Etiket: seyahat

  • Evcil Hayvanla Seyahat Etmenin 10 Püf Noktası

    Evcil Hayvanla Seyahat Etmenin 10 Püf Noktası

    Evimizi paylaştığımız, evlattan farkı olmayan evcil hayvanlarımızı, uzun bir seyahate çıktığımızda yanımızda götürmek isteriz. Eğer ilgilenmeleri için rica edeceğimiz birileri yoksa onları evde tek başlarına bırakmaya gönlümüz pek el vermez. Tatilimizde de onlarla vakit geçirmek isteriz.

    Peki, evcil hayvanlarla seyahatlerimizi nasıl planlamak gerekiyor? Bir firma ile yola çıkacaksak tüm bu süreç bir sorun yumağına dönüşebiliyor. Kendi aracımız ya da bir ulaşım firması olması fark etmiyor. Evcil hayvanlarla seyahat süreci iyi planlamalı.

    Evcil Hayvan ile Tatile Hazırlık, Yolculuk Öncesinde Neler Yapmak Gerekiyor?

    1 – Ufak Ufak Onu Alıştırın

    Hayvan dostlarımız ile yola çıkma fikri heyecanlı olduğu kadar biraz stresli de olabilir. Eğer ilk defa birlikte yola çıkacaksınız nasıl tepki vereceğini bilmemek biraz sizi endişelendirebilir. Uzun bir yola çıkmadan önce kısa süreli mesafelere birlikte çıkarak, sürece alıştırmaya çalışabilirsiniz. Kendisini huzursuz hissediyorsa araca bindiğinizde kucağınıza alıp, rahatlatabilirsiniz. Kendi aracınızla yola çıkacaksanız kutusundan çıkartıp kollarınız arasına almak kolay ama bir firma ile yolculuk edecekseniz kutudan çıkartmak ne yazık ki yasak olabilir.

    2 – Sağlık Kontrollerini Yaptırın, Öneriler Alın

    Ayrıca yola çıkmadan önce veteriner hekime götürüp, bebişin sağlık kontrollerini yaptırın. Yolculuğu en rahat ve korkusuz atlatabilmesi için hekimden tavsiyeler alın. Hekiminiz önerecekse yatıştırıcı iğneler ya da ilaçlardan yararlanabilirsiniz. Bunun dışında, yol evcil hayvanınızın midesini de tutabilir. Bu ihtimale karşı veteriner hekime ne yapabileceğinizi sorun. Yola çıkmadan önce daha az yemek vermek midesinin tutmasını önleyebilir.

    3 – İhtiyaç Listesini Kontrol Edin

    Evcil hayvanınızın yolculuk sırasında ihtiyacı olabileceği eşyaların listesini yapın ve yola çıkmadan önce son kontrolleri gerçekleştirin. Bunlar neler olabilir?

    • Mama ve su kabı
    • Maması ve suyu
    • Taşıma kutusu
    • Sağlık belgeleri
    • Hayvanın kimliği
    • Çöp poşetleri
    • Tasması ve kayışı
    • Soğuk havaya karşı bir battaniye

    4 – Evcil Hayvan Dostu Otelleri Tercih Edin

    Nereye gidiyorsunuz ve nerede kalacaksınız? Konaklayacağınız tesis, otel her neresi ise evcil hayvan kabul ediyor mu? Varacağınız yer dahil duracağınız noktaları öncesinde araştırın. Tüm bu noktalar evcil hayvanları kabul ediyor mu doğrudan arayıp öğrenin.

    Seyahat sırasındaki bu noktalar çok sıcak veya çok soğuk olabilir. Evcil hayvanınızın sağlığı için önceden gerekli önlemleri alın. Tercihinizi mutlaka evcil hayvan kabul eden otellerden yana kullanın.

    5 – Evcil Hayvan ile Şehri Keşfetmek

    Ayrıca tatilinizi geçirirken gezmek istediğiniz yerlerin bir listesini çıkartın. Bu yerlerin evcil hayvanınızı kabul edip etmeyeceğini araştırın. Kilise gibi kutsal yerler büyük ihtimalle ne yazık ki kabul etmeyecektir. Eğer çok görmek istediğiniz bir yapı ise ve tatile iki kişi gitmişseniz dışarıda onlar beklerken siz belki hızlıca görmek isteyebilirsiniz.

    Evcil hayvanınızın yeni arkadaşlarla tanışabileceği ve enerjisini atabileceği doğal alanlar, parklar, sahiller de vakit geçirmek için güzel noktalardır. Gezi planlarınıza buraları da ekleyin.

    6 – Hangi Yolla Gitmeyi Planlıyorsunuz?

    Yola kendi aracınızla mı çıkacaksınız yoksa bir otobüs, tren, gemi veya havayolu firması ile mi? Eğer bir firma ile yolculuk etmeyi planlıyorsanız prosedürler firmaya göre değişebilir. Firmalar ağırlıklara ve boyutlara göre farklı ücretlendirmeye tabii tutabiliyorlar, farklı kurallar koyabiliyorlar. Önceden firmayı arayıp detaylı bir bilgi alın. Hangi şartları var, neler talep ediyorlar, ekstra ne kadar ücret ödemeniz gerekiyor soruşturun.

    Ayrıca yola çıkacağınız araç evcil hayvanınız için uygun mu, aynı tarihte başka bir evcil hayvan da seyahat edecek mi gibi soruları da iletmeyi unutmayın. Hayvanlar birbirinin kokusunu alıp, huzursuz olabilirler.

    Uçak firmaları, 6 kilogram ve üzeri evcil hayvanları genellikle havalandırmalı kargo bölümlerine kabul ediyor. Diğer bebişleri de evcil hayvan taşıma kutuları ile kabinde yanınızda taşıyabiliyorsunuz.

    Otobüsler bu konuda daha dengesiz bir yol izliyor. Geçmişte birçok insan çeşitli problemler yaşadı ama güzel bir gelişme oldu. Resmî Gazete’de, Ulaştırma Bakanlığı, Kara Yolu Taşıma Yönetmeliği’nde değişikliğe gittiklerini yayınlanmıştı. Yeni karara göre; aşı karnesi bulunan kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar, özel kafeslerde kilitli bulunmak koşulu ile hayvan sahiplerinin kucağında ya da oturduğu koltuğun önünde taşınabilecek. Otobüs firmaları evcil hayvanların araç içinde taşınabileceği özel seferler de düzenleyebilecek. Tabii bu durum pitbull, doberman gibi büyük hayvanlarda biraz değişiklik gösterebilir. Bu tarz büyük hayvanları yine taşıma kutularında ama bagaj bölümünde taşınması gerekebilir.

    7 – Yolculuk Sırasında Neler Yapmak Gerekiyor?

    Tüm hazırlıklarımızı ve kontrollerimizi yaptıktan sonra artık yola çıkmaya hazırız.

    Kendi aracınız ile yola çıktıysanız istediğiniz vakit mola verme avantajına sahipsiniz. Birkaç saatte bir mola vermek faydalı olacaktır. Mola verdiğiniz noktada evcil hayvanınızı dolaştırmayı ihmal etmeyin. Çok fazla olmamak kaydı ile ufak parçalar halinde karnını doyurun. Tam tıka basa doyurmak midesini bulandırabilir. Hayvanınız ihtiyaçlarınız mola gidersin, temiz hava alsın. Tüm bunlar onu biraz daha rahatlatacaktır.

    Eğer uzun süreli bir mola vereceksiniz evcil hayvanınızı yanınıza alın. Bazen yine de uygun bir ortam olmayabiliyor ve içeride bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Bu noktada aracı gölge, serin bir yere bırakın. Camları hafif aralayın. Köşeye biraz da su bırakın. Döndüğünüzde sizi uslu bir bebiş bekliyorsa onu bir de ödül maması ile sevindirmeyi ihmal etmeyin. Yine mümkün olduğunca çok çok uzun vakit bırakmamaya çalışın. Veyahut bir kişi işini halledip, bir kişi onunla vakit geçirip; işlerinizi dönüşümlü çözümleyebilirsiniz.

    8 – Yolculuğu Kolaylaştıran Eşyalar

    Seyahatiniz sırasında evcil hayvanla ilgilenmeyi kolaylaştıran birtakım eşyalar piyasada bulunabiliyor. Çok gerekli mi bilemiyorum ama belki tercih etmek isteyenler olabilir. Nedir bunlar? Mesela, katlanır mama kapları araç içinde su ve mamanın dökülmeden daha iyi muhafaza edilmesini sağlayabilir. Köpekler için koltuk kılıfları yapıyorlar. Daha sonra tüy temizleme derdinden sizi kurtaracaktır. Özel bir koltuk kılıfı almak yerine eski bir çarşafı da bu amaçla kullanabilirsiniz. Özel araç ile gidiyorsanız hayvanınız arka koltukta büyük ihtimalle oturuyor olacaktır. Nasıl ki can güvenliğimiz için bizler emniyet kemeri takıyorsak, arka koltukta oturan köpekler için de emniyet kemerleri tasarlanmış.

    9 – En Sevdiği Oyuncağı Unutmayın

    Bizim için çok değerli olan ve bize iyi hissettiren eşyaları yanımızda taşımayı severiz. Nedense bu eşyalar yanımızdayken her işin yolunda gideceğini düşünürüz. Aynı durum hayvanlar için de geçerli olabilir. Evde sürekli oynadığı bir oyuncak varsa, onu da yanınıza almak iyi fikir olabilir. Evcil hayvanınızın etrafta tanıdık bir şeyler görmesi, bunu panik yapmaya gerek yok işareti olarak algılamasını sağlayabilir.

    Belki yurt dışına tatile gideceksiniz veya yurt dışına taşınacaksınız. Elbette prosedürler sizin için biraz daha farklı ve detaylı olacak.

    10 – Evcil Hayvanınızla Yurt Dışına Nasıl Çıkabilirsiniz?

    Türkiye’den çıkış esnasında gerekli olan belgeler:

    • Tarım ve Köy İşleri Müdürlüklerinden seyahate çıkmadan 2-3 gün önce ihracat/çıkış belgesi alınmalı.
    • Bakanlıkta çalışan bir veteriner hekim imzası ile sağlık belgesi alınmalı. Bu belge aynı zamanda kendi veteriner hekiminize de imzalatılmalı.
    • Aşı karnesi veya pasaport.
    • Mikro çip.
    • Gideceğiniz ülkenin evcil hayvan kabul etme prosedürünü ilgili yerlere sorun çünkü ekstra belge isteyebilirler.
    • Eğer bir Avrupa ülkesine gidecekseniz, ekstra olarak titrasyon testi (kuduz aşısının tutup tutmadığını inceleyen bir kan testi) de istiyorlar.

    Türkiye’ye giriş esnasında gerekli olan belgeler:

    • Aşı karnesi veya pasaportu.
    • Aşıların düzenli olarak yaptırılmış olması gerekiyor.
    • Veterinerden seyahat edebileceğine dair ayrıca bir sağlık belgesi alınması lazım.
    • Kuduz aşısı da üç ayı doldurmuş olması gerekiyor.

    Kaynak: NeredeKal / Yeşim Özbirinci

  • Çocukla Seyahat Hakkında Yıkılması Gereken Tabular

    Çocukla Seyahat Hakkında Yıkılması Gereken Tabular

    Herkes tatile çıkma hayalleri kurarken, çocukla seyahate çıkmanın zorlukları sohbetlere meze olmuş durumda. Çocukla seyahat etmenin bazı kalıplaşmış rutinleri vardır ve bu rutinler kişiden kişiye değişir. Mesela bazı ailelerde yemek saatleri oldukça stresli geçerken, kimi ailenin ise uçak ya da araba yolculukları hem kendileri hem de diğer yolcular için işkenceye dönüşür. Bu da bir zaman sonra çocuk büyüyene -en azından söz dinleyene- kadar uzak seyahatleri rafa kaldırmaya neden olur.

    Ebeveynler için çocukla seyahat belli kalıplardan dışarı taşmamalıdır, aksi korku filminden farksızdır. Tam bir azıcık aşım kaygısız başım durumu yani. Evet, çocuklarla -özellikle bebek ve küçük çocuklarla- seyahat etmek kesinlikle zorluklar taşıyor. Ancak siz hazır olduğunuz sürece, bebeğinizle ya da çocuğunuzla unutulmaz maceralara yelken açmamanız için hiçbir neden yok. Gelin, çocukla seyahate dair bu kalıplaşmış tabuları birlikte yıkalım.

    “Uzun Uçak Yolculukları Bize Göre Değil”

    Uykusuzluk, hem çocuklar hem de ebeveynler için en iyi işkence yöntemlerinden biridir. Bebeğinizi veya küçük çocuğunuzu bu uğurda sakinleştirmeye çalışmak ise daha büyük bir işkencedir. Hele de henüz yürümeye başlamış bir çocuğunuz varsa, üstüne bir de ekstra hareketli bir çocuksa işiniz gerçekten de çok zor, haklısınız. Ancak bu bir savaşsa eğer, burada ebeveynlerin kazanan taraf olmaması için hiçbir neden göremiyoruz.

    Yapılması gereken; Gece uçuşlarını tercih etmek. Uçağa binmeden önce havalimanında çocuğunuzun enerjisini atmasını sağlayın. Mağaza dolaşın, oyun makinelerinde zaman geçirin, taşıyabileceği ölçüde sorumluluklar verin. Kabin ışıkları azalana kadar da uyumasına izin vermeyin. İlgisini çekebilecek bir video seyrettirebilir, resimli bir dergi ile vakit geçirmesini sağlayabilir ya da kısık ses tonuyla onunla sohbet edebilirsiniz. Kabin ışıkları azalınca yavaş yavaş uyku moduna geçiş yapabilirsiniz.

    “Ay Bizimki Orada Çok Üşür-Çok Terler”

    Tabi ki de hiç kimse çocuğunun soğuktan tir tir titremesini veya kızgın güneşin altında sıcaktan bunalmasını istemiyor. Fakat bu demek değil ki gideceğiniz lokasyonu buna göre belirleyin. Aslında çocukların vücutları bizim düşündüğümüzden çok daha esnektir. “Girince alışıyorsun” bir şehir efsanesi değil, gerçek. Bununla birlikte, belli saatlerde güneş ışınları sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de sağlıklı değil.

    Yapılması gereken; Böyle zamanlarda deniz kenarından ayrılıp, daha gölge bölgelerde zaman geçirebilirsiniz. Gittiğiniz beldenin çarşısını gezebilir, bir kafede oturup serinletici bir şeyler içebilirsiniz. Soğuk iklimli bir yere gitmeyi planlıyorsanız da gerçekten kaliteli kumaşa sahip termal kıyafetler ve içlikler bir hayli işinize yarayacaktır. Portatif el ve ayak ısıtıcıları da içinizi bu konuda büyük ölçüde rahatlatacaktır.

    “Plajın Kum Olması Şart”

    Kumla oynamayı hangi çocuk sevmez? Hayal gücünün sınırlarını genişleten kumdan kaleler her tatilin olmazsa olmazı değil mi? Üstelik bir de kumlu sığ sularda yüzmeleri onlar için daha güvenli. Varsın kulaklara, buruna, mayonun ya da şortun (hatta bebek bezinin) içine kum dolsun. Yeter ki plaj kum olsun. Ama güneşin alnında kumdan kale yapmaya daha ne kadar dayanabilir ki bir çocuk? Birinci gün, ikinci gün derken ondan da sıkılacak. Gelin, vazgeçin artık bu kum plaj sevdasından.

    Yapılması gereken; Ne demişler? Çeşitlilik hayatın baharatıdır. Bir kere gittiğiniz yerdeki tüm plajları keşfedin. Sizinle birlikte çocuğunuz da keşfetmeyi öğrensin. Ayrıca her gün plaja gideceksiniz diye de bir kural yol. Günübirlik geziler yapmayı da ihmal etmemelisiniz. Sonuçta tatil deniz-kum-plaj üçlüsünden ibaret değil. Çakıl plajlarda da çocuğunuz pekala eğlenebilir. Taş toplarsınız, taşlardan kule yaparsınız, taş sektirirsiniz… Ayrıca çakıl plajlara kıyısı olan denizde şnorkelle yüzmek çok daha zevklidir, çünkü sualtı daha bir çeşitli görünür. Sağlam bir deniz ayakkabısı işinizi çözecektir.

    “Bizimki Çok Yemek Seçiyor”

    Genelde çocuklar farklı lezzetler denemeye pek yanaşmazlar. Çocuğunuzu sizden daha iyi kimse tanıyamaz elbette ama bu algıdan bir an olsun uzaklaşmayı hiç denediniz mi? Deneyip olumsuz sonuç aldıysanız da hemen vazgeçmiş olamazsınız. Çocukların da kendi rutinlerinden çıkmaları gerekiyor neticede. İlla ki çocuğunuzun seveceği farklı bir lezzet vardır. Memleketteki büyükannesinin yaptığı köy yemeklerini yemiyor olması, Kayseri mantısını da yemeyecek anlamına gelmiyor. Belki gittiğiniz yerin meşhur bir meyvesiyle güzel bir başlangıç yapabilirsiniz. Mesela meyve suları müthiş birer kandırma yöntemidir.

    Yapılması gereken; Yurt içi ya da yurt dışı fark etmez, yerel pazarları mutlaka birlikte gezin. Stantlarda ilgisini çeken şeyi tatmasına müsaade edin. Seyahate çıkmadan önce, bazı ülkelerin ünlü yemeklerine yakın lezzetlerinden bir seçki hazırlayın ve kendisine sunun. Her gün farklı bir atıştırmalık çantası hazırlayın. Böylece seyahatlerinizde yemek sorununuz ortadan kalkacaktır. He, onun canı hala daha pilav ve patatesten başka bir şey istemiyorsa, yapacak bir şek yok. Zaten ortada bir sorun da yok, zira nereye giderseniz gidin pilav ve patates bulmakta zorlanacağınızı düşünmüyoruz.

    “Biz Hep Her Şey Dahil Otele Gideriz”

    Ne yazık ki bu konuda ebeveynleri ikna etmek gerçekten çok zor. İşin gerçeği şu ki her şey dahil oteller çocuklu ailelere büyük bir konfor sağlıyor. Bebek bakım hizmeti, animasyonlar, mini kulüpler, çocuk oyun alanları, çocuk dostu menüler ve çocuk havuzları derken ailelere de başka bir seçenek kalmıyor gibi görünüyor. Üstelik tüm bu olanaklar, kimi otellerde oldukça ekonomik fiyatlarla sunuluyor. Haliyle ailece unutulmaz bir macera ya da farklı bir deneyim yaşamaya da gerek kalmıyor. Ama işin aslı maalesef öyle değil.

    Yapılması gereken; Tatil anlayışınızı yeniden gözden geçirmeli, sırf küçük çocuğunuz var diye her şey dahil otellere kendinizi zorunlu hissetmemelisiniz. Bu bir süre sonra size de müthiş bir rahatlık sağladığından, konfor alanınızdan çıkmak istemeyecek ve ufuk açıcı seyahatlere daha mesafeli durmanızı sağlayacak. Bize kalırsa butik oteller veya pansiyonlar gibi küçük işletmelere de şans tanımalısınız. Mesela aile işletmelerine yönelebilirsiniz. Böylece her gün farklı bir deneyim yaşayacak ve çocuğunuzun seyahat anlayışı da sizinle birlikte gelişmeye başlayacaktır.

    “Uzun Araba Yolcukları Bizim İçin İşkence”

    “Anne daha gelmedik mi?” İşte bu düşüncenin temelini oluşturan kilit cümle tam olarak bu. Çoğu ebeveyn bu noktada çocuğuna tatmin edici cevaplar vermediğinden kaçınılmaz bir son olarak mızmızlanmalar başlıyor ve yol boyu giderek artıyor. Uzun araba yolculukları çoğu yetişkin için oldukça eğlenceli bir aktivite olmasına rağmen, aynı durum ne yazık ki çocuklar için geçerli değil. İşin mahareti, çocuğun ilgisini çekecek bir şeyler bulabilmekte.

    Yapılması gereken; Eğer böyle bir yolculuğa ilk kez çıkıyorsanız, nispeten daha kısa mesafede olan bir yeri tercih edebilirsiniz. Bir de şaşırtıcı manzaraların olduğu bir rota izler ve ilgi çekici noktalarda mola verirseniz, çocuğunuz için bu durum eğlenceli bir hal alabilir. Yolda belli aralıklarla eğlenceli bir oyun bulabilirsiniz. Mesela kırmızı arabaları saymak gibi. En büyük problem ise uyku saati. Bununla baş etmenin yolu da çocuğun enerjisini harcatmaktan geçiyor. Abur cubur, çoğu zaman çocukların mızmızlanmasını büyük ölçüde engelliyor. Lakin, çikolata, şeker gibi enerji verici şeylerden uzak durmakta fayda var.

    “Tatilde Gece Hayatı mı? O da Ne?”

    Küçük çocuğunuzla veya bebeğinizle seyahate çıktıysanız club/bar modunda elbette ki takılamazsınız. Ancak otel odasına tıkılıp kalmanızı da gerektirecek bir durum yok. Eşinizle baş başa bir akşam yemeği yiyebilmeli, kahve içebilmeli ya da ufak bir yürüyüşe çıkabilmelisiniz. Çocuğunuzu odasında tek başına bırakmayı içiniz el vermeyebilir, çok doğal. Ancak öğleden sonra 1 saatlik bir şekerleme ile çocuğunuz da akşamları size eşlik edebilir.

    Yapılması gereken; Konaklayacağınız oteli seçerken bir takım noktalara dikkat edin. Mesela çocuğunuzu hiçbir şekilde odada bırakma şansınız yoksa ve öğle uykusu da kurtarmıyorsa, en azından manzaralı balkona sahip bir oda tercih edin ki akşamları biraz rahatlama şansınız olsun. Güzel bir bahçesi veya şirin bir restoranı olan küçük bir otel de tercih edebilirsiniz. Odanızdan çok fazla uzaklaşmadan kendinize biraz zaman ayırabilirsiniz. Portatif bir bebek kamerası, bu anlamda içinizi bir hayli rahatlatacaktır. Odaya çıkmadan çocuğunuzu kontrol edebilirsiniz böylelikle.

     

    Kaynak: NeredeKal / Seyhan Ahen

  • En İyi Seyahat Temalı Belgeseller

    En İyi Seyahat Temalı Belgeseller

    Soğuk kış aylarında evde yapılabilecek en iyi aktivite bence sıcacık bir battaniye ile koltuğa uzanıp elde kahve ile güzel bir şeyler izlemek. Seyahat severler için ise seyahat konulu yapımlar izlemek en büyük zevk. Netflix’te bu konuda oldukça kaliteli yapımlar var. Bu yazıyı okuduktan sonra mısırınızı patlatıp ya da kahvenizi çayınızı hazırlayıp bu belgesellerden birini seçerek izlemeye başlayabilirsiniz.

    1 – Expedition Happiness

    Film yapımcısı Felix Starck ve müzisyen Selima Taibi Almanya’daki hayatlarını bırakıp Amerika’ya gidiyorlar ve orada ikinci el bir okul otobüsünü göz alıcı bir eve çevirerek Kanada ve Meksika’ya doğru yola çıkıyorlar. Bu belgeseli izlerken Amerika’nın en güzel yerlerini ziyaret edecek ve belki bir gün kalkıp siz de buralara seyahat edeceksiniz.

    2 – Jack Whitehall: Travels with My Father

    İngiliz komedyen Jack Whitehall kendisiyle tamamen zıt karakterdeki tutucu babası Michael ile birlikte dünyanın dört yanını birlikte keşfediyorlar. Phuket, Kamboçya, Almanya, Romanya, Amerika, İstanbul ve daha bir çok ülke ve şehri gezen baba oğula siz de ekran başında katılmak isteyebilirsiniz.

    3 – Salt Fat Acid Heat

    Yıllarca Chez Panisse’te aşçılık yapan Samin Nosrat tuz, yağ, asit ve ısı elementlerinin kullanıldığı leziz mutfakları keşfetmek için dört bölümlük bir belgesel hazırlamış. Birinci bölümde İtalya’da yağı, ikinci bölümde Japonya’da tuzu, üçüncü bölümde Meksika’da asiti ve son bölümde ise Amerika’da ısıyı ele almış. Gittiği ülkelerin göz alıcı doğasının yanında enfes lezzetlere de şahitlik edeceğiniz bir belgesel. Hem seyahati hem yeme içmeyi sevenler için.

    4 – Monty Don’s Italian Gardens

    İngiltere’nin önde gelen bahçecilik uzmanlarından Monty Don, İtalya’nın muhteşem bahçelerini geziyor. Rönesans dönemi mimarisiyle öne çıkan İtalya’da Roma, Floransa, Napoli ve Göller Bölgesi’ndeki göz alıcı bahçeleri siz de Monty ile birlikte gezeceksiniz.

    5 – Paul Hollywood’un Büyük Avrupa Gezisi

    Ünlü şef Paul Hollywood, otomobilleriyle ünlü Avrupa ülkelerini geziyor. İtalya, Almanya ve Fransa’nın muhteşem manzarası eşliğinde muhteşem bir yolculuğa hazırsanız kurulun koltuğunuza ve izlemeye başlayın.

    6 – Footprints: The Path of Your Life

    Arizona’dan yola çıkan 10 adamın ünlü Santiago Yolu’ndaki maceralarını izleyeceğiniz belgeselde 800 km’lik bu nefes kesici rotayı 40 günde yürümeye çalışan kişiler güçlerini ve inançlarını sınıyor. Fransa’dan başlayıp İspanya’da sona eren yolculukta muhteşem manzaralara tanık olacaksınız.

    7 – Somebody Feed Phil

    Ünlü yapımcı Phil Rosenthal dünyanın dört bir yanına giderek o bölgelerin gastronomi kültürlerine göz atıyor. Bangkok, Tel Aviv, Lizbon, New Orleans, Kopenhag, Dublin ve daha pek çok şehri görme şansını elde edeceğiniz belgeseli izlerken bir şeyler atıştırmayı da ihmal etmeyin.

    8 – Journey to Greenland

    İki Fransız arkadaş Grönland’daki babalarını ziyarete gidiyor ve onlarla birlikte siz de muhteşem Grönland manzarası, kültürü ve sıcak insanlarını bu belgeselde izliyorsunuz. Kuzey ülkelerine hayranlık duyanları mutlu edecek bir yapım.

    9 – Conan Without Borders

    Ünlü komedyen Conan O’Brien dünyanın dört bir yanına yaptığı ziyaretlerle hem güldürüyor hem geziyor. Güney Amerika, Japonya, Küba, Afrika, Güneydoğu Asya, Amerika ve Avrupa’yı Conan ile birlikte gezmek isteyenler için kesinlikle es geçilmeyecek bir belgesel.

    10 – Dark Tourist

    David Farrier kimsenin gitmeye cesaret edemediği korkunç ve tehlikeli yerlere gidiyor. Meksika’daki Aziz Ölüm Tarikatı’nın kurucusuna gidip onlarla şeytan çıkarma ayinine katılıyor, Japonya’da tsunamiden zarar gören ve radyasyon tehlikesi olan nükleer santrali geziyor. Farklı bir seyahat yapımı izlemek isterseniz Dark Tourist’e bir şans verin derim.

    Derleyen: Nilay Gündüz

  • Türkiye’nin En İyi 12 Kamp Alanı

    Türkiye’nin En İyi 12 Kamp Alanı

    Türkiye, tüm güzelliklerinden faydalanabileceğimiz bir coğrafyaya sahip. Havası, denizi, güneşi, doğası, ne kadar özel bir noktada yaşadığımızın kanıtı. Sizin için tatil deniz-kum-güneş üçlüsünden ibaret değilse, herkes gibi sıradan değil de farklı tabir edilen kesimdenseniz, doğa ile iç içe olmak yani kamp yapmak eminim en sevdiğiniz şeylerden biridir.

    Bu yazımda belki daha önce gittiğiniz belki de sadece duyup hiç görmediğiniz kamp alanlarından bahsedeceğim. Siz de çadırınızı yanınıza alıp veya karavanınıza atlayıp doğanın sesini dinlemek için kamp hayalleri kuruyorsanız eğer, yazıyı okuduktan sonra (bir maniniz yoksa tabi) hemen harekete geçebilirsiniz. 🥰

    1- Çubucak Orman Kampı / Marmaris

    Hayatımın yarısının geçtiği Marmaris bu ülkede en iyi bildiğim yer olduğu için Marmaris’ten başlamak istedim. Bu bölgede kamp yapabileceğiniz pek çok alternatif var. Bunlardan en çok tercih edileni Çubucak Tabiat Parkı’ndaki çadır ve karavan kamp yeri. Marmaris’ten Datça’ya giderken 23. km’de Hisarönü Körfezi kıyısında Çubucak Orman içi kamp ve karavan alanını göreceksiniz. Orman örtüsünün çeşitlilik gösterdiği alanda 1000 metrelik kıyı şeridi var. Aynı zamanda günübürlük girişlere de müsait. Su, elektrik, telefon, internet ve kanalizasyon alt yapısı var. Günlük ihtiyaçlarınızın pek çoğunu karşılayabilir, spor, eğlence aktivitelerine yönelik etkinliklere katılabilir, ormanda yürüyüşler yapabilirsiniz. Marmaris’te ne yazık ki yanıp küle dönen büyük bir alanın dışında kalabilen cennet köşelerden biri Çubucak. Masmavi koylarıyla gözlerinizi güzelliğiyle kamaştıran Hisarönü Körfezi’ne nazır kamp yapabilmek harika hissettirecek. Çadır ve karavanlarınız için 24 saat iç rahatlığı ile konaklayabileceğiniz güvenliği olan bir alandır. Zaten dibinde jandarma karakolu var, rahat olun yani. 😊 Doğasıyla ve mis gibi çam ormanıyla insana yaşama sevinci veren Çubucak 12 ay açık ve sizleri bekliyor. Gitmeden önce rezervasyon yaptırmayı unutmayın ve gittiğinizde çevreyi lütfen kirletmeyin.

    2- Kelebekler Vadisi / Ölüdeniz

    Muğla benim için gözbebeği olduğundan yine Muğla’dan devam ediyorum. Sırada Fethiye var. Ölüdeniz’deki meşhur Kelebekler Vadisi’nde kamp yapmaya ne dersiniz? 😊Öncelikle uyarayım; ulaşımı zor bir nokta. 350 metreyi bulan sarp kayalıklarla çevrili bir bölge. E peki nasıl gideceksiniz? Helikopterden atlayarak tabi ki. Heyecanın dibi! Şaka şaka 😁 Ölüdeniz’den vadi servis teknesiyle deniz yolundan ulaşabilirsiniz. Servis saatleri dışında ulaşım için vadiyi arayarak zodyak bot ile özel servis isteyebilirler. Hayır maalesef karadan ulaşım yok, tabi dağcı değilseniz. 🤭 Elektrik, su, duş ve wc hitmeti bulunmakta ve belli saatlerde ücretsiz. Çadırda rahat edemeyecek olanlar için bungalov ve taş ev seçenekleri de mevcut. 80 civarı kelebek türüne sahip vadiye dökülen şelaleye ve denize dökülen dereye de bayılacaksınız. Vadi, Dünya Mirasını Koruma Vakfı tarafından, dünya üzerinde korunması gerekli 100 dağdan biri olarak ilan edilen Babadağ eteklerindeki koylardan biri bu arada. Kamp alanında restoran ve bar da bulunuyor. Aşağıdaki koyda kamp yaparken yukarıdaki zirvede paraşüt heyecanını da yaşayabilirsiniz. Kaya tırmanışı, water zipline, şelale tırmanışı, kano subpadlle, scuba diving, snorkeling, yoga, canyoning abseling, team works, sea ferrata, dağcılık eğitimi, survival atölye ve çocuk atölyesi gibi oldukça fazla etkinliğe sahip vadide asla sıkılacağınızı sanmıyorum. 4 mevsim kamp yapabiliyorsunuz. Rezervasyonsuz gitmeyin ve gittiğinizde dünya mirasımızı koruyun lütfen.

    3- Akyaka Orman Kampı / Gökova

    Cağğğnım Muğla cennetten bir köşesidir Türkiye’nin. Kamp yapacak yerler sıralamasında da asla es geçilemeyecek noktalara sahip. Bunlardan biri de güzeller güzeli Akyaka Orman Kampı. Serin mi serin bir ormanda çadır, karavan, taş ev ve bungalov seçeneklerinden birini değerlendirebilirsiniz. Diğer kamp alanlarına göre daha fazla hizmet mevcut bu kamp alanında. Elektrik, sıcak-soğuk su, bulaşıkhane, çamaşırhane, wc, duş, market, kafe, restoran, bar, alışveriş ne ararsanız var. Su sporlarına ulaşım için 10 dk yürümeniz yeterli, az ötedeki Gökova Körfezi kite-board vesarie pek çok su sporunun yapıldığı bir bölge, rüzgarı da oldukça fazladır körfezin. Kamp bölgesinin hemen önünde küçük küçük koylar ve muhteşem ötesi bir deniz var. Kayaların altından gelen azmak nehrinin buz gibi suyu denize karıştığından deniz suyu da serin oluyor. Suyun bazı yerlerdeki bulanıklığı sizi tedirgin etmesin çünkü bunun sebebi azmağın tatlı suyunun denizin tuzlu suyuna karışması. Peki ben nasıl gidicem bu kampa? Muğla’dan Marmaris’e giderken Sakar Geçidi’ni iniyorsunuz ve sağda Akyaka tabelasını görüyorsunuz. Kıvrılın ordan dümdüz Akyaka’ya getirecek yol sizi. Yine tabelaları takip ederek ya da oradan herhangi birine sorarak kampa ulaşabilirsiniz çünkü zaten Akyaka dediğiniz yer küçük şirin bir belde, bir yerden bir yere yürüme mesafesi 15-20 dakikayı aşmaz. Bu arada Akyaka cittaslow yani sakin şehir ilan edilen nadir yerlerden biri, buna da dikkatinizi çekeyim. Merkezdeki balıkçılarda ekmek arası okyanus mezgiti yemeyi ihmal etmeyin (tavsiyem Gülbeyaz’dır), azmak turu yapın, envayi çeşit restoran, kafe ve barın tadını çıkarın, sokak hayvanlarına iyi davranın, azmaktaki ördek ve kazlara ekmek atın, azmak suyuna ayaklarınızı bi sokup buz kesmeden de ”Akyaka’ya gittim” demeyin. 😁

    4- Bafa Gölü / Milas

    Tabi ki Muğla ile devam. İki bin yıl öncesine dayanan geçmişiyle Ege Bölgesi’nin en büyük gölü olan Bafa antik çağ şehirlerinden Herakleia’ya kıyısı olan, yemyeşil zeytin ağaçlarıyla çevrili muhteşem bir doğaya sahip, aynı zamanda bir kuş cenneti. Gölde Bizans manastırları ve savunma yapılarının da bulunduğu birkaç ada da mevcut. Kamp için ideal bir bölge ve trekking için de çok uygun rotaları var. Bu arada Bafa Gölünün bir tarafı Milas diğer tarafı da Didim’de bulunuyor. Burada yapacağınız kamp ile kendinizi bir kültür turizminin ortasında da bulursunuz çünkü Milas tarafı manastırlar, freskler, kaya resimleri, nekropoller, agoralar, tapınaklarla dolu. Yeme içme için güzel salaş balık lokantaları ve restoranlar mevcut. İstediğiniz yere çadırı kurup ya da karavanı park edip kampınızı yapabilirsiniz. Çevreyi temiz bırakmayı unutmayın. 🙂

    5- Kabak Koyu / Fethiye

    Muğla tabi ki bitmedi. 😎 Fethiye’nin meşhur Kabak Koyu’nu listeye almasam haksızlık olurdu. Bu koy sanki kampçılar için doğal olarak dizayn edilmiş gibi. Yakın çevrede büyük tesisler yok, çadır ve bungalov işletmeleri ve doğayla uyumlu butik otelcikler var. Koy yeni keşfedilmiş sayılır, 1987 yılından beri tanınmaya başlanmış. Doğa ile ilgili aktivitelerden hoşlananların tercih etmesi gereken bir bölge. 800 metreyi bulan yamaçlar, çeşitli şelale ve göletler, çam ormanları ve 200 metre kadar plajıyla rüya gibi bir koy Kabak Koyu. Plaj sit alanı olduğu için tesis ve giriş ücreti vesaire yok. Duş var, tesis olmadığı için o da ücretsiz. Şezlong ve şemsiye de yok haliyle. Kamp için Kabak Koyu’na gidecekseniz aklınızda bulunsun. Yaz sezonunda gitmeyi tercih ederseniz kalabalıktan deniz bulanıklaşıyor bu canınızı sıkabilir. Su da bir anda derinleşiyor, yüzme bilmeyenler veya çocuklar için tehlikeli olabilir. Koya Fethiye’den Ölüdeniz istikametinde devam ederek gidiliyor. Ölüdeniz’den güneye dik ve virajlı yolu takip ederek Faralya’ya varana kadar gitmeniz gerekiyor. Faralya Köyü’nden ulaşım için ise 2 seçeneğiniz var; yürüyerek kırmızı beyaz tabelaları takip edebilirsiniz ya da traktöre benzeyen araçlarla köylü sizi koya getirecek. Keyifli kamplar 🙂 Eve dönerken kamp yerini temiz bırakın lütfen.

    6- Adrasan / Antalya

    E yeter bu kadar Muğla dediniz di mi? 🙂 Piki! O zaman ver elini Antalya! Olimpos’un arka bahçesi Adrasan da kampçılar için en iyi seçeneklerden biri. Çok sayıda tesis var bölgede. Sabah dalga sesleriyle çadırınızda uyandığınızı, gece de dalga sesleriyle uykuya daldığınızı bir düşünün şimdi. Müthiş! Merak etmeyin sahilde hepinize yetecek kadar yer var. 🙂 2 km sahilin hepsi sizin! Ayrıca Likya Yürüyüş Yolu üzerinde bulunan Adrasan, yolun diğer önemli duraklarından Olimpos ve Çıralı’ya da çok yakın. Burada kamp yaparken tekne turlarına da katılabilir ve diğer koyları gezebilirsiniz. Elinizin altında her türlü imkanı bulabileceğiniz kamp yerlerinden biridir Adrasan. Köy halkının sizi oldukça sıcak karşılayacağından emin olun. 🙂

    7- Köprülü Kanyon / Antalya

    Geldik madem Antalya’ya bir başka kamp alanından daha bahsedelim. Köprülü Kanyon milli park olarak koruma altında. Çadır ve karavan turizmi için de en ideal noktalardan biri. Kanyonda kamp için uygun pek çok bölge seçeneğiniz var. Köprülü Kanyon, Isparta’nın Sütçüler ilçesinde başlayan ve Antalya’da denize dökülen, rafting yapmaya uygun Köprüçay’ın vadisi. Rafting yapılabilen bölgenin başlangıcında iki adet de tarihi köprü bulunmakta, küçüğü asıl usta tarafından, kemerli büyük köprü ise ustanın kalfası tarafından inşa edilmiştir. Boynuz kulağı geçmiş midir gidince kendiniz karar verin. 🙂 Nehrin iki yanında da kamp için alanlar, bungalovlar ve yeme içme tesisleri bolca var. Bölgede rafting, kano ve kanyoning (kanyon geçişi) sporları olmak üzere; yüzme, doğa yürüyüşü, kaya tırmanışı, oryantiring, bisiklet, olta balıkçılığı vb. sportif etkinlikler ile botanik-yaban hayatı gözlemciliği, jeolojik yapı gözlemciliği, kampçılık, fotoğrafçılık, piknik, cip safari, yayla gezileri vesaire gibi pek çok etkinliğe katılma olanağı mevcut. Sıkılmak yok yola devam diyorsanız Aziz Paul Yolu’nun 45 km’lk kısmı bu bölgede kalıyor, bilginiz olsun. 😁

    8- Kaş / Antalya

    Ve Antalya’nın gözbebeği Kaş! Kaş’ta tavsiye edebileceğim kamp yapabileceğiniz 3 yer; Kaş Camping, Olympos Camping ve Can Mocamp. En çok tercih edileni Can Mocamp’ta bungalov hizmeti de var. Konaklama imkanlarınız eksiksiz, 5 yıldızlı otel konforunda. Yerleşim yerlerine uzak olduğu için doğayla daha bir başbaşa ve sessiz. Kaş Camping Kaş’a yakın olma avantajına sahip. Yürüyerek 10 dakikada aradaki mesafeyi katedebilirsiniz. Fakat bu kadar yakın olsa da trafik vesaire gürültüsü olmadığı için izole bir kamp alanıdır. Olympos Camping kampseverlere çadır, karavan, bungalov ve apart seçeneklerini sunuyor. Tüm temel gereksinimler ortak kullanımlı. Bungalov ve apart odalarda özel wc, duş, tv, buzdolabı, fırın, klima gibi imkanlar da var. Bu 3 kamp alanının üçünde de denizden de faydalanma şansınız var. Çimmeden duramayanlara duyurulur. 🙂 Kaş’ta çok fazla kamp alanı var, ben 3 tanesini seçtim, tamamını belki başka bir yazıda irdeleriz. 😉

    9- Yedigöller Milli Parkı / Abant

    Yedigöller Milli Parkı en bilindik kamp alanlarından biri. Kimi gidip görmüştür kimi de meşhur fotoğraflarından tanır. 4 mevsim kampa elverişli olan bölge çok özel bir coğrafyaya sahip. Kamp alanında elektrik yok, dikkatli olmak şartıyla ateş yakabilirsiniz. Kampçılığa yeni başlayanlar için uygun bir bölge. Burada olta balıkçılığı ve yürüyüş yapabilir, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Ayrıca park içindeki Köyyeri mevkiinde Bizans döneminden kalıntılar bulunmakta. Bölgede Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olmak üzere 7 adet göl var. Ayı, domuz, kurt, tilki, sansar, sincap, geyik, karaca ve tavşan ile kuşlardan yabani ördek, yabani güvercin ve keklik yanısıra 100’ün üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapan milli park bu özellikleriyle tam bir doğa cenneti durumunda. Kamp yaparken lütfen yaban hayatına zarar vermeyin. Kapankaya Seyir Terası’na çıkarsanız yemyeşil doğa içerisindeki gölleri görebilirsiniz. Parkta bir anıt ağaç bir de geyik üretme istasyonu var, ziyaret etmeniz tavsiye edilir. Çadır ve karavan kampı için eşsiz bir doğaya sahip olan bölgede bungalov, büfe ve restoran hizmeti de bulabilirsiniz. Bölgeye toplu taşıma yok. Özel aracınızla ya da acentalar vasıtasıyla gidebiliyorsunuz fakat kışın çok karlı bir bölge olduğu için yolların kapanmasıyla da karşılaşabilirsiniz.

    10- Torkul Gölü / Düzce

    Şehre yaklaşık 30 km uzaklıktaki Torkul Yaylası’nda bulunan gölde özellikle bahar aylarında kamp yapmanızı tavsiye ederim. Çünkü doğanın muhteşem renklerine en çok bahar aylarında tanık olabiliyorsunuz. Tesis filan yok, aramayın. Bu yazıdan sonra açılır mı bilemem ama şu an yok yani. 🙂 Doğayla tamamen başbaşasınız, gece çadırınıza ayı dayanmadan önce bir kere daha düşünün derim. :))) Şaka bi yana tabi ki yaban ortamında her şeyle karşılaşmaya hazırlıklı olmanız gerektiğini siz kampseverler benden iyi biliyorsunuzdur zaten eminim ki. Çevrede kayın, köknar, gürgen, kestane, akçaağaç, karaçam gibi çok çeşitli bitki örtüsü bulunmakta. Piknik, olta balıkçılığı, foto-safari, çadır kampı gibi etkinliklere ev sahipliği yapan bölge 1251 metre yükseklikte ve göl de volkanik bir çöküntüden oluşmakta. Bol oksijenden başınız azıcık dönebilir, uyarmış olayım.

    11- Yazılı Kanyon / Isparta

    Kamp sözkonusu olunca Yazılı Kanyon’a değinmeden geçmemeli. Diğer pek çok kamp alanına göre daha rahat bir kamp olanağı var burada. Yiyecek işini kanyondaki balık çiftlikleri ve küçük işletmelerden halledebilirsiniz. Küçük işletmeler genelde ‘kendin pişir kendin ye’ hizmeti sağlıyor. Küçük gezintiler yapıp köprülere ve tarihi yazıtlara şahit olabilirsiniz. Aynı zamanda yüzmek için muhteşem yerler de keşfedebilirsiniz. Peki adı neden Yazılı Kanyon? Öncelikle aşağı şunu ekleyeyim:

    Kaya Yazıtı (Hür insan üzerine şiir)
    “Hayırlı Uğurlu Olsun”

    Ey yolcu, yol hazırlığı yap ve koyul yola; şunu bilerek:
    Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir.
    Kişi hürriyetinin ölçüsü bizzat kendi doğasında bulunur
    Ve kararında içtenlikliyse hür kişi;
    Yüreğinde ise dürüstlüğü, işte bunlar asil yapar kişiyi
    Ve bununla yücelir kişi, hatalarla değil.
    Ana-babadan gelen uydurma bir asaletten tat almaz o;
    Zira ana-baba değildir hür insanı doğuran,
    Zeus’tur herkese ara olan ve de tek kök insanoğluna.
    Herkesin tek şansı vardır, o alır kader icabı beden
    güzelliğini,
    Budur say güzelliği ve hür olma hali gerçek anlamda.
    Ruhen köle olan ise sakınmaz kötü sözden, katmerli köle
    de olsa
    Aşırılıktır şiarı bu kişinin, yüreğinde soysuzluk vardır.
    Ey yolcu, Epiktetos köle bir anadan doğmuştu ama
    Yüceydi herkesten bir kartal gibi; bilgelikte ise takdire
    şayandı ruhu.
    Söylemem gerekirse, tanrısal bir varlık doğurdu onu.
    Keşke şimdi de (bu mümkün olsa)
    Böylesine yararlı ve sevinç kaynağı bir insan,
    Tüm ünlü kişiler arasında köle bir anadan dünyaya
    geldi.

    Bu şiir kanyona girdikten 300 metre kadar sonra bir duvarda karşınıza çıkar ve şairi de Epiktetos’tur. En az iki bin yıllık olan bu şiirin orijinalinin hemen karşısında bu Türkçe çevirisini görebilirsiniz. Muhteşem ötesi bir doğa çeşitliliğine ve yaban hayatına sahip bölgede kamp yapmak oldukça keyifli olacaktır inanın bana. 🙂 Burasıyla ilgili anlatılacak şeyler bu yazıda bitmez, kendiniz gidip keşfedin, pişman olmayacaksınız.

    12- Ada Camping / Kuşadası

    Ve gelelim yaşadığımız cennetteki kamp önerime! Tatlıyı sona sakladım. 🙂 Kuşadası Sevgi Plajı’ndaki 25 dönümlük koruluktaki Ada Camping 2021 yılında kamp alanına döndürüldü. Daha öncesinde kıymeti bilinmeyen ve hor kullanılan bir alandı burası. Aydın Büyükşehir ve Kuşadası Belesiyesi işbirliği ile muhteşem bir kamp alanına dönüştürüldü. 24 adet karavan alıyor. Standart çadırları kiralayabileceğiniz gibi 15 adet VIP çadırdan da kiralayabiliyorsunuz. VIP çadırları bir otel odası gibi düşünebilirsiniz, yatağı, gardrobu vesaire her ihtiyacınız için tasarlanıp dekore edilmişler. Ayrıca kendi çadırınızla da gelebiliyorsunuz. Etrafı çitle çevrili, güvenlik kameraları ve güvenlik ekipleri ile son derece güvenli bir kamp alanı. İçerisinde Kayıtlı Giriş Sistemi, Snack Bar, Beach Club, Araç Formunda Yiyecek & İçecek Standları, “Ege Et Mangal” Satış Alanı, “AdaMarket Bahçem” Satış Alanı, Bakkal, Otopark, Ortak Mutfak Alanları (Pişirme ve Bulaşık Ünitesi), Ortak WC/Duş/Soyunma Kabinleri, Özel WC/Duş/Soyunma Kabinleri, Kiralık Kasa, Kiralık Mini Buzdolabı, Kiralık Çamaşır Makinaları, Standart Çadır için Elektrik Ünitesi, Karavanlar için Elektrik, Tatlı Su ve Kanalizasyon Bağlantı Noktaları (uluslararası standartlarda), Karavan Bölgesi için WC/Duş İstasyonları, Bulaşık Yıkama İstasyonları, Kamp Alanı Aydınlatması, Ayrıştırılmış Çöp Konteyneri, Tüp, Mangal, Sünger Yatak ve Yastık Kiralama, Bulaşık ve Çamaşır Yıkama İstasyonları, Yoga ve Spor Alanı, Çocuk Oyun Alanı, Okuma-Dinlenme-Eğlence Alanı ve Kamp Ateşi Etkinliği, Resepsiyon Binası, Çay/Kahve Servis Alanı, Ücretli; Tabldot Yemek ve Fast Food Servisi, Gözleme Yeri,  Pide Fırını gibi hizmetleri mevcut. Yok yok yani. 🙂 Tuvalet ve duşların temizliği sürekli yapılıyor. Okaliptüs ağaçlarının gölgesinde, denize sıfır bir kamp alanı. Fiyatlar oldukça uygun hatta Türkiye’deki kamp alanlarının en çeşitli hizmet vereni ve en uygun fiyatlısı diyebilirim. Kuşadası’nı listenizin ilk sırasına gönül rahatlığıyla alabilirsiniz. Rezervasyon yaptırmadan yola çıkmayın.

    Bildiğim kamp alanlarını dilim döndüğünce derleyip sizlere anlatmaya çalıştım, umuyorum ki kamp konusunda ihtiyacı olanlara gerekli bilgileri sağlayabilmişimdir. Önereceğiniz kamp alanları varsa yoruma bırakabilirsiniz.

    Okuduğunuz için teşekkürler. 😘

    Nilay Gündüz

  • Yurtdışı Seyahatleri İçin Covid Testleri

    Yurtdışı Seyahatleri İçin Covid Testleri

    Yurtdışı seyahati yapma durumunda olup da test yaptırmak isteyenler il sağlık müdürlüklerinin belirlediği yerlerde, numune alınarak yetkilendirilmiş laboratuvarlarda ücretli olarak testlerini yaptırabiliyorlar. Yetkilendirilmiş Covid-19 Tanı Laboratuvarları listesine buradan ulaşabilirsiniz.

    Testin ücretini yaptıracağınız yerin veznesinden ödeyebilir ya da sağlık merkezinin bildireceği hesap numarasına yatırabilirsiniz. Test süreci ise şöyle işliyor;

    Adım:İl sağlık müdürlükleri tarafından belirlenen yerlerde ve belirlenen kişilerce alınacak olan PCR numuneleri, Bakanlıkça yetkilendirilmiş Covid-19 tanı laboratuvarları arasından il sağlık müdürlüğünce belirlenerek incelemeler yapılacak.

    Adım:Vatandaş olup olmadığı fark etmeksizin tüm kişiler, yurt dışına çıkışlarını gösteren belgeleri ile birlikte il sağlık müdürlüğünce belirlenen yerlere başvuracaklar. Bu esnada 250 Türk Lirası’nı da inceleme bedeli olarak verilen hesap numarasına yatıracaklar ve dekontu gösterecekler.

    Adım:Yapılan testin sonucuna E-Nabız üzerinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca bir onay istenmiyor. Eğer E-Nabız kullanmıyorsanız, il sağlık müdürlükleri tarafından belirlenen merkezlerden sonucunuzu alabilirsiniz.

    Eğer görevli olarak yurt dışına çıkacaksınız sizden ücret alınmıyor. Bunun için görev belgenizi göstermeniz gerekiyor.

    Antalya, İzmir, Dalaman ve Bodrum’daki havalimanlarında, Türkiye’den yurt dışına gidecek olanlar veya yurt dışından gelenler PCR testini ücret ödeyerek (250TL) yaptırabiliyorlar. Havalimanında test yaptırırken başvuru formunuzu, uçak biletinizi veya rezervasyonunuzu içeren belgeyi, kimlik veya pasaportunuzu ve test ücreti dekontunu göstermeniz gerekiyor.

    Bu arada ne halk sağlığı merkezlerinde ne de havalimanlarındaki test merkezlerinde PCR testi yaptırmak için randevu alınmıyor. Sıraya girip bekliyorsunuz.

    Laboratuvarın yoğunluğuna göre PCR testi sonucu için süreç değişebilir ama ortalama 2 ila 4 saat arasında sonucun verildiği söyleniyor. Eğer test pozitif çıkarsa, tanı konmadan önce emin olmak adına test 3 kere tekrarlanabilir. Test sonucu için en iyisi 1 günlük bir süreyi siz kendinize verin. Hızlı tanı testlerinde ise 15 dakika içinde sonuç elde edilebiliyor fakat aynı zamanda güvenirliklerinin daha düşük olduğu da belirtiliyor.

    PCR’ın dışında Covid-19 antikor testi de yapılabiliyor. Kısa süre içinde bu hastalığı geçirip geçirmediğiniz bu test ile öğrenilebiliyor.

    Antijen testi aktif hastalığı, akut enfeksiyonun varlığını tanımlayan bir testtir. Antikor testi ise daha önce enfeksiyon geçirip geçirmediğinizi tespit eder. Virüse karşı bağışıklık kazanıp kazanmadığınızın da bilgisini söyler.

    Testin geçerliliği ülkeden ülkeye değişebiliyor. Gideceğiniz ülkenin şartlarını detaylıca incelemelisiniz.

    Nilay Gündüz