3 ile desteklenirse kemik erimesini yavaşlatmada etkilidir. Beyaz kan hücrelerini yeniler, ciltteki kırışıklıkları giderir, astıma faydalıdır, kalp damar performansını artırır. Antibakteriyeldir, sinek ve böcek ısırığı kaynaklı kaşıntıları geçirir, bakteri üremesine engel olur. Güneş yanıklarına iyi gelir, yaraları hızla iyileştirir, kuru ciltler için doğal nemlendiricidir. Diş plaklarına, çürüklere, kanayan diş etlerine iyi gelir. Ev içerisindeki havayı temizler. Bir bitki daha ne yapsın ki?

    Kullanmak için bitkinin dışında kalan, alt kısımları toprağa daha yakın olan yaprakları seçmelisiniz. Yaprağı alt kısmından kesmek için keskin bir bıçak kullanın. Aloe Vera jel kolay bozulacağı için tek seferde çok fazla miktarda yapmamak en iyisidir. Sağlıklı bir bitkiden 6 ila 8 haftada bir 3 ya da 4 yaprak kopararak Aloe Vera jeli toplayabilirsin. Daha kısa aralıklarla daha az yaprak da tercih edilebilir.

    Cilde uygulamada ekstra kalın bir katman herhangi bir ek fayda sağlamaz. İnce bir katman halinde jeli yüzünüzde yaklaşık 10 dakika bırakın, daha sonra yüzünüzü soğuk suyla yıkayın ve kendiliğinden kurumaya bırakın.

    Doktorunuza danışarak kullanmanızı ilave etmeden de geçmeyeceğim. Her ne kadar faydaları olsa da bilinçsizce kullanılmaması gerekir.

    Nilay Gündüz

  • El Altında Tutmalık Web Siteleri

    El Altında Tutmalık Web Siteleri

    İşinize çok yarayacak, kimi sizi eğlendirirken kimi de size pek çok şey öğretecek muhteşem web siteleri ve uygulamalar listesini aşağıda bulabilirsiniz. Bunların pek çoğunu kendim de kullanıyorum. Elinizin altında bulunsun derim!

     

    RoadTrippers

    Dünyayı keşfetmeye karar verenler için rota planlama, konaklama maliyeti, yemek, benzin istasyonları gibi detayları karşınıza çıkaracaktır.

    www.roadtrippers.com

     

    City Mapper

    Başlangıç noktanızı ve gitmek istediğiniz yeri seçtiğinizde kullanabileceğiniz tüm toplu taşıma yollarını ve ne kadar süreceğini gösteriyor. O kadarla da kalmamışlar. Kullanacağınız toplu taşımanın en yakın kalkış saatlerini, o mesafeyi yürürseniz ya da bisikletle giderseniz aşağı yukarı kaç kalori yakacağınızı bile söylüyor. 

    www.citymapper.com

     

    TasteDive

    Sevdiğin bir kitap, yazar, film, dizi, müzik, oyun veya podcast’i yazıyorsun, benzer tavsiyelerde bulunuyor.

    www.tastedive.com

     

    Forvo
    Her dilden bir sürü kelimenin birçok dilde telaffuzu bulunur.
    www.tr.forvo.com

     

    Namechk

    Kullanıcı adınızı yazıyorsunuz, hangi sitelerde alınıp alınmadığını denetliyor.

    www.namechk.com

     

    KendinYapSitesi

    Bir şeyi evinizde yapmak istiyorsanız size yardımcı olabilir.

    www.kendinyapsitesi.com

     

    DropSend

    Boyutu büyük olan dosyaları bu site aracılığıyla gönderebilirsiniz.

    www.dropsend.com

     

    Ninite

    Bilgisayarınıza format attıktan sonra tek tek program indirmekle uğraşmayın. Ninite.com’a girin, yükleyeceğiniz programları işaretleyin ve tek bir tıklama ile bilgisayarınıza indirin.

    www.ninite.com

     

    Pixlr

    Fotoğraf düzenlemeye ihtiyacınız varsa.

    www.pixlr.com

     

    FlickSeeker

    “Şimdi ne izlesem?” diye düşündüğünüz zamanlarda modunuza göre film bulabileceğiniz bir internet sitesi.

    www.flickseeker.com

     

    ŞikayetVar

    Bir ürün veya hizmet aldınız ve şikayetiniz mi var? Bu site tam size göre. Neredeyse tüm büyük firmaların resmi olarak yer aldığı sitede şikayetinizi yazıyorsunuz ve çoğunlukla hızlı bir geri dönüş alıyorsunuz. İş ahlakına sahip olmayan firmalar da var tabi ki, onlardan dönüş alabilmeniz ya mümkün değil ya da şikayetinizi geçiştiriyorlar. Bunları da deşifre etmeniz için uygun bir ortam aslında.

    www.sikayetvar.com

     

    ClassCentral

    Web sitesi dünyanın en önemli üniversitelerinin derslerini ve içeriklerini ücretsiz olarak sunuyor.

    www.classcentral.com

     

    10MinuteMail

    Kayıt olmak için başvurduğunuz platformlara mail adresinizi teslim etmekten sizi kurtarıyor. Buradan aldığınız mail adresi, 10 dakika içinde kendini imha ediyor. Siz de o esnada onay mailiyle gelen aktivasyon linkine tıklayıp işinizi hallediyorsunuz zaten. Spam mailler ya da bilgilerinizi ele verme fikrinden hoşlanmayanlar için ideal.

    www.10minutemail.com

     

    ASoftMurmur

    Oturduğu yerden anlık yolculuklar yapmak isteyenlere. Bu web sitesi, size doğadan ya da çevreden aşina olduğunuz ikonik sesleri sunuyor.

    www.asoftmurmur.com

     

    DuoLingo ve RosettaStone

    Dil öğrenmek artık eskisi gibi zor değil. Duolingo ve Rosetta Stone gibi uygulamalar ücretsiz ve pratik dil öğrenme fırsatını bir tık yakınınıza kadar getiriyor.

    www.duolingo.com

    www.rosettastone.com

     

    DocumentaryHeaven

    Siteden istemediğiniz kadar belgesele doğrudan erişebiliyorsunuz. 

    www.documentaryheaven.com

     

    7Cups

    Sizi isimsiz terapistler ya da danışmanlarla diyaloga sokup tereddüt etmeden içinizi dökmenizi sağlayan bir site var. 7 Cups bu amaçla hizmet veriyor. İngilizce bilmeniz gerekiyor tabii, hizmetin Türkçesi şimdilik yok.

    www.7cups.com

     

    IFTTT

    Telefonunuzdaki uygulamalar arası bir köprü vazifesi görüyor ve kendinize göre ayarladığınız algoritmaları işletiyor. Mesela Instagram’a fotoğraf yüklediğinizde, onu otomatik olarak Dropbox’a at diyorsunuz ve uygulama bunu yapıyor. Tek bir noktadan emir verin, mobil cihazlarınızda, sosyal hesaplarınızda otomatik çalışan planlar oluşturun. İnternet hayatınızı kolaya çevirmenin en basit yolu.

    www.ifttt.com

     

    LostType

    Size uygun fontları bulmanıza yardımcı olabilecek vaha tadında bir hizmet sunuyor.

    www.losttype.com

     

    Mint

    Kişisel olarak iktisadınızı yönetmenizi sağlayan, kullanıcı dostu arayüzüyle mutlu eden Mint adında bir uygulama. Bütçesini sistematik kullanmak isteyen ya da ay sonunu rahat getirmeyi dileyenler için ideal.

    www.mint.intuit.com

     

    FreeRice

    Hep kendinize çalışmanızın alemi yok. Dünya Sağlık Programının gerçekleştirdiği Freerice (Bedava pirinç) uygulaması size İngilizce kelimeler soruyor ve doğru cevaplarınız neticesinde ihtiyacı olan insanlara pirinç ulaştırıyor. Siz de oturduğunuz yerden dünyaya bir fayda sağlamış oluyorsunuz.

    www.freerice.com

     

    BrainFm

    Odaklanmanıza yardımcı olacak müziklerin yer aldığı bu web sitesi, iş yaparken konsantre olmak istediğinizde özel frekanslarıyla daha az yorulmanızı sağlıyor.

    www.brain.fm

     

    Noisli

    Noisli, kendiniz için en uygun atmosferi yaratmanızı sağlıyor. Yağmur sesi, rüzgar sesi, dalga sesi gibi onlarca farklı sesten istediklerinizi seçerek en uygun atmosferi yakalamanız sağlanıyor. 

    www.noisli.com

     

    Instapaper

    İş güç içindeyken makaleleri okuyamıyorsanız, Instapaper’a kaydederek müsait olduğunuzda tümüne ulaşabilirsiniz.

    www.instapaper.com

     

    Wikiwand

    Wikipedi gibi ancak ondan çok daha şık bir tasarımla bilgiye ulaşmanız sağlanıyor.

    www.wikiwand.com

     

    MapsMe

    İnternet bağlantısının olmadığı zamanlarda en detaylı haritalardan biridir.

    www.maps.me

     

    OnlineOcr

    Resimdeki metni tanıyıp bunları düzenlenebilir bir biçime dönüştürebilir. 

    www.onlineocr.net

     

    Fotor

    Fotoğraf üzerinde bir kolaj yapmak, parlaklığı veya rengi düzeltmek, resmi kırpmak gibi basit eylemlerde hızlı ve kolay bir editör olarak karşımıza çıkıyor.

    www.fotor.com

     

    Nomadlist

    En detaylı şehir istatistiklerinden biri. İstediğiniz şehri seçebilir ve bu şehirde yaşam, ulaşım, internet kalitesi, erkek ve kadın sayısı gibi pek çok parametreyi öğrenebilirsiniz.

    www.nomadlist.com

     

    Tunefind

    TV dizileri ve filmlerde yer alan müzikleri hızlıca bulmanıza yarar. Müziğini merak ettiğiniz bölüme tıklayıp, bölümdeki şarkı ve müziklere ulaşabilirsiniz.

    www.tunefind.com

     

    CopyPasteCharacter

    Klavyede olmayan özel karakterler bulun.

    www.copypastecharacter.com

     

    PdfEscape

    Pdf editlemek için ne yapması gerektiğini bilmeyenler için. Online olarak edit yapar.

    www.pdfescape.com

     

    HomeStyler

    Evinizin içini yeniden mi tasarlamak istiyorsunuz? Size yardımcı olacaktır. 

    www.homestyler.com

     

    PolishMyWriting

    Gramer problemi olanlara yardımcı olur.

    www.polishmywriting.com

     

    EveryTimeZone

    Dünya saatlerini öğrenmenizi sağlar. 

    www.everytimezone.com

     

    WhoIsHostingThis

    Hangi site hangi sunucuda barınıyor bilmek isteyenlere. 

    www.whoishostingthis.com

     

    FreeImages 

    Ücretsiz ve yüksek kalitede stok fotoğraflar edinin. 

    www.freeimages.com/tr

     

    CloudConvert

    Online dosya dönüştürün. İstediğiniz şeyi istediğiniz şeye dönüştürün.

    www.cloudconvert.com

     

    SuperCook

    Elinizdeki malzemeleri kullanarak hangi yemeklerini hazırlayabileceğinizi öğrenebileceğiniz bir web sitesi.

    www.supercook.com

     

    Gifs

    Bu siteyi kullanarak YouTube videolarını kolaylıkla giflere dönüştürebilirsiniz.

    www.gifs.com

     

    CouchSurfing

    Gittiğiniz yerlerde bedava konaklamanızı sağlayan uluslararası misafirperverlik servisi.

    www.couchsurfing.com

     

    ProjectNaptha

    Resimlerin üzerindeki metinleri silin. 

    www.projectnaptha.com

     

    FaxZero

    İnternetten fax gönderin.

    www.faxzero.com

     

    VirusTotal

    Bir dosyayı indirmeden önce virüs taşıyıp taşımadığını öğrenin.

    www.virustotal.com

     

    XE Currency

    İstediğiniz her para birimini istediğiniz başka para birimlerine çevirebiliyor. İlk önce uygulamanın hangi para birimini baz alacağını seçiyorsunuz, sonra da karşılaştırmasını istediğiniz diğer para birimlerini.  Gideceğiniz yere göre listeye yeni bir para birimi ekleyerek uygulamanın ana ekranında görünmesini sağlayabilirsiniz. Örneğin Belarus’a gidecekseniz ve Ruble’yi kavramaya çalışıyorsanız, Ruble’yi ana para birimi olarak seçip aynı anda hem TL hem Euro hem Dolar gibi birkaç farklı para birimi ile kıyaslayabilirsiniz. Kurlar uygulamaya her girdiğinizde güncelleniyor, dolayısıyla güncel olmaması gibi bir durum da söz konusu değil. Tabii ki internet bağlantınız olunca güncellendiğini söylememe gerek yok herhalde.

    www.xe.com

     

    Antipodes Map

    Oturduğunuz yeri kazsanız dünyanın diğer ucunda nereden çıkardınız? Çocukken çok merak ettiğimiz bu soru yanıtlandı. Artık dünyanın neresinde olursanız olun, yeri kazmaya başladığınızda dünyanın diğer ucunda nereye çıkacağınızı gösteren interaktif bir harita var. Site aracılığıyla ister şehir seçerek ister yerinizi harita üzerinden belirleyerek isterseniz de koordinat bilgilerinizi girerek dünyanın diğer ucunda nereye çıkacağınızı öğrenmek mümkün.

    www.antipodesmap.com

     

    FlightRadar

    Uçak yolcunuz mu var? Kendisini saniye saniye takip edebilirsiniz, uçağın ne kadar hızla gittiğini ve daha pek çok şeyi görebilirsiniz. Siteden tüm dünyadaki uçuşlarla ilgili pek çok çeşitli bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Hatta Google Earth eklentisi ile kokpitten seyreyleyin alemi.

    www.flightradar24.com

     

    MarineTraffic

    Gemilerin ve diğer deniz taşıtlarının hareketleri, marina ve limanlardaki mevcut konumları hakkında gerçek zamanlı bilgi sağlar.

    www.marinetraffic.com

     

    BONUS!

    Her geçen gün dünyanın birçok yeni üniversitesi daha derslerini ya tamamen veya kısmen internet üzerinden ücretsiz paylaşıyor. Buna ‘Kitlesel Açık Online Ders’ anlamında kısaca MOOCs veya ‘coursera’ deniyor. 200’den fazla dünya üniversitesi bu şekilde 600 online ücretsiz ders açıklaması yaptı ve bunlara sürekli yenileri eklenmekte. Faydasını göreceğiniz bu derslerden faydalanmanız için çökebileceğiniz adreslerin tamamı aşağıdaki linkte;

    www.qz.com/1120344/200-universities-just-launched-600-free-online-courses-heres-the-full-list

     

    Nilay Gündüz

  • Fransa’nın İlk Michelin Yıldızlı Vegan Restaurantı

    Fransa’nın İlk Michelin Yıldızlı Vegan Restaurantı

    Michelin, Fransa’da ilk kez bir vegan restorana yıldız verdi.

    Ares şehrinde bulunan Restaurant ONA, başlangıçta kapılarını açmak için finansman bulmaya çalışırken şimdi ödülleri toplamaya başladı.

    Fransa’nın güneybatısındaki bir vegan restoran, Fransa’da yalnızca hayvansız ürünler sunan bir kuruluş için bir ilk olan Michelin yıldızı kazandı.

    Bordeaux şehri yakınlarındaki Ares kasabasında 2016 yılında açılan ONA Restorant’ın (Origine Non Animale) işletmecisi Claire Vallée destekçilerin sağladığı yardımlar ve çevre dostu bir bankadan aldığı kredinin bu projeyi mümkün kıldığını dile getiriyor.

    Vallée, AFP’ye, Michelin Rehberi’nin kararını kendisine bildiren bir telefon aldığı anda “bir tren çarpmış gibi hissettiğini’’ dile getiriyor.

    Vallée, klasik yıldız ödülüne ek olarak, Michelin’in 2020 yılında etik uygulamalar konusunda güçlü bir sicile sahip kuruluşları ödüllendirmek için tanıttığı yeşil bir yıldız da kazandı.

    Michelin Rehberi sözcüsü AFP’ye verdiği demeçte, ONA’nın “Fransa’da yıldız kazanan ilk vegan restoranı” olduğunu söyledi.

    Vallée, Covid-19 kısıtlamaları nedeniyle ONA’yı kapatmak zorunda kalmadan önce gurme menüsünde yedi yemek sunuyordu. En sevdiği kombinasyonlar arasında çam, çörek mantarı ve sake ya da kereviz, tonka ve amber ale bulunuyor.

    Genç aşçı başlangıç yapmak için bir kredi aramaya geldiğinde geleneksel Fransız bankaları gönülsüz davrandılar. Vallée “Veganizm ve bitki bazlı yiyeceklere olan bakışın çok belirsiz olduğunu söylediklerini” dile getirdi. Restoranı için seçilen yer olan Atlantik kıyısındaki Arcachon havzası da yeterince ümit verici görülmemişti.

    Vallée o dönem yaşananlar için kin beslemediğini dile getirerek “Herkes kendi işini yapıyordu” ifadesini kullandı.

    Vallée, teminata ihtiyaç duymadan kitle fonlaması yoluyla ve etik olarak gördüğü projelere kredi verme konusunda uzmanlaşmış bir banka olan La Nef aracılığıyla finansman sağlamaya devam etti ve “Bu hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösteriyordu” diyerek sözlerini sürdürdü. “Yeterince iyi olup olmadığımızı biz de merak ediyorduk zira sebze bazlı yemek pişirmek zor ve yenilikçi olmayı gerektiren bir disiplin” diyen Vallée sözlerine şöyle devam etti “En önemlisi yaptığınız şeyden zevk almamızdı”.

    Şimdi Fransa’da vegan mutfağının öncüsü olarak kabul edilmesine rağmen Vallée, Berlin’deki Mano Verde restoranını işleten merhum Jean-Christian Jury’nin izinden gittiğini dile getirdi.

    Kaynak: CNN

    Çeviri: Deniz Gündüz

     

  • Hint Kültürünün Yemek Yoluyla Keşfi

    Hint Kültürünün Yemek Yoluyla Keşfi

    Yemek ve Kimlik

    Yemek, (Sanskritçe; bhojana, zevk alınacak şey, Hintçe; khana, Tamilce; şekil verilmiş) gündelik Hint kültürünün yanı sıra kimliğin karmaşıklığını ve dünyanın hem örtülü hem de görünür olan diğer bölgeleriyle etkileşimin karmaşıklığını anlamanın bir yolunu sunar. Bugün Hindistan’da liberalleşme ve orta sınıf yaşamında her zamankinden daha fazla tüketime bağlı olarak büyüyen bir ekonomiyle, Hint kültürünün bir parçası ve zevk alınacak bir şey olarak yemek popüler bir konudur. 1960’ların gıda ekonomisinden kıtlığa yaklaşan Hindistan, artık yiyeceklerin bol miktarda görüldüğü ve estetik olasılıkların şaşırtıcı olduğu bir toplum. Televizyonda genellikle bir yarışmayı kazanmış olabilecek ünlü şefler veya bilinmeyen yerel ev kadınlarıyla yemek pişirme becerilerini gösteren yemek programları, gündüz reytinglerini domine ediyor. Yöresel spesiyaliteler ve yemek pişirme biçimleri, iç ve dış turizm broşürlerinin konularını oluşturmakta. Uluslararası mutfaklardan örnekler sunan büyükşehir restoranları müşterilerle dolu. Paketlenmiş Hint yemekleri ve yabancı yiyecekler süpermarketlerde hızla satılıyor, yerel sokak yemekleri ve dış cephesinde açılan bir pencere vasıtası ile sipariş verebildiğiniz kafeler hiç bu kadar popüler olmamıştı. Yine de yaşam tarzı dergileri sağlıklı yiyecekler, besleyici diyetler, yerel kaynaklı malzemeler ile sürdürülebilir yeşil alternatifler sunuyor. Hindistan’ın kendi kültürel anlayışı ve yabancı kültürlerle karmaşık tarihsel ve çağdaş ilişkileri, yiyeceklerin kamusal kavramsallaştırmalarında ve ayrıca mutfak ve gastronomik seçimlerle yaşam tarzlarında derinden belirgindir.

    Harvard antropoloğu Theodore Bestor’un bize hatırlattığı gibi; mutfağın hayal gücü, bir kültürün yemeği kavramsallaştırma ve hayal etme biçimidir. Genel olarak, “Hint” yemeği yoktur, bunun yerine muazzam sayıda yerel, bölgesel, kasta dayalı içerikler ve hazırlama yöntemleri vardır. Bu yiyecek çeşitleri ve bunların hazırlanması, 1947’deki Hindistan’ın bağımsızlığından bu yana yalnızca “bölgesel” ve “yerel” mutfaklar olarak sınıflandırılmış, ancak Hindistan tarihinin çoğu boyunca yerli ve yabancı himayeye sahip olmuştur. Bu çeşitlilik ve çeşitliliğin sebep olduğu zenginlik nedeniyle, çoğu Hintliler çok çeşitli lezzet ve dokuların tadına varıyor ve geleneksel olarak mevsimsel, yerel ve büyük ölçüde sürdürülebilir şekilde yemek yiyen tüketicileri ayırt ediyor. Bununla birlikte, son yıllardaki gösterilen birtakım dirence rağmen, çokuluslu gıda şirketlerinin girişi ve Hint gıda devleri tarafından taklit edilmesi, tarımın sanayileşmesi, standartlaştırılmış gıda mahsullerinin her yerde bulunması ve kentsel alanlarda gıda ve tatların standartlaşması, yemek alanında tekdüzeleşmeyi tetikledi.

    Küreselleşmenin teşvik ettiği görülen yinelenen kimlik krizlerinde, gıdanın milliyetçilik ve Hint kimlikleri hakkındaki diyaloglarda önemli bir rol oynaması beklenir. Ancak Hindistan’da yemek, gastronomik manzaranın çeşitliliği ve yayılması nedeniyle akademik söylemde neredeyse yer almaz.

    İnternette ise işler farklı. Küreselleşmenin güçlerine bir karşılık olarak hem aşçılık öğreten hem de yemek üzerine yorum yapan Hint yemekleri blogları siber uzayda mantar gibi çoğalıyor.

    Hindistan’da birkaç bin kast ve kabile, on altı resmi dil ve birkaç yüz lehçe, altı büyük dünya dini ve birçok etnik ve dilsel grup vardır. Hindistan’da yemek; kast, sınıf, aile, akrabalık, kabile ilişkisi, soy, dindarlık, etnisite ve giderek artan seküler grup kimliğinin kimlik belirtecidir. İnsanın nasıl yediği, ne yediği, kiminle, ne zaman ve neden yediği, Hindistan’ın sosyal manzarasının yanı sıra içindeki insanların ilişkilerini, duygularını, durumlarını ve işlemlerini anlamanın anahtarıdır.

    Yiyecekleri bilmenin estetik yolları, bir gurme olma ve ondan zevk alma, aynı zamanda ona verilen çileci tepkiler, Kamasutra ve Dharmaśāstras gibi eski kutsal metinlerde övülür. Ancak tarihsel olarak Hindistan’da gıda tüketimi paradoksal bir şekilde, çileciliğe ve kendi kendini kontrol etmeye meyilli anlayışlar tarafından yönetildi. Geleneksel Ayurvedik (Hindu) ve Unani (Müslüman) tıbbi sistemleri, vücudun gıdalara tepkisi konusunda üçlü bir kategoriye sahiptir. Ayurveda’da vücut, kapha (soğuk ve balgamlı), vaata (hareketli ve şişkin) veya pitta (sıcak ve karaciğerimsi) olarak sınıflandırılır ve bu nedenle, yiyecek tüketimi yalnızca genel sağlık ve denge duygularıyla değil, aynı zamanda kişilik bozukluklarıyla da bağlantılıdır. Reçeteli yiyecekler yemek (duyuları soğutan sattvik yiyecekler ve tutkuları alevlendiren rajasik yiyecekler) ve beden, ruh ve zihni dengelemek için yoga ve nefes egzersizleri yapmak, çok temel kişisel bakım ve kendi kendine şekillendirme olarak görülür.

    Gastronomik zevkin bu takdiri ve yadsınması, kast ve din temelli saflığın yanı sıra kirlilik tabuları tarafından daha karmaşık hale getirilmiştir. Bazı istisnalar dışında, on ikinci yüzyılın başlarından beri, üst kast Hindular, Jainler ve bazı bölgesel gruplar büyük ölçüde vejetaryendir ve ahimsa’yı (şiddetsizlik) benimser. Genellikle üst kastlar, saflık ilkelerini ihlal ettiğine inanarak soğan, sarımsak veya işlenmiş yiyecekler yemezler. Bazı alt sınıf Hindular et yiyicilerdir, ancak inek kutsal kabul edildiği için sığır eti yasaktır ve bu saflık engeli tüm kastı ve dini sistemi kapsar.

    Önde gelen öncü antropolog Claude Levi-Strauss’un belirttiği gibi, pişirilmiş ve pişmemiş yiyecekler arasında, pişmemiş yiyeceklerden daha kolay kirlenebilen pişmiş veya işlenmiş yiyecekler arasında keskin bir ayrım vardır. Üst kast Hindular için, çiğ pirinç, alt kasttan bir kişi tarafından sunulsa bile saf olarak kabul edilir, ancak pişmiş pirinç, düşük kastlı hizmetçiler de dahil olmak üzere kirletici herhangi bir şeyle temas ettiğinde kirlilik taşıyabilir.

     

    Tarih ve Gastronomik Hayal Gücü

    Hindistan, 12. yüzyılda başlayan sömürgeleştirme karşısında kendini gastronomik olarak tanımlamaya çalıştı. İlk olarak Orta Asya işgalcileri on ikinci yüzyıldan on altıncı yüzyıla kadar Sultanlıklar olarak bilinen birkaç hanedanı kurdu. Sonra büyük Babür hanedanı on altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar hüküm sürdü.

    İngilizler, Doğu Hindistan Şirketi olarak ticaret yapmaya başladılar, on sekizinci yüzyıldan 1847’ye kadar Kraliyet olarak kaldılar ve ardından 1857’den 1947’ye kadar İngiliz Raj’ı olarak en parlak dönemlerini yaşadılar. Babürler, Orta Asya’dan kuru meyveler, pilavlar, mayalı buğday ekmekleri, doldurulmuş etler, kümes hayvanları ve meyveler dahil olmak üzere yeni yiyecekler getirdi. Babürler ayrıca tandırda (kil fırında) ekmek pişirme ve şiş üzerinde et pişirme, etleri ve kümes hayvanlarını kızartma, etleri yumuşatmak ve yoğurt proteini kullanarak av eti yapmak ve yerli peynir yapmak gibi yeni pişirme süreçleri de getirdi. Yemeklerini pişirmek için baharatlar (kakule, biber ve karanfil) ve sebzeler (Hindistan’dan patlıcan ve Afganistan’dan havuç) gibi yerli malzemeleri ödünç aldılar ve eşsiz bir Babür haute coutre mutfağı yarattılar.

    Hint mutfağı yüzyıllar içinde ilkel mutfaklardan, büyük şehirlerdeki restoranlara doğru yol aldı. Yemek yazarı Chitrita Banerji bize Babürlerin Hindistan’ının başkenti Delhi’de, Moti Mahal Restaurant’ın tandır tavuğu icat ettiğini iddia ediyor. Metropol merkezlerindeki Pencap ve Mughlai semtindeki restoranlarda menü genellikle baharatlarla yoğun bir şekilde marine edilmiş, ardından kalın domates veya krema bazlı soslarda ızgara ve kızartılmış, naan ve pirinç gibi yerli mayalı ekmeklerle servis edilen et ve kümes hayvanları yemeklerinden oluşur. Pilav ve biryani gibi sebze ve etli yemekler. Özelleştirilmiş versiyonlarıyla bu yiyecekler, genel olarak Hindistan’ın her yerinde dhabhas’ın (otoyol restoranları) temel ürünleridir.

    Başta Portekiz gelmek üzere İngiliz ve diğer Batılı güçler etleri koruyabilecekleri baharatlar aramak için Hindistan’a geldiler, ancak imparatorluklar çağı yemek alışverişlerini belirledi. Hindistan, Yeni Dünya’dan patates, domates ve biber aldı ve hepsi mutfağın ayrılmaz bir parçası oldu. İngilizler yaptıkları baharat ticareti ile teknoloji ve bitki materyalini sağladılar ve hatta Batı Hint Adaları’nda şeker üretmek için buraya işgücü taşıdılar. Önde gelen Hint yemek tarihçisi Madhur Jaffrey, İngiliz Raj’ı alt kıtada kök saldıkça, İngiliz eğitimli Hintli aşçıların (Hintçe — khansama) ekmeklerden füzyon yemeklerine, mulligatawny çorbasından (Tamil mulahathani’den — biber suyu), kıymalı turtalar, rostolar, pudingler ve pandispanyalara kadar ürünleri yapmaya başladıklarını dile getirir.

    Bu yemekler daha sonra Hint ordusu subayları için büyükşehirlerdeki Hintlilerin yemek masalarına ve İngiliz-Hint kulüp menülerine uyarlandı. Et ve kümes hayvanlarının öncelikli olarak birlik üyelerine sunulduğu ve genellikle Parsiler veya Müslümanlar tarafından işletilen “Askeri otel restaurantları”, 1860 ile 1900 yılları arasında Hindistan’ın kentlerinde yeni halka açık yemek konseptinin popülerlik kazanmasıyla ün saldılar. Bu dönemden bilinen en eski kafe, askeri otel kültürünün ilk kez kök saldığı güney Bombay’daki (şimdiki Mumbai) Leopold’s Cafe’dir. Diğer oteller veya lokantalar, hâlâ yaptıkları gibi kamuya açık bir ortamda vejetaryen ev yemekleri servis ediyorlardı. Bangalore’da, Darshinis adlı mahalle fast food restoranları, idli (buharda pişirilmiş pirinç mantısı), dosa (pirinç ve mercimek krepleri) ve puri (kızarmış ekmek) gibi popüler favorilerden oluşan hızlı bir menü sunarken, adı “okyanus” anlamına gelen ve sagars olarak adlandırılan mahalle restoranlarında ki bunlar adlarını Sukh Sagar veya “zevk okyanusu” adlı ticari bir restoran zincirinden almışlardır ve pek çok çeşidi olan bir restoran türünü ifade ederler – hem kuzey hem de güney Hindistan’ın yanı sıra Hint, Çin ve kıta mutfağından çok çeşitli yemekler servis  edilir.

    Çağdaş Hindistan’daki “kıta yemeği kavramı” Hint damak zevkine uygun hale getirmek için bolca baharatlanmış, omlet ve kızarmış ekmek gibi İngiliz kahvaltısı öğelerini, ekmek, tereyağı, reçel; patates ve et pirzolarını; pizza, makarna ve domates çorbası gibi Batı yemeklerinin krutonlu eklektik bir kombinasyonu; peynir ve krema soslarıyla pişmiş sebzeli ograten Fransız mutfağını ve karamelli muhallebi, şekerleme, meyve ve jöle; ve tatlı olarak kremalı kekleri ifade eder. Batı mutfağı artık sadece bu eklemelerle İngiliz sömürge mutfağı değil, İtalyan ve son zamanlarda Meksika yemeklerinin hakim olduğu belirli ulusal mutfakların bir mozaiğidir çünkü bu mutfaklar Hint damak zevklerini canlandırmak için gereken baharatları kolayca bünyesine kabul eder. Başka bir etnik varyant olan Hint-Çin yemekleri, popülerliğini Kalküta’daki Çin yemeklerini Hintleştiren ve aile tarafından işletilen bir dizi restoran aracılığıyla Hindistan’ın her yerine dağıtan önemli bir Çin nüfusuna borçludur, bu nedenle artık “yerel” olarak kabul edilmektedir. Sokak satıcıları, baharatlı hakka eriştesi, baharatlı mısır ve kızarmış baharatlı karnabahardan oluşan benzersiz bir Hint-Çin yemeği olan Gobi Mançurya’nın yerel versiyonlarını sunar.

    Bu çeşitliliğe rağmen bölgesel farklılıklar vardır. Bazı gözlemciler, kuzey Hindistan’ın Hint-Gangetik ovasının Batı bölgesi olan Pencap’ın ülkenin ekmek sepeti olduğunu kabul ediyor. Bölgede öğütülen ve yetiştirilen buğdaylar; naan gibi mayalı ve fırında pişmiş ekmekler; chapattis, phulkas ve rumali rotis gibi mayasız ve ızgarada pişmiş ekmekler; ve kulcha ve paratha gibi doldurulmuş ve ızgarada kızarmış ekmekler haline getirilmektedir. Bu ekmekler genellikle sebze veya et yemekleriyle yenir. Güneyde ise pirinç temel tahıldır. Kavuzundan arındırılır, buharda pişirilir ve genellikle baharat bazlı sebzelerle ve bazen de et bazlı sos yemekleriyle yenir. Alt kıtada yaygın görülen bir pişirme işlemi, “tavlama” veya hızlı kızartmadır, pişmiş yiyeceklere lezzet katmak içinse baharatlar kullanılır.

    Çağdaş Hindistan, yerel alanlardan ve yemek pişirme süreçlerinden gelen zenginliğin tadını çıkarmaktadır. Hindistan’ın tarihi; büyüklüğü, nüfusu ve yeterli ulaşım konusundaki eksikliği ile birleştiğinde, çok yakın zamana kadar onu büyük ölçüde bilinçsiz bir şekilde oldukça gelişmiş yerel lezzetlerden oluşan bir miras ve farklılık, mevsimsellik, hazırlama yöntemleri, tat, bölgesellik, iklim, çeşitlilik ve tarih gibi konularda eğitilmiş uzman bir nüfusla bıraktı. Gujarat’ın methi masala (çemen chutney) veya Rajasthan’ın ince, gauze benzeri tatlı suther pheni (kuş yuvasına benzeyen bir şekerleme) gibi pek çok bölgesel lezzet, ulusal olarak takdir edilmekle birlikte, Baharatlı öğütülmüş hardalla marine edilmiş ve güçlü kokulu hardal yağında pişirilmiş Bengal Nehri sazanı gibi bölgesel lezzetler genellikle egzotik ve bazen yabancılar için garip görünür. Hindistan’da tren yolculuğu, yerel lezzetleri stoklayan istasyonların bulunduğu bir mutfak tadım yolculuğudur ve bu, efsanevi spesiyaliteleri “stoklamak” yolcunun sorumluluğundadır. İç yemek turizmi hem Hindistan’ın içinde hem de dışında canlı bir hayal gücü ve gastronomik bir manzara yaratır.

     

    Hint Yemeği

    Hint yemeği karmaşık ve çok az anlaşılan bir fenomendir. “Tipik” öğünler genellikle pirinç, sorgum veya buğday gibi ana nişastayı içerir. (Kuru kavrulmuş sebze veya et körileri ya da derin tavada kızartılmış; sosla kurutulmuş ve kurutulmuş sebze yemekleri; ve farklı malzemelerle kalınlaştırılmış mercimek çorbaları.) Çeşniler arasında masalalar (ince öğütülmüş baharat ve otlardan oluşan kuru veya ıslak toz) sade yoğurt veya sebze raita (yoğurt sosu, güney Hindistan’da pachchadi olarak da adlandırılır), tuzlu turşu, taze bitkisel ve pişmiş Hint turşusu, kurutulmuş ve kızartılmış gofretler ve tuzlu papadumlar (kızarmış mercimek cipsi) ve ara sıra da tatlılar.

    Hint yemekleri, kıta boyunca büyük farklılıklar gösterebilir ve bu bileşenlerden herhangi biri farklı sıralarda ve farklı malzemelerle bir Hint yemeği oluşturabilir.

    Kuzey Hindistan’da büyük bir tabakta birbirinden farklı yemekler servis edildiğinde, servis malzemesi genellikle saflık için gümüşten yapılır. Muz yaprağı ise, bir güney Hindistan festivalinin ana tabağı olabilir. Her iki durumda da her tabak içinde çeşitli küçük kaseler vardır. Bu tür yemeğe thali denir ve ismini servis edildiği tabaktan alır. Yemek önce tatlı ile yenir, ardından aynı anda servis edilen tüm yemekler yiyenin takdirine göre pirinçle karıştırılır. Yemek, vücudu serinlettiği düşünülen yoğurtla bitirilir ve ardından tatlılar ve / veya meyvelere sıra gelir. Festival yemekleri genellikle, yine bölgesel stil ve tat çeşitliliğine sahip olan sindirime yardımcı bir paan (aret yaprağı ve ceviz birlikte katlanmış) ile sona erer.

    Pirinç hem açlığın hem de arzunun yanı sıra doyum ve doğurganlığın güçlü bir sembolüdür. Ancak on dokuzuncu yüzyılın sonlarına kadar sadece zenginler pirinci yerdi ve çoğu Hintli darı ve süpürge darısı tüketiyordu. Bununla birlikte, birçok kast için doğurganlığın bir işareti olarak pirincin güçlü sembolizmi, onu evlilik törenlerinin bir parçası haline getirir.

    Yeni bir gelini aile evinde karşılamak, onun eve refah getirdiğini belirtmek için üzerine bir ölçek pirinç atılmasını içerir. Bir gelini değerlendirmenin geleneksel yolu onun pirinci düzgün bir şekilde “yıkama” ve pişirme sırasında çektiği doğru su miktarını ölçme becerisidir. Pirinç hala zenginliğin bir sembolü ve pirinç tarlalarının yetiştiği “sulak alana” erişimi olan ailelerin hala zengin ve iyi donanımlı olduğu düşünülüyor. Uzun taneli kokulu basmati pirinci Hindistan’ın en popüler çeşididir ve dış pazarlarda da değerlidir. Hint hükümetinin Hint basmati pirincini koruma çabaları başarısız oldu ve şimdi iki tür Amerikan basmati var, bu birçok Hintlinin utanç verici bulduğu bir durum.

     

    Gastronomik Takvimler, Ritüeller ve Mevsimsellik

    Her yerde olduğu gibi Hindistan’da da yemek kültürü iklim, toprak ve doğal kaynaklara erişim ile şekilleniyor. Gıda sistemi, yaz aylarında mango ve yerel yeşillikler, yağmurlu muson aylarında balkabağı ve kış aylarında kök sebzeler gibi tarımsal ve doğal ürünleri “mevsiminde” yemeyi vurgular. Bu vurgu, mevsimlik yiyeceklerin daha güçlü, daha lezzetli ve daha büyük besin değerine sahip olduğu inancına dayanıyor, ancak teknoloji nedeniyle birçok yiyeceğin yıl boyunca bulunabilirliği yeme alışkanlıklarını değiştirmeye başlıyor.

    Hindistan’ın yerlisi olan aşçılar, kast gruplarında ve ailelerde bazıları “favoriler” olarak kabul edilen, mevsime ait meyve ve sebzeleri kullanan yemek pişirme döngüleri ve çoklu yemek tariflerinden haberdardır. Örneğin, Mayıs ve Haziran aylarındaki olgunlaşmış mango hasadından önce, küçük olgunlaşmamış mango hasat edilir ve salamura için toplanır. Olgun mango ve turşu mango aynı türdür, ancak bazen tat, renk ve kombinasyona dayalı olarak güçlendiricilik, iyileştiricilik, lezzet ve kullanım değerleriyle ilişkilendirilen farklı özelliklere sahip açıkça farklı mutfak malzemeleridir. Uzmanlar, yerel bölgelerde arzu edilen yiyeceklerin farkındadır ve bazen mevsimin ilk veya en iyi ürününü elde etmek için uzun mesafeler kat ederler. Mevsimsellik ve bölgesellik de evlilik kutlamalarının, cenaze törenlerinin ve yerel festivallerin bir parçasıdır. Punjab sarson ka saag’ın, vücudu “ısıttığına” inanılan baharatlı hardal yeşilliklerinden oluşan kışlık köylü menüsü ve makki ki roti (ızgara mısır ekmeği), Delhi restoranlarında “rustik” yemek olarak haute masalarına servis ediliyor. Dini festivaller ayrıca, genellikle tanrılara adaklarla ve belirli yiyeceklerde ziyafetle ilişkilendirilen yemek döngüleri, festivaller veya yılın kutsal dönemleriyle uyumludur. Şubat ayındaki Güney Hindistan Hasat festivalinde mercimekle üç farklı şekilde pişirilmiş pirinç hasadı ziyafeti eşlik ediyor: shakkarai pongal (Tamil tatlı), ven pongal (Tamil-tuzlu) ve akkara vadashal (Tamil-süt), dokuz farklı kış sebzeleri ve fasulyeden oluşan bir güveç eşliğinde, önce vesayet tanrılarına ikram edilir ve sonra kutsanmış yiyecek olarak tüketilir.

    Tapınaklar, özellikle Hindu Tanrısı Vişnu’ya adanmış olanlar, tarihi oldukça eskiye dayanan gelişmiş mutfak gelenekleri ve estetik yemek sunumu geçmişine sahiptirler. Hindistan’ın güneyindeki tapınak kasabası Udupi’deki Krishna Tapınağı, binlerce düşküne ücretsiz mevsimlik yemek dağıtmasıyla Hindistan’ın her yerinde bilinir. Diğer tapınaklar, o bölgenin belirli tatlılarının veya lezzetlerinin ya da oldukları bölgenin yerel tatlarını içeren menülerin sunumu ile tanınırlar.

    Hint Yemeğinin Küreselleşmesi

    Hiçbir zaman standart bir diyete sahip olmamasına rağmen Hindistan, geleneksel olarak mutfağını “yabancı” etkilerin dahil edilmesi ve evcilleştirilmesi açısından “hayal etmiştir”. Geçtiğimiz yirmi yılda, Hindistan’ın ekonomik bir güç merkezi haline gelmesiyle birlikte, çeşitli çok uluslu fast food şirketleri, daha önce korunan Hint mutfak dünyasına girdi. Bunlar arasında Pizza Hut, Mc- Donald’s, KFC, Pepsico ve en son olarak Taco Bell var. Bu şirketler, herkesin bildiği gibi memnun edilmesi zor olan Hint damak zevkini fethetmek için “Hintlileştiler” ve kendi kendilerini evcilleştirmek zorunda kaldılar. Bugün, Hindistan’daki kentsel fast food zincirleri yaygınlaştı ve orta sınıf diyetini dönüştürüyorlar.

    Aynı zamanda, yerel gıda tedarikçileri karmaşık bölgesel tarifleri alıp endüstriyel üretim kolaylığı için değiştirerek Hindistan’da paketlenmiş gıda patlamasına yol açtı. 182 milyar dolarlık Hint gıda pazarının yüzde 13 gibi normalin üstünde bir hızla büyüdüğüne inanılıyor. MTR, SWAD, Haldiramlar ve Pataks gibi Hint önceden pişirilmiş paketlenmiş gıda imparatorlukları küreselleşti, Hintlilerin şu anda yaşadıkları her yerde mevcut ve yeme alışkanlıklarında şimdilik sessiz ve pek de farkına varılmayan bir devrime öncülük etti. Eskiden odak noktası kırsal, doğal, taze ve yerinde hazırlanmış yiyeceklerdi. Şimdi sanayileşmiş, işlenmiş gıdalar lehine gelişen vurgusal bir değişiklik var. Bu gelişmeler seri üretim, dağıtım ve tüketim için yerel ve kasta dayalı uzmanlıkları kısmen yeniden yapılandırıyor, neyin geleneksel ya da değerli olduğuna yeni bir anlam katıyor.

    Küreselleşmenin bir başka yönü, büyük ölçüde Birleşik Krallık’taki köri evlerinin ürünü olan bir Hint mutfağını markalaştırma olgusudur. Köri bir yemek değil, belirli masalalar (baharat ve bitki karışımları) ile çeşitli şekillerde baharatlanmış kuru ve et suyu sebze yemeklerinden oluşan bir kategoridir ve adını bir narenciye yaprağı olan güney Hindistan köri yaprağının kullanımından aldığı söylenir ve tatlandırıcı olarak kullanılır.

    Hindistan dışında faturalandırılan Hint yemekleri, yerel damak tadına uyacak şekilde değiştirilmiş Punjabi ve Mughlai mutfağının bir karışımı olan kuzey Hint restoranlarının yeniden tasarlanmış ikinci kademe yemekleridir. ABD’de Hint restoran menüleri çoğunlukla aynı olma eğilimindedir ve ülkenin mutfağının çeşitliliği büyük ölçüde yetersiz temsil edilmektedir.

    Lizzie Collingham’ın anımsatıcı köri tarihinin gösterdiği gibi, Birleşik Krallık’taki Hint restoranlarının yayılması, bazı yorumcular tarafından Hint diasporasının yüzyıllardır süren sömürgeleştirme ve Hindistan’daki İngiliz yemeklerinin birleşmesine siyasi bir tepki olarak görüldü. Ana motivasyon ve sebepler ne olursa olsun, Birleşik Krallık’ta Güney Asya restoranlarının ve köri evlerinin yaygınlaşmasının İngiliz diyetinde hoş bir değişiklik getirdiği açıktır.

    Bazı bilim adamları, Hint yemeklerinin Büyük Britanya aracılığıyla dünyaya yayıldığını öne sürdüler ancak diasporik Hint grupları da katkıda bulundu. Kuzey Amerika lokantalarında köriler ve pilav, tandır tavuk, naan ve tavuk tikka masala (Glasgow’da icat edildiği söylenir) servis edilirken, Japonlar karai ve pilav yaparak “egzotik” Hindistan’ın kültürel gücünün ve erişiminin çekiciliğini gösterir.

    Çağdaş Hint mutfağının kültürü, politika ve yemek süreçlerini, üretim ve tüketim de dahil olmak üzere aynı anda değiştiriyor ve canlandırıyor. Hint mutfağına artan ilgi ile birlikte daha fazla yenilik kesinlikle gerçekleşecek ve gelecekte bu alan heyecan verici kritik bir araştırma alanı olmayı vaat ediyor.

    Çeviri: Deniz Gündüz

    Kaynak: https://www.asianstudies.org/publications/eaa/archives/exploring-indian-culture-through-food/

  • Dünya Kahveleri

    Dünya Kahveleri

    Kahve çekirdeklerinin çoğu doğal kahve bitkilerinden elde edilir. Bunlara ek olarak melez bitkilerden elde edilen çekirdekler de vardır. En çok tercih edilen 2 ana tür; Arabica ve Robusta’dır. Bunların yanına çok tercih edilmeyen bir ana tür olarak Liberica da eklenebilir.

    Kahve paketleri üzerinde ülke isimlerinin ön plana çıkmasının sebebi kahvenin lezzetini coğrafi özelliklerin bir hayli etkiliyor olmasıdır.

    Arabica’nın kafein oranı düşük, aroması yüksektir ve piyasadaki birçok kahve bundan elde edilir. Yüksek yerleri seven bir bitkidir ve özel bakım gerektirir. Çeşitliliği en fazla kahve türüdür.

    Robusta’nın kafein oranı yüksektir ve acı bir kahvedir. Bu yüzden espresso ve kahveli ürünlerin yapımında tercih edilir. Sert bir kahve olduğu için midede yanma yapabilir.

    En az kafein oranına sahip Liberica’nın üretim ve satış hacmi düşüktür. Çok tercih edilen bir tür değildir. Yetiştiricilerin ve girişimcilerin bu çeşidin ticaretini zaman kaybı olarak görmesinden dolayı genelde suda eriyen vasat granül kahvelerin yapımında kullanılır ve piyasada bulabileceğiniz en ucuz kahveler genellikle Liberica’dan yapılır.

    Kahve çeşitli aroma ve lezzetlere sahiptir. Tattığınızda lezzetin, kokladığınızda da aromanın farkına varırsınız. Bu açıdan kahve büyülü bir dünyadır. Kahvenin büyülü bir dünya olduğunun kanıtlarından bir diğeri ise ana türler, yetiştiği ülkeler, ülkelere göre bölgeler açısından çok çeşitli varyetelere ayrışıyor oluşudur. Kafaları çok karıştırmamak adına burada çok fazla varyetelere girmeyeceğim.

    Ülke isimlerine göre ayrışmış kahve çeşitlerinden bahsedecek olursak ismi en çok duyulanlar şunlardır;

    Etiyopya Kahvesi: Arabica çeşidinin keşfedildiği yerdir ve kahvenin doğum yeri olarak adlandırılır. Bu yüzden kahve denince en çok akla gelen ülkelerden biri Etiyopya’dır. Ülke içerisinde sezondan sezona ve bölgeden bölgeye kahve tadı değişebilir. Genellikle keskin tadı ve kokusu olur. Meyvemsi ve çiçeksi lezzetlere sahiptir.

    Yemen Kahvesi: Çikolata ve baharat lezzetleri barındırır. Diğer kahve çekirdeklerine göre daha küçük çekirdeklerden oluşur. Yoğun aroması vardır. Ülkede ilk kahveler 1450’li yıllarda Sufi rahipleri tarafından toplanmıştır. Yemen kahvesi çekirdekleri genellikle organik olarak yetiştirilen kahve çekirdekleri anlamına gelen “Yemen Mocha” ismiyle adlandırılır. Mikro klima bölgelerinde teraslı dağlık bölgelerde yetişir. 

    Guetamala Kahvesi: Asiditesi düşük, içimi yumuşaktır. Çiçek, baharat ve narenciye aromalarına sahiptir. Guatemala’nın farklı iklimli yapısı Guatemala kahvesinin farklı tatlar almasına neden olmuştur. Her bölge kendi yetişme koşullarını ve mikro iklimini içinde barındırır. Bu kahveler doğal gübre ile korunur. Bu bölgenin kahveleri lezzeti açısından ceviz ve çikolatayı andırır. Guatemala’nın iklimi çok yağışlıdır ve nem oranı yüksektir. Bu yüzden çiftçiler kahveleri ıslak işlem yöntemi ile işlemektedirler. Bu da kahvenin doğal asitliğini ortaya çıkarmaktadır. Guatemala kahvesi acı kakao, sütlü çikolata, fındık tatlarını içinde barındırır.

    Brezilya Kahvesi: Dünya kahve üretiminin %60’ını karşılamaktadır. Ülkede hem Arabica hem Robusta çekirdekleri yetiştirilirken, dünya çapındaki espresso çekirdeklerinin büyük çoğunluğu Brezilya’dan temin edilir. Brezilya kahvesi genellikle düşük asitlidir. Kremamsı bir gövdeye sahiptir, ağızda tatlı bir lezzet bırakır. İyi kalitedeki Brezilya kahveleri çikolata, ceviz ve bademe uzanan tatlar içerir. Daha yüksek yerlerde, nitelikli kahve olarak yetiştirilen çekirdekler ise hafif limon tadı ve  başka meyvelerden esintiler içerebilir. Brezilya kahvesi nadiren asitlidir.

    Dominik Kahvesi: Yüksek aromalı ve sert bir kahvedir. Ülke içinde çok sık tüketilmesi nedeniyle dışarıya satışları kısıtlı tutuluyor. Bunda yöre kahvesinin en iyi sert kahveler arasında yer alması da etkili olmakta. Dominik Cumhuriyeti de bulunduğu coğrafi konum ve iklimi dolayısıyla en iyi organik kahve çekirdeklerinin yetiştiği ve en zengin aromalı kahvenin üretildiği ülkelerden biridir.

    Peru Kahvesi: Asidi düşük, aromatik özelliktedir. Otantik küçük çiftliklerde ve yüksek dağların eteklerinde yetiştirilen kahveler kalitelerine göre daha güçlü aromatik özellikler göstermektedir. Oldukça yumuşak bir içime sahip olan Peru kahvesi, karamel ve tarçın lezzetleri ve yeşil elma, kiraz, narenciye aromaları barındırır.

    Kolombiya Kahvesi: Devlet tarafından kalite kontrolü yapılarak üretilmektedir. Üretilen bölgenin yüksekliği değiştikçe aroması da değişir. İçimi yumuşak, asit oranı dengeli bir kahve türüdür. Meyve, fındık, çikolata ve narenciye lezzetlerine sahiptir. Kahve üreticileri hasat mevsimi geldiğinde kahve bitkilerini her on günde bir kontrol etmektedirler. Bu süreçte en iyi kahve çekirdekleri toplanmakta kalanlar ise olgunlaşmaya devam etmektedir. Bir diğer toplama yöntemi ise şerit toplamadır. Bu yöntemde olgunlaşıp olgunlaşmadığına bakılmaksızın tüm kahve çekirdekleri toplanır.

    El Salvador Kahvesi: Güçlü ve yoğun bir aroması vardır. Asit oranının oldukça az olması ile de çok tercih edilir. Genel olarak turunçgiller ile öne çıkan bir tadıma sahiptir. Yetiştirildiği yüksekliğe göre kahve çekirdeklerinin kalitesi artmaktadır. 

    Kosta Rika Kahvesi: Yüksek rakımlı yerlerde yetişir. İçimi yumuşaktır. Lezzetli bir aromaya sahiptir. Sahip olduğu tatsal özellikler üretildiği bölgeden ziyade deniz seviyesinden ne kadar yüksek bir konumda yetiştirildiğine göre değişkenlik göstermektedir.

    Ruanda Kahvesi: Organik olarak yetiştirilen Ruanda kahvesi, daha yumuşak bir içime sahiptir. Aynı zamanda meyve ve çiçek gibi kokuları da içinde barındırır. Ülkenin güneyinde yer alan Maraba bölgesinde yetiştirilen ve adını bu bölgeden alan kahvesi ile öne çıkar. Maraba kahvesi ayrıca bira mayalanmasında kullanılır. Bu kahve; meyve, çiçek aromaları ve narenciye tatlarına sahiptir.

    Meksika Kahvesi: Kahve piyasasında önemli bir yere sahip olan Meksika, yoğun tada sahip kahveler üretir. Koyu kavrulduğu zaman oldukça belirgin bir aroma ve derin bir tat sunabilen Meksika kahvesi ağırlıklı olarak harmanlarda kullanılır. Yüksek rakımlarda yetiştirilen Meksika kahveleri “Altura” olarak sınıflandırılmakta ve işaretlenmektedir. Altura, İspanyolcada “yükseklik” anlamına gelir ve Meksika kahvesini tarif eder. Ayrıca kahlua likörü de Meksika’da yetişen bu kahvelerden yapılır. Harika aroması, sert asidite oranı ve derin tadı ile bilinen Meksika kahvesi, Guetamala kahvesine eş değer özellikler göstermektedir.

    Endonezya Kahvesi: Kahve ihracatının %25’i Arabica ve %75’i de Robusta çekirdeklerinden oluşmaktadır. Endonezya’da yetişen Arabica çekirdekleri düşük asidite ve dolgun gövdeye sahiptir. Bu nedenle yüksek asiditeli Orta Amerika ve Doğu Afrika çekirdekleri ile harmanlanarak ideal bir tat aralığı yakalamak mümkün olabilmektedir. En kaliteli Endonezya kahvesi hoş, zengin tada sahip ve düşük seviyede de olsa hissedilebilir asitliği, en kötü kahvesi ise tam tersi hoş olmayan bir sertlikte ve küfsü kokusu ile bilinir. Genel yapısı itibari ile toprağımsı bir tada sahiptir. Aynı zamanda dünyanın en pahalı kahvesi de burada üretiliyor: Kopi Luwak yani Misk Kedisi Kahvesi. Bu kahvenin özelliği, Sumatra adasında yaşayan Palmiye Misk Kedisinin, yediği kahve çekirdeklerini dışkılaması ile elde edilmesidir. Burada şunu da belirtmekte fayda var; bu kahveyi üretebilmesi için bu hayvanlar kafeslere hapsedilmiş olarak yaşatılıyorlar ve hemen hepsi de zamanla bu tecrit edilmişlik, yalnızlık ve sevgisizlik sonucu ciddi psikolojik bozukluklara ve sağlık sorunlarına sahip oluyorlar. Yani dünyanın en pahalı kahvesini üretmenin yolu hayvan istismarından geçiyor. İlgili videoya buradan ulaşabilirsiniz.

    Nikaragua Kahvesi: Yetiştirildiği bölgeye göre aroması farklı olabilir. Zararlı tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilen bu kahveler, içerdiği karışık tatlarla kahve severlere sıra dışı bir deneyim sunar. Basit bir asit oranına sahip Nikaragua kahveleri en lezzetli kahveler arasındadır. Yumuşak ve asiditesi düşük olduğu için koyu kavurma ve harmanlamaya uygun kahvelerdir. Lezzetli ve hoş bir tada sahiptir, kırmızı meyve ve çikolata tatlarının birleşiminden oluşan dengeli bir içim lezzeti sunar. Kahve yudumlarında vanilyanın ve fındık lezzetinin de tonları bulunmaktadır. Hem espresso hem de filtre kahvelerde mükemmel sonuç verir.

    Honduras Kahvesi: Üretimi yüksek bölgelerde yapılan bir kahvedir. Bin ile bin altı yüz metre arasında yetişmektedir. Bu da onun mineral ve besin kaynağı bakımından zengin, aroma bakımından sert bir kahve olmasını sağlamıştır. Oldukça yumuşak ve parlak bir görünüme sahip olan Honduras kahvesi yetiştiği bölgeye göre çikolata, narenciye, meyve, karamel, fındık, bal gibi farklı tatlar alır. Asiditesi dengelidir. 

    Kenya Kahvesi: Kenya’nın yüksek yaylalarında yetişen kahve asitlik açısından parlak ve kokulu bir aromaya sahiptir. Kenya kahvelerini içerek meyve tadı da alabilirsiniz. Ülkenin konumu yılda iki hasata izin verir. Hasat sırasında hastalıklı ve zarar görmüş kahve taneleri ayrılır. Sağlıklı mahsül otuz altı saate varan bir fermantasyon sürecinden geçirilir. Bu aşamanın amacı kahve tanelerinin üstünde biriken sümüksü ve şekerli tabakadan kurtulmaktır. Bu adımdan sonra mahsüller kurutularak öğütülmeye gönderilir.

    Vietnam Kahvesi: Ülkenin güney yarısındaki küçük ekili alanlarda genellikle Robusta kahvesi olarak üretilir. Ancak hükümet, özellikle Kuzey Yaylalar bölgesinde Arabica bölgelerinin genişlemesini teşvik etmektedir. Çoğu kez harmanlamada kullanılan Vietnam kahvesi genel olarak az miktarda asitliği ve dengeli tat dağılımıyla güzel bir uyum içerisindedir.

    Sizin kahve seçiminiz hangisi?

    Nilay Gündüz